Bir esnaf hikâyesi değil, hepimizin gerçeği

Abone Ol

Son günlerde hangi esnafla sohbet etseniz konu dönüp dolaşıp aynı yere geliyor.

Çaycı da aynı dertten yakınıyor, bakkal da, lokantacı da. Kimse "Benim işlerim çok iyi." demiyor. Herkes ay sonunu nasıl getireceğinin hesabını yapıyor.

Geçtiğimiz günlerde kahvehane işletmecilerinin çay ve şeker zamlarına yönelik açıklamalarını hepimiz okuduk. Aslında bu sadece kahvehanelerin sorunu değil. Bir ürüne gelen zam, zincirin halkaları gibi diğer bütün sektörleri etkiliyor. Marketi de, manavı da, en sonunda vatandaşı da. Çünkü gelen zamlar dönüp dolaşıp hepimize yansıyor. Elektrik artıyor, kira yükseliyor, personel giderleri çoğalıyor. Sonra da halk olarak çayın, tostun neden bu kadar pahalı olduğunu konuşuyoruz.

Vatandaş da haklı. Alım gücü düşerken cebindeki parayı daha dikkatli harcamak zorunda kalıyor. Esnaf da haklı. Artan maliyetlerle aynı fiyata satış yapması mümkün olmayınca, ister istemez bunu fiyatlara yansıtmak zorunda kalıyor. Ortaya çıkan tabloda ise memnun olan kimse yok.

Bir de bizim dışarıdan göremediğimiz bir taraf var. Dışarıdan bakınca dükkânlar açık. İşliyor mu? Evet. Müşteri geliyor mu? Evet. Ama birçok işletme artık kâr etmiyor, sadece ayakta kalmaya çalışıyor. Günün sonunda kasaya giren para; kiraya, borçlara ve faturalara gidiyor.

Büyük market zincirleri ve internet üzerinden yapılan alışverişler küçük esnafı zaten zorluyordu. Şimdi buna sürekli artan maliyetler de eklenince yük daha da ağırlaştı. Bir de küçük esnafın, AVM'lerdeki büyük mağazalar gibi fiyatlarını hızla artırma şansı yok. Çünkü aynı insanlarla neredeyse her gün göz göze geliyorlar.

Bugün şehrimizi canlı tutan sadece büyük yatırımlar değil. Ara sokaklardaki kırtasiyeler, mahalle bakkalları, kahvehaneler, terziler, lokantalar ve manavlar gibi onlarca küçük işletme de bu hayatın bir parçası.

Bu serzenişler, esnafa ayrıcalık tanınsın diye değil. Üreten, istihdam sağlayan ve vergisini ödeyen insanların yükü her geçen gün artarken buna kayıtsız kalmak doğru değil.

Ekonomi sadece rakamlardan ibaret değil. Sabah dükkânını açıp akşam hesabını yapan, ertesi günü düşünerek yaşayan insanlar var. Küçük esnafın sesine kulak vermek, aslında şehrin ekonomisine kulak vermektir…