BİTMEYEN ÇİLE, TÜKENMEYEN UMUT: AYDINSPOR

Abone Ol

Aydınspor, kurulduğu günden bu yana hep aynı sorunlarla dillere düşmüş.
Maddi sorunlar, sportif başarısızlıkları getirmiş.
Ancak o yıllardan bu zamana kadar geldiğimizde hiç kalıcı bir şeyler bırakılmamış.
Onlarca yönetim, yüzlerce yönetici gelip geçmiş.
Biri de bu kulübün kendine ait 'bir tesisi olsun, bir sahası' olsun, 'kendine ait bir stadı' olsun, 'kalıcı gelir getiren bir dükkanı olsun' dememiş.
Ya da bazıları kulübe ait gibi gösterip aslında hep kendilerinin olmuş.
Herkes kendine çalışmış.
Nasıl olmuş bu?
Kimi vakıf kurmuş, kimi dernek kurmuş bir şekilde hep kendine yontmuş.
İleride ben yoksam o da yok olsun denmiş. Herkes kendine çalışmış.
Kulübe ait bir şeyler kazandıranlar varsa bilmiyorum. Ama olanlar da yok olmuş gitmiş.
O yıllardan bu yana Süper Lig dönemi de dahil hep sezonu kurtaralım anlayışında ya da birkaç yıllık projelerle yürümüş bu kulüp.
Eski forsunu kaybedince de artık herkes elini ayağını çekmiş taa bugünlere kadar gelmiş.
Sadece elinde kalan bir arma, birkaç defter ile dosya.
Bir de her sene değişen yönetimde eksilen eski kupalar.
'Aydınspor şehrin en büyük markasıdır' sözü, sosyal medyada paylaşılan ve 100-150 beğeni alan sözden ibaret hale gelmiş. Öteye de geçmiyor artık.
Sadece bu takıma gönül bağı olan, maddi veya manevi hiçbir beklentisi olmayan, sadece bu takımı tutan kişiler, elle sayılır hale gelmiş.
Gerçekleri kabul etmek bazen zordur. Ben bu gerçeklerle her geçen sene daha iyi yüzleştim ve kabullendim. Özellikle geçen sezon ve bu sezon başı…
Sakin kafayla düşününce insan biçare kalıyor.
***
Peki ne yapalım?
Kendimizi büyük görmeyelim.
Bağırıp, çağırmayalım. Sallamayalım.
Gerçekçi düşünelim, buna göre davranalım.
Ve bekleyelim.
Bekleyelim ki birileri Aydınspor için gerçekten dertlensin ve bu işe el atıp “Haydi sıfırdan başlıyoruz” desin.
Ne kendimizi ne kulübü ne de şehrimizi rezil etmeye gerek yok.
Bu kulüp daha önce de kapandı. Aydınsporsuz yıllar da yaşandı.
Tekrar açıldı, tekrar mücadeleye girildi.
Eğer sıfırdan başlayıp her şey düzelecekse gerekirse yine kapansın.
Ama bu kez bireysel çabalarla değil, gerçek anlamda güçlü bir yönetim ve anlayışıyla geri dönsün.
Önce arazi, tesis, saha, altyapı sonra
A takım.
Uzun yıllar da geçse Mehmet Sepil, Yüksel Yıldırım, Recep Durul, Ertuğrul Doğan gibi donanımlı tecrübeli yöneticiler ya da genç ve yeni nesili ateşleyecek Menaf Kıyanç, Sinan Boztepe, Ahmet Dal, Enes Çelik gibi isimler bir gün muhakkak Aydın'da da ortaya çıkacaktır.
Bitmeyen çilemize tükenmeyen umutlarımızdan ekelim.
Ve bekleyelim.