ÇOK MU ÇOK DEĞİŞTİK ACABA?

Abone Ol

Aydın şimdilerde en fazla göç alan illerin başında geliyor. Zaman çabucak akıp gidiyor, daha dün gibi dediğimiz pek çok şey anılar arasında yerlerini alıveriyor. Dostlarımız, arkadaşlarımız, akrabalarımız, ailelerimiz bile bir yerlere savrulmuş o eski zamanların samimiyeti bitmiş yok olup gitmiş…

***

Benim yaşımda olanlar iyi bilir 30 /35 yıl öncesi yaşadığımız bu şehrin insanları arasında saygı ve samimiyet vardı, güven vardı. Küçük şeylerle mutlu olabiliyorsak bu sevdiklerimizle sanki dağlar kadar büyüyor taşıyordu. Düğünler, sünnetler, cenaze taziye evleri bu samimiyet etrafında dönüyordu. Herkes birbirinin zor anlarında yardım için koşuyor senin derdin adeta onların da derdi oluyordu. Kapı önü sohbetleri yerlere yayılan kilimlerin üzerinde çay ve ikramlarla süsleniyordu. Hele ki Aydın'ın meşhur sıcak yaz akşamlarını hatırlayanlar iyi bilir, Vardar Pastanesi'nden alınan mis gibi enfes dondurmalarla serinlerdi insanlar.

Pınarbaşı ise başka bir alemdi o yıllarda İstanbul gazinolarını aratmayan yerel sanatçıların sahneleri şenlendirirdi. Coşkulu programlarda kimileri yerinde kimileri de sahneye çıkarak dans ederlerdi adeta düğün havası eserdi .Çocuklar balonlarla, macunlarla ve kuruyemişlerle avutulurdu.

Yaz tatillerinde çocuklar camilere gönderilir namaz sureleri ezberletilirdi. Büyüklere saygı duyan çocuklara yetişkinlerden de sevgi gösterilirdi. Komşuluklar ise daha bir başkaydı, şimdilerde kimseler kimselere selam dahi vermezken o zamanlarda komşu anneler diğer çocuklara da kendi çocukları gibi sever ve sahip çıkardı. Çocukların oyunları bile masumdu gazoz kapakları, motosiklet ve otomobil lastikleri, cam bilyeler, kauçuk sapanlar, plastik boru ile yapılan tüf tüfler, artistlerin ve futbolcuların resimlerinin olduğu sakızlı çıkartmalar ve daha neler neler…

Bazı ailelerin maddi durumları iyiydi, çocuklarına bisiklet ve başka oyuncaklar veyahut giysiler alırlardı bencillikler kıskançlıklar yoktu, paylaşım vardı. Herkes elinde sahip olduklarını severek paylaşırdı. Düşünsenize ortak kullanılan şeylerden bazılarını anımsayalım mı? (Ütü, düdüklü tencere, elektrikli mini fırın, çevirmeli telefon, züccaciye ürünleri, büyüyen çocukların ikinci el giysileri, defter, silgi, kırmızı kalem, ayakkabı özellikle lastik çizmeler ve daha bir çok materyaller)

***

Gelelim bugünlere yukarıda saydıklarımın neredeyse tamamı artık sadece anılarda kaldı. Saygı yok, sevgi ise azımsanacak kadar az. İnsanlar birbirlerinden çok uzak, bireysel yaşanıyor artık acılar, hüzünler paylaşımcılık yok bencillik derseniz ona söylenecek söz bile yok. Balık hafızalı olduk çıktık çok çabuk unutuyoruz toplumsal olayları örneğin; kadın cinayetlerini, töre cinayetlerini, depremleri, selleri, yangınları, trafik kazalarında yaşanan toplu ölümleri, haksızlıklar karşısında bir bütün olabilmeyi ve daha neler neler? Çok acı değil mi? Yazımın başında saydığım o güzellikler artık sadece anılarda olması. Umudum yok kendi adıma ne bugünden ne de yarınlardan. Sizleri bilemem ne dersiniz ve düşünürsünüz maksadım kara tablo çizmek değildi ama yine güzel bir atasözü ile yazıyı bağlayayım diyorum ''Görünen köy kılavuz istemez''…