Ekonomi

En fazla elektrik tüketen cihaz açıkladı! Beyaz eşyaları bile solladı

Yaz aylarında yüksek gelen elektrik faturalarının tek sorumlusu olarak klimalar görülse de arka planda sessizce çalışan bir başka cihaz bütçeyi adeta delip geçiyor. Mutfak ve banyolarda sürekli devrede olan bu donanım, tüketim oranlarıyla buzdolabı ve çamaşır makinesini bile açık ara geride bırakıyor. İşte faturaları sessizce kabartan o cihazın bilinmeyen etkileri ve harcamaları düşürmenin yolları...

Abone Ol

Havaların ısınmasıyla birlikte hanelerdeki enerji tüketimi tartışmalarının merkezine klimalar yerleşiyor. Ancak yapılan tüketim analizleri, faturadaki asıl büyük payın çoğu zaman gözden kaçtığını ortaya koyuyor. Dönemsel ya da belirli periyotlarla çalışan cihazların aksine, günün her saati mesai yapan su ısıtıcıları, namıdiğer termosifonlar, ev ekonomisine ciddi bir yük getiriyor. Musluk kapalı olsa bile içerideki suyu sıcak tutmak için sürekli devreye giren bu sistemler, fark ettirmeden elektrik harcamasını zirveye taşıyor.

TÜKETİMDE TÜM BEYAZ EŞYALARI SOLLADI

Enerji verimliliği üzerine yapılan çalışmalar, termosifonların anlık güç çekmekten ziyade süreklilik esasıyla çalıştığı için yıllık toplam harcamada diğer tüm beyaz eşyaların önüne geçtiğini gösteriyor. Standart evsel kullanımlara göre hazırlanan verilere bakıldığında, 100 litrelik bir termosifonun hane nüfusuna bağlı olarak yıllık ortalama 2 bin 200 ile 2 bin 900 kilovatsaat elektrik tükettiği görülüyor.

Fişi hiç çekilmeyen buzdolapları, gelişen motor teknolojileri sayesinde bu rakamın gerisinde kalırken; günlük çalıştırılan çamaşır makinelerinin tüketimi sadece birkaç yüz kilovatsaat seviyesinde ölçülüyor. Fırınlar ise kısa süreli kullanımları nedeniyle listenin en alt sıralarında yer alıyor. İklimlendirme sistemleri genel tüketimde en üst sıralarda yer alsa da günlük ev aletleri arasında termosifonlar en yüksek maliyet kalemi olarak öne çıkıyor.

KİREÇLENME FATURAYI DOĞRUDAN KATLIYOR

Termosifonların performansını ve enerji sarfiyatını belirleyen en önemli etkenlerin başında suyun sertlik derecesi bulunuyor. Türkiye'nin birçok bölgesinde şebeke sularının yüksek kireç oranına sahip olması, cihazın iç mekanizmasında ciddi hasarlara yol açıyor. Zaman içinde ısıtıcı rezistansın üzerini kaplayan kireç tabakası, ısının suya geçişini engelleyen kalın bir bariyer oluşturuyor. Kireçle kaplanan rezistans, suyu istenen sıcaklığa getirebilmek için normalden çok daha uzun süre çalışmak zorunda kalıyor. Cihazın bu zorlu ve uzun mesaisi de elektrik faturalarına doğrudan artış olarak yansıyor.

FATURAYI DÜŞÜRECEK ÜÇ HAYATİ ÖNLEM

Enerji uzmanları, cihazı tamamen değiştirmeden sadece ufak kullanım alışkanlıklarını düzenleyerek elektrik tüketimini makul bir seviyeye çekmenin mümkün olduğuna dikkat çekiyor. Tüketimi kontrol altına almak için tavsiye edilen yöntemler ise şu şekilde sıralanıyor:

  • Zaman Ayarlı Priz Kullanımı: Termosifonu gün boyu kesintisiz çalıştırmak yerine, harici bir zamanlayıcı priz ile sadece duş gibi ihtiyaç anlarından bir iki saat önce devreye girmesini sağlamak harcamaları büyük ölçüde düşürüyor.

  • İdeal Sıcaklık Sınırını Korumak: Cihazın sıcaklık ayarını 50 ile 55 derece arasında sabitlemek, gereksiz enerji harcanmasının önüne geçerken kireçlenme hızını da yavaşlatıyor. Üstelik bu sıcaklık aralığı, su deposunda bakteri oluşumunu engellemek adına en güvenli hijyen sınırı kabul ediliyor.

  • Düzenli Rezistans Temizliği: Özellikle kireçli şebeke suyuna sahip bölgelerde cihaz rezistansının yılda bir kez temizletilmesi ya da şebeke girişine filtre taktırılması, sistemin fabrika çıkışındaki verimliliğiyle çalışmasını güvence altına alıyor.