FANTASTİK FİLMCİLER MEĞER RUH BİLİMCİYMİŞ

Abone Ol

İnternette tesadüf eseri karşıma çıkan bir video dünya ve ahiret algımı büyük oranda değiştirdi. Hatta zaman zaman kendimden ürkmeme sebep oldu diyebilirim. Erhan Kolbaşı adında bir ruh bilimcinin anlattıkları geçmişten bu yana bilim kurgu ve fantastik filmlerde anlatılanlara ışık tutacak cinstendi. Filmlere, dizilere konu olan reenkarnasyon, dünya dışı varlıklar, ölüm ve ötesi gibi kavramlarla ilgili edindiğim bilgiler beni hem korkuttu hem de ufkumu açtı. Kolbaşı’nın anlattıklarına göre ruhlar dünyaya farklı formlarda defalarca gidip geliyorlar. Dünyada doğmak ruhlar aleminde ölmek, dünyada ölmek ise ruhlar aleminde yeniden doğmak demek. Bu döngü tekamül sürecinin gereği olarak sınırsız şekilde devam ediyor. Tekamülde geriye dönüş olmadığından bir ruh dünyaya insan olarak geldiyse daha düşük bilinç seviyesindeki bir canlı olarak (hayvan yada bitki) olarak gelmiyor. Eğer dünyada öğrenmesi gerekenleri öğrendiyse, bir başka deyişle sınavlarını başarıyla verdiyse daha yüksek bir bilinç düzeyine sahip bir varlık olarak başka alemlerde tekamülüne devam ediyor. Ama eğer henüz gerekli tekamül seviyesine ulaşamamışsa dünyaya tekrar tekrar gelip aynı sınavlardan geçiyor. Dünyada ölen insan öldüğünü hemen anlayamıyor. Bir süre kendini, cenaze törenini, yakınlarını izliyor ve daha sonra rehber varlıklar tarafından spatyum denilen bir yere götürülüyor. Kabir azabı olarak bildiğimiz cezalandırma yönteminin ise kabirle bir alakası yok. Ruh dünyada yaptığı kötülükleri spatyumda illüstrasyon olarak tekrar tekrar yaşıyor. Bir anlamda vicdan azabı çekiyor ve ruhlar aleminde zaman kavramı olmadığı için bu azap ona sonsuz gibi geliyor.

***

Eşcinsellere karşı zaten olumsuz algılarım yoktu. Onları bir hastalığın veya engelliliğin pençesinde olanlardan farklı görmezdim ama Erhan Kolbaşı’nın anlattıklarından sonra eşcinsel insanlarla ilgili de ufkum farklı boyutlara açıldı diyebilirim. Eğer bir ruh önceki yaşamlarında dünyaya kadın olarak geldiyse kadınlığa dair bilgileri hafızasında

biriktiriyor ve bir erkek bedeninde yeniden dünyaya gelmişse kadınsı özellikler gösteriyor. Önceki hayatlarını erkek olarak yaşamışsa da bir kadın bedeninde tekrar canlandığında erkeksi özellikler gösteriyor. Reenkarnasyonun dünya üzerinde sayısız örneği var. Hatta öyle bir olay var ki ilahi adaletin vücut bulmuş hali denebilir. Hindistan’da Titu adında bir çocuk konuşmaya başladığı andan itibaren ailesine önceki yaşamını anlatmaya başlar. Agra kentindeki evini, çalıştığı radyo dükkanını, eşini,iki çocuğunu anlatır. 25 yaşındayken silahla vurularak öldürüldüğünü söyler. Cinayetle ilgili anlattığı tüm detaylar doğrulanır ve dava açılır. Titu önceki hayatında kendisini öldüren katilin ceza almasını sağlar. Titu’nun hikayesi 1990 yılında BBC tarafından belgesel yapılmış. Bunun gibi pek çok örnek var. Bazı din alimleri reenkarnasyona karşı çıkarken bazıları kabul ediyorlar ancak kabul edenler reddedenler kadar rahat konuşamıyorlar. Devlet idarecileri de bu tür olayları infiale sebep olmaması için gizli tutmayı tercih ediyorlar. İnternetin icadından sonra artık hiçbir şeyin gizli kalamayacağı bir devirde yaşıyoruz. Kimbilir belki gelecekte bu tür bilgiler devletlerin, hükümetlerin engel olamayacağı kadar yayılır. İnsanlar ölmeden önce kainatın sırlarına erişir.