HER YAĞMURDA AYNI TABLO...

Abone Ol

Aydın’da dün ciddi bir yağış yaşandı. Yağmurun yağması değil sorun, Kuşadası, Germencik ve Söke’de sokakları sel aldı.

Bazı bölgelerde arabalar sele kapılıp gitti. Kuşadası’nda bir otelin içine kadar her yer balçık oldu.

Bu tür manzaraları her gördüğümüzde “ne kadar çok yağdı” diyoruz ama mesele sadece yağmurun çokluğu değil. Bir türlü alınamayan tedbirler. Yağmur bu toprakların gerçeği. Ama her yağmurda hazırlıksız yakalanmak bizim gerçeğimiz olmamalı.

Tabi bizler bir yandan “sularımız azalıyor, barajlar dolmuyor” diye konuşuyoruz, diğer yandan yağmur mevsiminde gelen suyu doğru yönetemiyoruz. Yağış bir anda bastırdığında su gidecek yer bulamıyor, toprak ememiyor, şehirler kaldıramıyor. Sonuç: sel, zarar, panik.

Aslında çözümlerde çok uzak değil. Yağmurların belli bir mevsimi var. Yoğun yağışların olabileceği zamanlar da belli. Buna göre önlem almak gerekiyor.

NELER YAPILABİLİR?

Dere yataklarının açık kalması, altyapının düzenli kontrol edilmesi, suyun toprakla buluşabileceği alanların korunması… Bunlar büyük laflar değil bakılınca, yapılabilir şeyler. Aynı zamanda bireysel olarak da suyu daha dikkatli kullanmak zorundayız. Çünkü bugün boşa akıttığımız su, yarın ihtiyacımız olduğunda elimizde olmayabilir.

Yağmur bizim düşmanımız değil. Aksine doğru kullanıldığında berekettir. Kişisel su tasarrufunu kendimiz sağlayabilirsek zaten önemli ölçüde su sorununu ortadan kaldırabileceğiz. Yağmur gibi bir bereketi doğru yönetemiyorsak bu da bizim sorunumuz. Kuşadası’nda her şiddetli yağmurda bir yerleri sel basıyor maalesef. Yıllardır böyle olmasına rağmen çözüm üretilmiyor.

Yağmura hazırlıksız yakalandığımızda, işte o zaman her şey zorlaşıyor. Dün Kuşadası, Davutlar, Güzelçamlı, Söke ve Germencik’te yaşananlar bize bunu bir kez daha hatırlattı. Doğayla kavga ederek değil, onu anlayarak yaşamak zorundayız.

Yağmur yağacak. Bunu önleyemeyiz ama gideceği yönü belirleyebiliriz.

Biz de artık tedbirli olmayı öğrenmeliyiz…