Yazı dizimize Söke, Koçarlı ve Germencik’te Büyük Menderes’in aşırı yağışlar dolayısıyla taşması ile meydana gelen sel felaketlerinin etkisi ve TZOB (Türkiye Ziraat Odaları Birliği) Genel başkanı Sayın Şemsi Bayraktar aşırı yağış ve sel felaketini incelemek üzere Aydın Ziraat Odaları Başkanları ile beraber saha incelemeleri ile başlamıştık.
Bu afet- her ne kadar küresel iklim değişikliği görülmediği zamanlarda da meydana gelmiş olsa da- küresel ısınma ve iklim değişikliğinin sonuçlarından birisidir.Bu tür afetler bu süreçte daha sık görülecektir. Yıllık yağışların önemli bir bölümü-bu örnekte görüldüğü gibi- beş/on günlük süreçte meydana gelerek- tarıma yarardan çok zarar vermektedir.
Kısaca belirtelim ki Aydın’da su baskını zararının toplam alanı 220 bin dekar civarındadır.Bu da tüm Aydın tarım alanlarının yedide birine karşılık gelmektedir.
Konumuza dönelim: Dünyanın ısınma ve soğuma evreleri zaman içinde dünya ikliminin değiştiğini göstermektedir. Buradan hareketle iklimde uzun yıllar boyunca görülen değişimlerin doğal süreçleri içerdiği söylenebilir. Geçmişte yaşanan bu süreçler, “iklim değişkenliği” olarak adlandırılmaktadır.
Fosil yakıt kullanımı, ormansızlaşma, yanlış arazi kullanımı ve endüstriyel süreçler gibi faaliyetler şeklinde sıralanabilecek olan insan aktiviteleri ise atmosferin bileşimini değişikliğe uğratarak iklim değişikliğine neden olmaktadır. Özellikle sanayi devriminden sonra ve ikinci dünya savaşını takip eden dönemde görülen kitlesel üretim ve ülkelerin ekonomik büyüme istekleri, artan enerji ihtiyacını gündeme getirmiştir. Bu artan enerji ihtiyacı ise fosil yakıt tüketimiyle karşılanmaya çalışılmıştır. Fosil yakıt tüketimi diğer insan faaliyetleri ile birlikte atmosferin bileşiminde doğal olarak bulunan ve sera etkisi yaratarak dünyanın yaşanılabilir bir yer olmasını sağlayan gazların atmosferik konsantrasyonlarının artmasına neden olmuştur. Atmosferdeki sera gazları gelen güneş ışınımına karşı geçirgen, buna karşın salınan uzun dalgalı (infraredkızılötesi) yer ışınıma karşı çok daha az geçirgen olması nedeniyle, dünyanın beklenenden daha fazla ısınmasını sağlayan ve ısı dengesini düzenleyen bu doğal süreç “sera etkisi” (Greenhouse Effect) olarak (Şekil 1) adlandırılmaktadır (Türkeş, 2001).
iklim değişikliğine bağlı olarak artan doğal afetler sonucunda ülke ekonomileri ciddi parasal kayıplarla karşı karşıya kalmaktadırlar.
İklim değişikliğinin içinde önemli ekonomik etkilere yol açacağı bir diğer sektör ise tarım sektörüdür. Tarım büyük ölçüde iklime ve hava olaylarına bağlı olarak yapılan bir faaliyet olduğu için (Bazzaz ve Sombroek, 1996),
iklim değişikliğinin tarıma etkisi diğer sektörlerden daha fazladır. Ayrıca, tarım, doğal kaynakları kullanan bir faaliyet olması nedeniyle toprak ve su kaynakları üzerinde etkilidir ve doğal kaynaklardaki değişiklikler tarımsal üretimi etkilemektedir. Tüm bu özellikler ve diğer sektörlerden farklı yapısı nedeniyle tarım, iklim değişikliğinin getireceği etkilerden daha fazla etkilenmekte ve etki genişliği daha fazla olmaktadır.
Beklenen tarımsal üretim bir yandan yüksek sıcaklıkların, diğer yandan da bu sıcaklıkların neden olduğu zararlı otlar ve haşerelerin etkisiyle azalmaktadır. Bununla birlikte yağış rejiminde görülecek değişiklikler de tarımsal üretimin azalmasına neden olurken, kurak ve yarı kurak bölgelerde yağışlarda görülecek artışlar ürün miktarında artışlara yol açmaktadır. Ayrıca orta ve yüksek enlemlerde bazı ürünlerde üretim miktarının artma olasılığı bulunmaktadır. Bu ve benzeri olumlu etkilere rağmen, iklim değişikliğinin tarım üzerindeki genel etkisinin (sıcaklıklardaki artış nedeniyle) negatif olması beklenmektedir (Nelson ve diğerler, 2009: 7).