Cumhurbaşkanının adlarını saydığı ve diğer mega projeler gerçekten Türkiye’yi sınıf atlatır. Ancak devlet bu büyük projeler için kaç para harcamıştır?
Devletin yıllardır bütçe imkanları ve hazine borçlanmalarıyla gerçekleştirdiği kamu yatırımları, AK Parti iktidarıyla Yap-İşlet-Devlet modeline dönüştürüldü.
Bu nasıl bir yöntem onu kısaca anlatayım!
Devlet hazırladığı bir projeyi Yap-İşlet modeli usulü ile ihaleye çıkarıyor. Projeler büyük olduğu için üç-beş müteahhidi bir araya gelip ihaleye katılıyor. Yüklenici firmaya krediyi hükümet temin ediyor. Yurt dışından alınan krediler hazine garantili. Devlet ile müteahhitler oturup şartlarda anlaşıyor. Yapılan inşaat köprüyse belirlenen rakamın altında köprüden geçiş olmuşsa geçmeyen aracın parasını devlet ödüyor. Havaalanına gitmeyen vatandaşın parasını da devlet bütçeden karşılıyor. Bütün bu sözleşmelerin dolarla yapılması riski büyütüyor.
Türkiye ekonomisi için şimdiden büyük kara delik oluşturdu. 25-30 yıllık süreç içinde ise bütçede büyük açıklar oluşacak. Müteahhitlerle yapılan anlaşmaların dolarla olması hükümeti büyük sıkıntıya sokacak.
Bütün bu yatırımları özel sektör yapıyor, ama müteahhitlere kaynağı devlet temin ediyor ve özel sektör projeyi tamamlıyor, sonra da bu işletmeleri yıllarca işletiyor. 20-30 yıl işletme süresi boyunca devlet yol ve köprülere araç, hastanelere hasta, hava alanlarına yolcu garantisi veriyor. Yani köprüden geçmeyen aracın havaalanına gitmeyen vatandaşın parasını bütçeden karşılamaya başlıyor.
AK Parti iktidarının bu güne kadar yaptığı yatırımları hep müteahhitler üstlendi. 25 veya 30 yılı dolduran şirket, yatırımı devlete teslim edecekler. Bu güne kadar onlarca büyük projeler gerçekleştirildi. Ancak bu projelerin bir çoğu tahmin edildiği gibi ilgi görmedi. Mesela yeni hizmete giren 135 bin araç garantili Osmangazi ve Avrasya tüneli fiyatın yüksek olması nedeniyle yeterince ilgi görmedi. Ancak firmalarla yapılan anlaşmalar çerçevesinde 3. Köprüde 3 dolar. Avrusya tünelinde 4 dolar ve Körfez geçişinde 35 dolar ödeyecek. Bu garantiler 25-30 yıl süreceği için devlet bütçesi dolarla yapıldığı için kur arttıkça bütçenin yükü, borçlanma ve zamlarla giderek bütçe açıklarına neden olacak.
Osman Gazi köprüsü geçidi:
Araç başına 120 lira olması hesaplandı. Ancak bu fiyat araçların geçmeyeceği anlaşılınca fiyat 85 liraya düşürüldü. Devlet şirkete hergün 3.7 milyon lira para ödüyor. Bu miktar parayı 22 yıl boyunca her gün ödeyecek.
Bir çok büyük yatırımda durum hep aynı. Havaalanına gelmeyen yolcu, Osmangazi köprüsünden geçmeyen araç, Marmaray geçidinden geçmeyen araçların, hastaneye gitmeyen hastaların bedelini 25-30 yıl boyunca devlet ödeyecek. Osmangazi köprüsü başlı başına bir karadelik. Müteahhit firmayla bu köprüden günde 135 araç geçecek diye sözleşme yapmış. Ancak geçen araç sayısı 65 bin civarından yukarıya çıkmayınca devlet sadece bu köprü için müteahhide gün de 3 trilyon 700 milyar parayı ödüyor. Devlet yukarıda belirttiğim gibi, 22 yıl boyunca 3 trilyon 700 milyar lirayı hergün ödeyecek.
Cumhurbaşkanı ne diyor? Özgürlük Avrasya tünelinde ve Osmangazi köprüsünden diyor.
Avrupa’nın en büyük havaalanı ve en büyük ve uzun köprülerini yaptık diye yabancılar bizden kıskanıyorlarmış. Bizden neden kıskansınlar? Yapılan bütün yatırımlar, Türkiye için birer karadeliktir. Yıllar içinde büyük bütçe açıkları olacaktır. Türkiye büyük bütçe açıklarını yıllardır veriyor. Ama Batı ülkelerinden gelen kaynaklarla açıklar kapatıldı. Ancak dünyadaki pare bolluğu artık tarihe karıştı. Türkiye 15 yılda 673 milyar dolar dış ticaret açığı verdi. Aynı dönem içinde ise yaklaşık 500 milyar dolar cari açık veriyor. Bu kadar açık veren bir ekonomi 14 yıl boyunca yoluna nasıl devam etti? Yabancılardan alınan borç miktarı ise 301 milyar dolar. 14 yıl boyunca gelen para miktarı 556 milyar dolar. Yabancılar bu miktar parayı da kendi ülkelerine transfer ettiler.Yani bu sistem hiç duraksamadan devam etti. Ama 2015’ten beri derya bitti. Doğrudan yatırımlar azaldı. Artık sıcak para da eskisi gibi gelmiyor. Bu nedene dayalı olarak dolar kuru sürekli artıyor. Reel sektör döviz ihtiyacını karşılamakta zorlanıyor.Cumhuriyet tarihinin en ağır kutuplaşma süreçlerinden birini yaşayan Türkiye’de pek çok alanda ayrışan vatandaş, son dönemde yaşanan sürecin bir ekonomik kriz olduğuna inanmaya başladı.
BAŞKANLIK TARTIŞMALARI
Türkiye’nin yüzde 61.3 hükümetin ekonomi politikalarında başarısız buluyor. Bu araştırma Kadir Has Üniversitesi tarafından gerçekleştirildi. Bu araştırma sonuçları Türkiye genelinde İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve diğer 26 ilinde ve yüz yüze yapılan görüşmeler sonucunda belirlendi.Araştırmaların önemli sonuçlarından biri de partili Cumhurbaşkanına ilişkin görüşler oldu. Ancak vatandaşın Başkanlık sistemine desteği yüzde 43 oldu.