SENDİKALAR VE SİYASET

Nazilli'de Belediye Başkanı Kürşat Engin Özcan'ın Ak Parti'ye geçmesinden sonra tahmin edilen değişiklikler yavaş yavaş başladı. Önce CHP ve İYİ Partili başkan yardımcılarının yerine AK Partili olanlar geldi. Bunda şaşılacak birşey yok. Elbette her parti sahip olduğu kurumda kendi ekibini kurmak,kendi yol arkadaşlarıyla yürümek ister. Bu her zaman böyle olmuştur. Ancak sivil toplum kuruluşlarının siyasetin hakimiyet alanında olmasını doğru bulmuyorum. Belediye işçileri geçtiğimiz gün Belediye -İş sendikasından istifa ederek Ak Parti'ye yakınlığıyla bilinen Hak -İş Sendikası'na geçtiler. Başkan Özcan'ın transferinden iki ay sonra gerçekleşen bu olay CHP'lilerin dikkatini çekti. Eski il başkanı Ali Çankır, Başkan Özcan'ın işçiler üzerinde baskı kurduğunu, bu sebeple Hak- İş'e geçtiklerini iddia etti. İşçiler ve Başkan Özcan elbette bu iddiayı yalanladılar. Özcan işçiler üzerinde baskı kurdu mu kurmadı mı orasını bilemem. Zaten böyle bir tablo bize hiç yabancı değil. Sivil toplum kuruluşları üzerinde siyasetin etkisi her zaman gözle görülür şekilde mevcuttu. Gerek kamuda gerekse özel sektörde emekçilerin haklarını korumakla görevli sendikalar siyasi görüşlerine göre sınıflara ayrılırlar ve tutumlarını şekillendiren de büyük ölçüde siyasi görüşleri olur. Bir dereceye kadar bunu da kabul ettik diyelim ama asıl mesele şurada başlıyor: Bazı emekçiler çalışma hayatında avantaj elde etmek veya zaten hak ettiklerini alabilmek için hakim siyasi anlayışa tabi sendikalara üye oluyorlar veya yapılıyor. Yani siyaset gücünü kullanarak her alanda hakimiyet sağlamayı başarıyor.