Malgaç Çayı ve Jeotermal!

Abone Ol

Önce şu bilgiyi verelim.

Sultanhisar Malgaç çayı üzerinde DSİ tarafından yüksekliği 41 m olan gölet inşaatı yapılıyor. Göleti yapmaktaki hedef ne?Bu gölette depolanacak 1 milyon 776 bin metreküp su ile 1520 dekar verimli tarım arazisi sulanacak.

***

Bir başka bilgi…

Yörük Ali Efe ve arkadaşları 16 Haziran 1919 tarihinde Sultanhisar ile Atça arasındaki Malgaç deresinin üzerinden geçen, Osmanlı’nın ilk demiryolu olan İzmir-Aydın demiryolu üzerindeki Malgaç demiryolu köprüsü yanındaki Yunan karakoluna baskın yaparlar.

Tarihe Malgaç Baskını olarak geçen Efelerin bu kahramanlığı ile köprüyü korumakla görevli 20 kişilik üstün donanımlı ve makineli tüfeklerle güçlendirilmiş Yunan müfrezesi, topyekûn imha edilir. Ve de bu baskın, işgal kuvvetlerine karşı Batı ve Güney Anadolu’da düzenli, bilinçli ve millî şuurla düşmana yapılan ilk baskın olarak kabul edilmektedir.

***

Meslektaşım, çalışma arkadaşım gazeteci Eray Ekşi ile geçen ay Bozdoğan’a gittik. Oradan Yenipazar’a geçtik. Yol üzerinde doğamızın güzelliğini, Akçay Vadisi’nde baharda gördüğümüz yavru leyleklerin Afrika’ya göç ettiğini, yolumuza çıkan küçük bir sincabın asfaltta korkmadan beklediğini konuşuyorduk.

***

Nitekim…

Sultanhisar’ın girişine yaklaştığımızda bir baktık ki, aman Allah’ım o da ne Malgaç Çayı sanki buhar kazanı gibi olmuş.Bu buhar nereden geliyor peki?Köprünün hemen üst tarafından bir jeotermal sondaj kuyusu açılıyor. Yine yakınında bir jeotermal elektrik üretim santralı kuruluyor.Jeotermal sıcak su, o kuyudan hovardaca, sanki “bütün her şey bizim için” diye düşünen santralı kuran anlayış tarafından bırakılmış. Buradan bunun gibi daha birçok yer sayabilirim.

***

Öyle bir jeotermal sıcak su ki, buhardan genzimiz rahatsızlandı.

Manzaranın en dikkat çekici yeri ise şuydu:

Dereden akan jeotermal sıcak su, yan taraflardaki toprağı yakmış, resmen zift gibi siyahlaştırmış! Yani bir bakıma hem insan hem de doğa için zehir!Gelmek istediğimiz nokta işte tam da bu.Bu zehri hem nefes hem de toprak yoluyla insanlar, hayvanlar ve bitkiler alıyor.***--97 yıl önce işgalci Yunanlılara karşı Yörük Ali Efe ve kızanları, o baskını yaptıklarında evet o bölgeden duman yükseliyordu.

Ama o duman “özgürlük ateşinin” dumanıydı.Şimdiki ise “enerjiye teslim olmuş” toprağın dumanı.

***

Ayrıca…

Yukarısında gölet yapılıyor. Sulama amaçlı bu göletteki su, jeotermal su ile birleştiğinde o suyun kalitesi ne olur? Bir de olayı buradan bakmak lazım. O suyla ekili alanlar sulanırsa ürünlerin kalitesi ne olur? Örneğin ihracata giden tarım ürünlerinin geri dönme ihtimali olur mu?O kadar çok soru var ki!

***

Genelde şu söyleniyor. Bu jeotermal elektrik üretim santralleriyle bilmem kaç bin konutun elektrik ihtiyacı karşılanıyor.

Tamam, elektrik ihtiyaç.

Ama insan sağlığı ve doğa yoksa elektriğin hiçbir önemi yok.

***

İsteğimiz ve talebimiz şu:

Birincisi; Denetim, denetim, denetim…Kuyu sondajı sırasında çıkan sıcak su illa doğaya bırakılmak zorunda mı?

İkincisi; insan ve toprak sağlığının güvence altına alınması.

Santralın hemen dibinde Sultanhisar var.

Mantar gibi biten santrallerin yoğun olduğu Buharkent, Kuyucak, Sultanhisar, Köşk, Efeler ve Germencik halkının sağlığına bu buhar olumsuz etki yapıyor mu?

Yetkililer bu sorulara cevap vermek zorunda.

Zaten biz de cevap istiyoruz.

Ama susuyorlar. Ne kadar yazsak ta çizsek te tık yok.

Siz sustukça genzimiz yanıyor, toprağımız kararıyor!