Yazımızın başlığı ünlü şair Nâzım Hikmet'in “ Memleketimden İnsan Manzaraları “ adıyla 1939'da yazmaya başladığı, 1960'ların ikinci yarısında yayımlanabilen şiir kitabıdır.
Bugün köşe yazıma , çınar ve duayen usta yazar'ın şiir kitabından esinlenmeme neden Aydın kentindeki gördüğüm , tanık olduğum , Aydın adına yakışmasa da, “KENTİMDEN İNSAN MANZARALARI “
Çok okuyan değil, çok gezen bilir bence,
Çünkü okuyan zihinde ezberler, ama gezen beş duyusu ile öğrenir.
Okuyanın ezberindekiler belki bir gün yitip gidebilir, ama gezenin beş duyusundaki kayıtlardan , biri kaybolsa , diğeri olayı mutlaka hatırlar ve hatırlatır.
Bu salgın günlerinde , malum Büyükşehir'in toplu ulaşım aracı “ sarı civcivler “ 65 üzerine yolculuk yasağı getirildi.
İşim gereği yolculuk ettiğim sarı otobüsler nerdeyse her durakta , bu yasağa rağmen yine de yaşlı kartıyla araca binmek isteyenlerle uğraşan kaptanların mücadelesi ile geçiyor seyahat.
Ya kimilerinin HES kodu karta yüklenmemiş, ya da elinde geçerli bir mazeret belgesi sunmadan sarı civcivlerin kaptanlarına derdini anlatmakla geçiyor duraklarda uzun beklemeler.
Kaptan napsın, her durakta büyük bir sebatla her yaşlı yolcuya açıklamada bulunmaktan , kendisi bitap düşüyor. Cezasını , yasağını anlatsa da, işinin görülmesini isteyen her yolcunun son kozu, “nolur bu sefer de idare et”.
Kuralsızlık kural olmuş adeta.
Hadi halisane bir nedeninin olduğunu kabul etsek de, bu HES yüklemesi ve 65 üzeri yolcu yasağı kaç aydır dillendirildi.
Teknoloji göçmeni diye nitelendirilen bu kesim maalesef, ya işi vurdumduymazlıkla, ya da umursamazlıkla sürdürmekte kararlı.
Oysa genç birine rica etse bir dakika da bitecek işlem için , kaptan dan adam kayırmacılık teklifi, her defasında , kaptanın çaresiz anlatımıyla açıklamasıyla geçiyor yolculuğun neredeyse yarısı.
Her durakta en az bir iki yolcuyu dert anlatmaktan, gözlemlediğim kadarıyla , sarı civciv kaptanlarının direksiyon başında dikkati dağıtan ve stresi artıran bu polis görevi de
çok yoruyor ,otobüsü sürerken.
Sarı civciv kaptanlarına bir moral vermek adına , her birini kutluyorum. Son derece nazik ve yaşlılarımızı kırmadan ama kendileri kırılarak , yola devam etmesi, herkesin yapacağı bir iş değil doğrusu.
Konu ulaşımdan açılmışken , bir önerim de, otobüslere ilişkin . Sarı civcivlerde , herkesin ortak beğenisi olan Aydın türküleri, enstrümantal dinlendirici müzik yayını yapmak, ve UZUN YOLCULUKLARDA OKUMAK ÜZERE AYDIN DA YAYINLANAN GÜNLÜK GAZETELERDEN BİRER TANE OTOBÜSLERDE BULUNDURMAK okuma seferberliği yapmak ne çok yakışırdı AYDIN kentine..!
Böylece boş yolculuk zamanı çok daha iyi değerlendirip, yolcuların bilgilenmesi sağlanacağı gibi, AYDIN YEREL MEDYA 'ya da bir destek olacaktır.
Aydın da bir ilk olarak , otobüslerde bir okuma seferberliği ne kadar çok ses getirir Türkiye ve hatta dünyada..! O SES TÜM ÜLKEYE , DÜNYAYA ÖRNEK OALCAK VE YAYILACAKTIR.
Kentin adı AYDIN'a , AYDIN'lılar adına da , YAKIŞAN BU DEĞİL MİDİR..?
Aydın , sarı civcivlerde okuma seferberliği ile AYDIN'LIK bir kent ve MARKA KENT olarak tanınacaktır.
Ne dersiniz Sayın ÇERÇİOĞLU ..?
İlklerin kenti AYDIN ŞEHRİ EMİNİ ,BENİ DUYUYOR MU..?
AÇ TAVUK DARI AMBARINI DELER.
Şehir içinde kibar adıyla geri dönüşümcüler , bildiğimiz kağıt ve metal toplayıcılar, öylesine çoğaldı ki, her çöp konteynerinin başında en az on beş dakikada bir biri beliriyor.ir çoğu da Türkçe bilmeyen veya az konuşan bu esmer mülteci çaresizliğindeki sevimli insanlar , Suriyeliler.
Artık sadece konteyner değil, bu mevsim zeytin ağaçlarına da ziyaret etmeye başladılar. Yıllar önce evimin önündeki kaldırıma diktiğim 3 zeytin ağacının en tepesindekilere ulaşamadığımdan ağaçta kalmışlardı. Bir sabaha karşı yağmur sesiyle uyandım. Ama çok ses gelmesi üzerine bunun yağmur değil, kaldırıma bakan yatak odamın önüne park eden arabaların tepesine düşen zeytin taneleri olduğunu anladım. Gözlerimi oğuşturup saate baktığımda sabahın beş buçuğunda, birinin elinde uzun sırıkla zeytin silkelediğini ve seslerin de arabaların tavanına düşen iri zeytin taneleri olduğunu anlayınca ışığı yaktım baktım .
Anlaşılıyor ki, gündüz keşif yaparak ağacı gözüne kestirmiş olmalı , gece sokağa çıkma yasağı kalkar kalkmaz , beşte ağaç başında..!
Hiçbir söylemeden izledim sonuna kadar, demek ki açtı, ihtiyacı vardı. Oysa gündüz gelse , izin verilmeyeceğini mi sandı ki..? Bu kutsal meyve, yerlere döküleceğine birinin ihtiyacını karşılaşın..! Ama çaresizlik işte böyle kimselere görünmeden çare üretir durumlara düşmüş.
Sokak lambalarının
ışığında, zeytinleri yerden toplayıp , sepete koyup karanlığın içinden geldiği
yere seğirtti. Hatta yan apartmandan komşunun kızı cep telefonundan kameraya çekmiş, deşifre etmek istemedim. Ne demiş atalarımız, “aç tavuk darı ambarını , aç köpek fırın duvarını deler “ benzetmek gibi olmasın..!
BEZGİN NESİL
Efeler de bir otobüs durağındayım.
gencecik bir kız , muhtemelen son günlerin en popüler ” Z nesli “ pırıl pırıl gencecik bir kızımız. Sabahın serin rüzgarında , boynuna doladığı kaşkoluyla , elleri cebinde sabah ayazında dolmuş bekliyor olmalı. Ama dost başa , düşman ayağa bakar misaliyle , değil ancak durakta oturduğum banktan göz seviyemdeki ayaklarına ilişiyor.Çoraplarında bir yazı ilgimi çekiyor.
“HİÇ MUTLU DEĞİLİM “
Gençler , işte böyle , duygularını her türlü iletişim kanalını kullanarak duyuruyorlar.Gençler hiç mutlu değil, gelecek endişesi ve tükenmişlik sendromu yaşıyorlar.
Bu gençlerin hepsi , bizimdir, geleceğimizdir, onları kaybetmeyelim.
Dertlerini dinleyelim. Ötekileştirmeyelim. İş bulamayan gençleri isyan ettirmeyelim, liyakat ilkesini uygulayarak , adil ve hakkaniyetle görevlendirme yapalım.
Aksi takdirde, bugün sadece çorap yazılarıyla tepkilerini ileten “Z nesli “ , ileride bu toplumun başına çorap örecek kaosa ve çaresizliğe sürüklemeyelim.
İşte memleketimin insanları ve hali pür melali.
Kendisi tok yatarken , aç komşusunu anlamayanların hali..!
SÖZÜN ÖZÜ :
KENDİ ACISINI HİSSEDEN CANLIDIR,
BAŞKALARININ DA ACISINI HİSSEDEN İNSANDIR.
Mehmet ÖZÇAKIR
mehmetozcakir@hotmail.com
GSM : 05427608691
P.K:110 EFELER – AYDIN