Tanrı dünyayı yarattıktan sonra henüz daha insan nesli yeryüzünde yokken mevsimleri( Sonbahar-Kış-İlkbahar-Yaz) olarak yarattı ve adlandırdı. İnsanlardan önce tüm yeryüzü hayvanlarla doluydu, yani yaşayan ilk canlılar insanlar değil hayvanlardı…
Adem ve Havva'nın yaratılmasından sonra Allah'ın emri doğrultusunda insanlar çoğalarak yeryüzünü doldurmaya başladı. Bugünkü çiftçilerin ataları olan ilk insanlar mevsimlerine göre ekip biçiyorlar ve karınlarını doyuruyorlardı. O günlerden bugünlere geldiğimizde durum çok farklı bir hal aldı. Sanayi devrimi diye adlandırılan dönem 19'uncu yıllarla birlikte başladı. Gelişen teknolojiyi beslemek kolay değildi, bunun için petrol ve linyit kömürü gibi fosil yakıtlardan sağlanan enerjiler kullanılmaya başlandı ve halen de devam ediyor. Petrolün türevleri olan; naylon ve ürünleri kısaca plastik sanayi de çok gelişti bu zaman içerisinde. Bugün atmosfere salınan sera gazlarının yüzde 90'ını maalesef bu fosil yakıtların etkileri oluşturuyor. Elbirliği ile yarattığımız bu kaosun içinde dünyamıza verdiğimiz zararları göre göre, bile bile tekrarlıyoruz. Son 60 yıldan beri dünyanın sıcaklığı artmaya devam ediyor. Sera gazlarının etkisi günden güne daha fazla görülüyor. Tarım başta olmak üzere insan yaşamını idame ettirecek tüm gereksinimleri aşırı uç hava ve iklim olaylarından ötürü karşılayamaz hale geldik. Çöllere kar yağıyor, kutuplardaki buz dağları eriyip yok oluyor, aniden çıkan hortumlar şehirleri yıkıp geçiyor, çöllerden kalkan ve havaya karışan tozlar binlerce kilometre uzaklıklara yağmurla beraber çamur olarak yağıyor. Mevsiminde yağmayan yağmurlar nedeniyle barajlar ve göller kuruyor.
Dünyanın bazı bölgelerinde kurulu olan nükleer enerji santralleri ve onların doğaya verdiği zararları saymakla bitiremeyiz. Şunu çok iyi biliyoruz; atom çekirdeklerinin temas ettiği topraklarda yüzyıl boyunca ot dahi yetişmiyor. Şimdi yana yana şikayet ediyoruz, kendi sorumsuzluğumuzun hesabını doğadan sormaya kalkıyoruz. Tabi ki kendimizi kandırıyoruz. Zaten inatla fosil yakıtları kullanmaya devam ederse çok yakın bir süre içerisinde kıtlık ve susuzluğa bağlı toplu ölümler yaşayacağız,su ve buğday gibi temel besin maddelerimiz için savaşlar yapacağız. Şimdi gelişmiş devletlerin acilen gerekli önlemleri almalarının tam zamanı fosil yakıtlara alternatif yenilenebilir enerji kaynaklarına geçmenin vakti geldi ve geçmeden adımları atmalı. Yoksa bu koca dünya; evimiz, işimiz, aşımız, yaşam kaynağımızdan olacağız…