MÜBAREK ZAT ÖMER LÜTFİ EFENDİ

Abone Ol

Zeliha hanım Ömer Lütfi’nin emsallerine göre, tavır ve hareketleriyle çok farklı bir çocuk olduğunu anladı. Çocuktaki bu özellik hanım konağında oturan Söke mütesellimi İlyas Ağanın eşi Fatma hanımında dikkatini çekmişti ve iyi bir eğitim alması için Ömer Lütfi’yi İstanbul’a gönderdi. Eğitimini tamamlayınca Söke’ye dönen Ömer Lütfi Efendi, Koca camideki külliyede hoca olarak göreve başladı. Birkaç yıl sonra Söke Müftülüğüne getirildi.

1928 yılında çıkarılan şapka kanunu Ömer Lütfi efendiyi evine kapattı. Ölünceye kadar sokağa çıkmadı. Ama sevdikleri onu hiç yalnız bırakmadı. Hemen hemen her gün evi ziyaretlerle dolup taştı.

Ömer Lütfi Efendi’nin tercihi ne olursa olsun o alim bir adamdı ve keramet sahibi bir insandı. Odasının dört tarafı kitaplarla doluydu. Yalnız Söke’den değil, civar il ve ilçelerden birçok insan Ömer Lütfi Efendi’yi ziyaret etmeyi sürdürüyordu.

Ömer Lütfi hafızası çok güçlü din adamıydı. Bazen kendisine yöneltilen sorulara “Şu rafta görünen siyah kaplı kitabı al ve şu numaralı sayfayı aç, senin sorunun cevabı orada yazıyor” derdi.

Ömer Lütfi Efendi’nin rahle-i tedrisatından geçen Sökelilerden bazıları şunlar: “Cevat Yağdöken, Nalbant Mahmut, Gazozcu Salih, Gazeteci Hafız, Hacı Reşit Efendi ve İsa Efendi.”Ömer Lütfi Efendiye günlerden bir gün Kuşadası’ndan bir ziyaretçi geldi. Miras konusunda yardımcı olmasını istedi.Ömer Lütfi Efendi, sen bana 30 yıl önce de gelmiştin değil mi? Diye sordu.

Ziyaretçi hayretler içinde “evet geldim” dedi.

“Ben o gün sana Kuşadası’ndaki meseleyi çözemezse o zaman bana gel demiştim. Ama sen benim sözümü dinlemedin” dedi.Ailesine göre Ömer Lütfi Efendi şapka kanunu nedeniyle değil, özel nedenlerden dolayı sokağa çıkmadı. Çünkü Ömer Lütfi efendi aydın bir insandı.

Nitekim Atatürk, 1924 yılında Söke’yi ziyaret ettiğinde onu karşılayanlar arasında Ömer Lütfi Efendi de vardı. Onu görünce tanıdı. Şefkat-i Esasiye okulunun bahçesinde hal ve hatırını sordu.

Demokrat Parti teşkilatının kuruluşunun gerçekleştirildiği gün (1946) Söke’ye gelen Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Ethem Menderes ve arkadaşları Ömer Lütfi Efendiyi ziyaret ettiler.

Ömer Lütfi Efendi misafirlerini bahçe kapısında karşıladı. Misafirleri sürekli oturduğu ve duvarları dolu odada misafir etti. Ömer Lütfi Efendi’nin sıcak ve şevkat dolu nur yüzü misafirleri büyülemişti. Bu sırada genç ve güzel bir kız misafirlere kahve ikram etti.

Celal Bayar! “Genç kız torunun mu” diye sordu.

Ömer Lütfi Efendi gülümsedi “hanım kızımız Söke eşrafından Sabri Şanlı’nın kızıdır, adı Neriman” diye cevap verdi.

Bayar: “Üstad hangi Medresede ilim tedris ettiniz?”

“Çok küçük yaşta merhum Söke mütesellimi İlyas Ağa’nın zevcesi Fatma hanım, benim İstanbul’da Fatih Medresesinde eğitim görmemi istemiş. Onun isteği doğrultusunda İstanbul’a gittim. Orada 10 yıl ders aldım. Sonra Söke’ye döndüm.”

Bayar! Üstadım çok hassas bir konu ama sormadan edemeyeceğim. Kendinizi niye eve kapattınız?

Ömer Lütfi Efendi Celal Bayar’ın sorduğu soruyu soğukkanlılıkla karşıladı. Eliyle sakalını sıvazladı. “Sökeli bir çok kişi benim şapka kanunundan dolayı sokağa çıkmadığımı sanıyor. Ama bu doğru değil. Ortada daha başka gerçekler var. Hususiyetle Mustafa Kemal öldükten sonra Türkiye’de çok farklı rüzgarlar esmeye başladı. Yanındaki Söke’li beylere sorun Koca camiden başka kaç cami ibadete açıktı. Diğer camilere asker doldurdular, saman doldurdular. Bu ne anlama geliyor? Türkiye nerelere götürülmek istendi. Kendi kendime sorduğum soruyu yine kendim cevaplayayım. “Türkiye’de birileri” iştiraküyun rejimini kurmak istediler. Çok yanlış düşündüler. İslamiyet böyle bir rejimi kökten reddeder. Yani bu saplantı çok yanlış bir yol, iktidar geldiğinizde böyle bir idare sistemini kesinlikle benimsemeyin.”

Celal Bayar, Ömer Lütfi Efendi’nin her konuyu vakıf olduğunu hemen anladı. Yalnız din adamı değil iyi bir siyasetçi olduğunu hemen anladı. Ömer Lütfi Efendi’ye döndü, “Üstadım sözünü ettiğiniz konu uzun uzun konuşulmaya değer. Bu rejimden biz de endişe duyuyoruz.

Ancak şu çok iyi bilinsin ki, Türkiye komünizmi hiçbir zaman idare sistemi olarak seçmeyecek. Ömür Lütfi: “Beyefendi benim de temennim o. Yani sizinle aynı görüşü paylaşırım.”Bayar: “Peki muhterem… DP önümüzdeki seçimi kazanabilir mi?“Seçimi kazanacaksınız ama bu tescil edilmeyecek. Çünkü size iktidarı teslim etmeye hazır değiller. Onun için bir sonraki seçime bakan.”

Bayar: “Üstadım size kime oy vermelerini tavsiye edeceğim.”Bayar, Menderes ve yanındaki zevat Müftü Ömer Lütfi Efendi’nin evine geleli yarım saat olmuştu. Bayar ayağa kalktı. Ömer Lütfi Efendi’ye! Muhterem Beyefendi sizleri tanımak beni son derece mutlu etti. Kıymetli zamanınızı bizlere ayırdığınız için size ne kadar teşekkür etsem azdır. Allah sizin gibi yol göstericileri başımızdan eksik etmesin.

Emir Allah’ın Muhterem Bayar. O ne zaman isterse hiç itirazsız gitmeye hazırım.

Ömer Lütfi Efendi, müftülük görevini ölünceye kadar evinden sürdürdü. Öğrencileri camideki görevlerini eksik yerine getirdiler.

Ömer Lütfi Efendi Alim olmanın yanında keramet sahibiydi. Bağarası’nda kendisi gibi müdderislik görevinde bulunan Bahri Hoca, Söke’ye giden bir tanıdığına “Şu iki kavunu Ömer Lütfi Efendiye götürüver” diye ricada bulunur. Talihsizliğe bakın ki, kavunun biri yolda zayi olur. Adamcağız çok üzülür. Ama günlerden Çarşamba’dır. Pazardan bir kavun alır ve Ömer Lütfi Efendi’nin evine gidip: “Bahri Hoca size iki kavun gönderdi” demiş. Ömer Lütfi Efendi kavunların birini eline alıp koklar. “Bu aynı Bahri gibi kokuyor” der. Adamın pazardan aldığı kavunu da evirir çevirir ve koklar. “Ancak bu Bahri gibi kokmuyor” der.Kavunları getiren adam şaşkınlık içinde kalır. Ne diyeceğini bilemez. Ömer Lütfi Efendi hiç evlenmedi. Hacca da gitmedi. Ama onun yakın müridi Hacı Raşit, haç farizası sırasında ibadet ederken sağa döndüğünde onu görür. Hayali göz açıp kapanıncaya kadar kaybolur.

1949 yılında hakkın rahmetine kavuşan Ömer Lütfi efendi. Yakınlarına son vasiyeti şu olur: “Ölünce beni kadir mezarlığına defnedin. Ancak oradan mezarlık kaldırılınca beni başka yere taşımayın. Mezarımı dümdüz edin ve öylece bırakın.Ömer Lütfi Efendinin aile efradı vasiyeti yerine getirmiş, sonra gelişmeleri yakınen izlemiş. Muhterem zatın mezarı okulun batı ihata duvarının tam altına isabet ettiği görülmüş. Kıyamet gününde İsrafil sura üflediğinde mübarek zat orada uyanacak.