Geçen hafta sonu Muğlaspor Kulübü Basın Sorumlusu Berkay Göcekli kardeşimi ziyaret için Muğla'daydım.
Ege'nin bu şirin ve otantik kentini anne memleketim olması dolayısıyla belli aralıklarla ziyaret ederim. Ancak 2018'den bu yana yolum Muğla'ya düşmemişti. 3 yıllık aradan sonra gördüğüm Muğla, 'işte en yaşanılası kentlerden biri' düşüncesini zihnimde bir kez daha pekiştirdi. Bunun en birincil sebebi, doğal dokunun korunması.
***
Kentin sözüm ona 'gelişmişlik' adına beton yığınlarına, rezidanslara, devasa alışveriş merkezlerine teslim edilmemesi o kenti sevmek için çok yeterli bir neden. 'Eski Muğla' denilen, dağın yamaçlarına doğru uzanan semtlerde halen tarihi yapıları görmek, dar sokaklarda yürürken huzur bulmak mümkün. Kurşunlu Camii, Ulu Cami, saat kulesi ve daha nice ata yadigârı eser, tüm görkemliliğiyle sizleri karşılıyor. Konakaltı Kültür Merkezi de Muğla'ya yolu düşenlerin mutlaka görmesi gereken bir mekân. Tarihi binanın avluya bakan balkonundan Muğla'nın tarihi mahallelerini gözlemleme olanağına sahipsiniz.
***
Kendine has kahvehaneleri, eski evleri, fırınlarıyla Saburhane semti ise 'anlatılmaz, yaşanır' kabilinden. Bu yaz sıcağında mahallenin kahvehanesinde içilen buz gibi yayık ayranın tadı damağımızda kaldı.
Bir ziyaretçi olarak yerel yönetimi doğrusu takdir ettim. Çünkü Muğlaspor Kulübü'ne gittiğim Akyol boyunca uzayıp giden bisiklet yolu birçok kentin hasretini çektiği bir yatırım. Muğlalıların huzur ve güven içerisinde bisiklet kullanabilmesi için bu yol, beton bariyerle karayolundan ayrılmış durumda. Bisiklet kullanımının teşvik edilmesi için bu gayet yerinde olmuş.
***
Yine kent merkezi boyunca kaldırımların muntazamlığı ve kaldırımlara yerleştirilen oturma grupları da dikkatimi çekti. Temiz, muntazam ve bakımlı caddeleri gezerken tam bir uygar kent görüntüsüyle karşılaşıyorsunuz. 1999 – 2014 yılları arasında Muğla Belediye Başkanı, 2014'den günümüze ise Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Dr. Osman Gürün'ün çalışmalarını beğeniyle karşıladığımı ifade etmek isterim.
***
Tarihi yapıların korunması, yeşile ve doğaya önem verilmesi, vatandaşlara sosyal, kültürel ve sportif donatıların sunulması belki hepsinden de önemlisi çarpık yapılaşmaya izin verilmemesi kent kimliğinin korunması ve gelecek kuşaklara aktarımında olmazsa olmaz etmenler. Muğla'da gerek yöneticilerin gerekse de halkın kent kimliğinin muhafazası için çalıştığını bire bir gözlemlemek beni mutlu etti.
Muğla'nın bu doğal ve geleneksel ortamını görmediyseniz mutlaka görün derim…