OLMAYAN MADDE VE MUSUL GERÇEĞİ

Abone Ol

Atatürk, 5 Ocak 1923’de İzmit’te yaptığı basın toplantısında bir soru üzerine kürt konusuna değinerek “Kürtlük namına bir sınır çizmek istesek Türklüğü ve Türkiye’yi mahvetmek lazımdır. Dolayısıyla başlı başına bir kürtlük tasavvur etmektense bizim Teşkilatı Esasiye kanunu gereğince zaten bir tür mahalli muhtariyetler teşekkül edecektir” demişti. Ayrıca kürtlere ayrı bir sınır çizmenin doğru olmadığını belirtmişti. (Atatürk’ün bütün eserleri)

Atatürk’ün burada bir tür mahalli muhtariyetleri derhen kasdettiği 1921 Anayasasının 11. Maddesi şöyleydi: “Vilayetler mahalli işlerde manevi şahsiyeti muhtariyeti haizdir. 1921 Anayasasının 11. Maddesi 1924 Anayasasının 90. Maddesiyle kaldırılmıştır. “Vilayetler şehirler, kasaba ve köyler hükmü şahsiyetle haizdir. Görünen o ki Atatürk, o günlerde teşkilatı esasiye kanunu gereğince zaten bir tür mahalli muhtariyetler teşekkül edecek diyerek İngiltere’nin Lozan’daki Özerk Kürdistan tezini zayıflatmak istemişti. Atatürk, İzmit’teki basın toplantısında Musul’un öneminden söz etmiş ve “Musul bizim için çok kıymetlidir. Birincisi civarında sonsuz petrol kaynakları vardır. İkincisi bunun kadar önemli olan kürtlük meselesidir. İngilizler orada bir kürt devleti oluşturmak istiyorlar. Bunu yaptıkları taktirde bu fikir bizim sınırlarımız içindeki kürtlere de sirayet edebilir. Bu fikre engel olabilmek için sınırı güneyden geçirmek lazımdır. (Atatürk’ün bütün eserleri) sayfa 269-270 Atatürk, kuzeyde Irak’ta kurulacak bir kürdistan’ın Türkiye’deki kürt nüfus nedeniyle bizi tehdit edeceğini düşünüyordu. Bu projeye engel olmak için Musul’u da içine alacak biçimde sınırı kentin güneyinden geçirmek istiyordu.Sevr’in KÜRDİSTAN MADDELERİ 10 Ağustos 1920 tarihli Sevr antlaşmasının kesim III kürdistan başlığını yaşıyan 62-64. Maddeleri Türkiye’nin güneyinde Irak’ın kuzeyinde aşamalı olarak önce özerk sonra bağımsız bir kürdistan kurulmasını hükme bağlamıştı.

62. maddeye göre, sevr antlaşmasının yürürlüğe girmesinden sonraki ay içinde İstanbul’da İngiliz, Fransız ve İtalyan hükümetlerinden üçer kişilik bir komisyon toplanıp Suriye, Irak ve Türkiye sınırının kuzeyinde kürtlerin sayıca üstün olduğu bölgelerin yerel özerklik planını hazırlayacak 63. Maddeye göre, Türkiye bu komisyonların özerk kürdistan kararını kendisine bildirdikten sonra üç ay içinde yürürlüğe koymayı kabul edecekti. 64. Madde ile de açıkça bağımsız kürdistan’dan söz edilmişti. Maddelerin devamında da bağımsız kürdistan kurulduğunda Musul’daki kürtlerin de kendi istekleriyle bu devlete katılmalarına müttefik devletlerin hiçbir şekilde karşı çıkmayacakları belirtilmişti.

Sevr Antlaşmasının 145-148 maddelerinde de ırk ve dil azınlıklarından söz edilmişti. Milli mücadele kazanılınca 403 maddelik idam fermanı tarihin çöp sepetine atıldı.Genç Türk devleti, Musul’u kendi sınırları içine almayı çok istedi. Lozan’a bu inançla katıldı. Ancak 4 Temmuz 1923 konferansında Türkiye’nin güney sınırı konferansında Türkiye’nin güney sınırı çizilemedi. Bu kararın Türkiye’de yapılacak toplantıda verilmesi kararlaştırıldı. Konferansta Türkiye’yi Başbakan Fethi Okyar temsil etti. Türkiye bu konferansta da Musul’u elde edemedi. Atatürk’ün bütün amacı Türkiye sınırını Musul’un güneyinden geçirmekti. Türk heyeti bu kararını bir türlü deklere edemedi. 5 Haziran 192’da Türkiye, Irak ve İngiltere arasında Ankara antlaşması imzalandı. Türkiye-Irak sınırı çok ayrıntılı olarak çizildi. Antlaşma sınırlar konusunda süresizdi.Ankara Antlaşması Mustafa Kemal Atatürk’ü tatmin etmemişti. Meclis’te Milletvekili olan Cafer Tayyar Paşa’ya “Bir tümen oluştur ve gidip Musul’u işgal et. Seni çağırdığım zaman sakın gelme Musul’da devlet kurduğunu açıkla” dedi.

Cafer Tayyar Paşa emri harfiyen yerine getirdi. Musul’u işgal etti ve dünyaya yeni bir devlet kurduğunu açıkladı.Bu girişim, kurtuluş savaşından yeni çıkmış Türkiye’yi yeniden savaşın eşiğine getirdi. Mustafa Kemal Paşa Cafer Tayyar Paşa’ya “gel diye telgraflar çekti. Ama boşuna Cafer Tayyar Paşa yeni bir devlet kurdum” diyordu. Sonunda Ankara’dan Musul’a gönderilen kurye gerçeği Tayyar Paşa’ya anlatınca Paşa tümeni dağıtıp Türkiye”ye döndü. Ancak Ankara’ya ulaşmadan Adana garında tutuklandı ve yargılanarak hüküm giydi.

2. Dünya Savaşından sonra 29 Mart 1936 bir antlaşma daha yapıldı. Bu antlaşmada sınıra saygı gösterileceği belirtildi. 1932’de Irak’taki İngiliz mandasının sona ermesiyle Türkiye Irak arasında 1937’de Sadabat Paktıyla sonuçlanacak iyi ilişkiler kuruldu.

YANLIŞ ÖĞRETİLDİ

Yazımın başında da belirttiğim gibi, güya Ankara antlaşmasıyla Türkiye 500 bin sterlin karşılığında Musul petrollerinden alacağı paydan vazgeçmişti. Neredeyse siyasi tarih kitaplarında yıllarca bu yanlış tekrarlanıp durdu. Ankara antlaşmasının 14. Maddesi bütün gerçeği su yüzüne çıkarıyor. 14. Madde şöyle: Türkiye Irak petrol gelirlerinin yüzde 10’unu 25 yıl süreyla alacaktır. Ancak İngiltere ve Irak yetkililerinin Türkiye’ye sundukları mektupta “Türkiye isterse payını 500.000 bin sterlin nakit olarak da alabilecekti. Ancak Türkiye bu teklifi değil, 25 yıl süreyle yüzde 10’luk teklifi kabul etti.

Türkiye 1934’den 1951’e kadar petrol gelirini tahsil etti. 1955 yılına kadar petrol geliri bütçede gözüküyordu. 1955-1959 arasında ise hiç ödeme yok. Anlaşılan 1955’de Türkiye ile Irak arasında kurulan Bağdat Paktı kurulunca Menderes hükümeti alacaklarını tahsil etmedi.

1958’de Irak’da General Kasım’ın bir darbeyle iktidarı ele geçirmesinden sonra Türkiye petrol gelirini tahsil edemedi. 1958’de Genel Kasım’ın darbesiyle petrol gelirleri Türkiye’ye hiç ödenmedi. 1990 yılına geldiğimizde Irak’ta farklı rüzgarlar esmeye başladı. Bu tarihlerde Kürdistan Projesi büyük orta doğru projesi olarak gündeme geldi. BOP bir Amerikap projesiydi. Türkiye’nin bu projeye karşı büyük bir özenle Ankara Antlaşmasının sınır rejimini ve Irak’ın toprak bütünlüğünü savunması gerekirdi. Ancak Türkiye Kürdistan bölgesel yönetimini kendisine yakın bir dost olarak kabul edince 90 yıllık Ankara antlaşmasının sınır rejimi bu yakınlık nedeniyle bozuldu.