OSMANLI TOPLUMUNDA KONAR GÖÇERLER VE TARIM

Abone Ol

Osmanlı ve beylikler ekonomisinin ilk dönemlerinde en önemli ve güçlü unsur göçebeler olmuştur. .

Bu konar-göçer nüfus tükettiğinin çok üzerinde bir üretim yapmakta, üretim fazlasını ise şehir ve kasabaların gıda ihtiyacını karşılamak üzere sevk etmektedir.

Yerleşik toprak ziraatı ile beraber yüzyıllar boyunca konar-göçer ekonomisi de varlığını sürdürerek devletin en önemli tarımsal güçlerinden birisi ola gelmiştir. Ta ki iskâna zorlanana kadar…

Konar –göçerliğin özgürlüğü yanında zorlukları da fazlaca mevcut idi. Konar-göçerler siyasi, idari sosyal ve ekonomik şartlar gereği yerleşik hayata geçmeyi-çok uzun zaman alsa da- kabullendiler. Yaşama şartları iyi olan toprakları buldukları zaman yerleşik hayatın cazibesiyle yerleşmişlerdir. Yerleşik mahallerinden çoğunun yaylak- kışlak yerleri olduğu dikkati çekmektedir. Bu yerler genelde harap ve terk edilmiş yerlerin yanında idi.

Önce çadırları ile ikamet ederken zamanla muhitte bulunan maddelerden istifade ederek evler yapmışlardır ve çok defa yaptıkları evleri ve teşkil ettikleri köyü yaylağa gittikleri zaman terk etmektedirler. Bir boyun hem yaylak ve hem kışlak mahallerinde olmak üzere iki kısma bölünüp bu iki ayrı yerde hatta üç, dört yerde yerleştikleri çok görülmüştür.

Yörük ismi altında toplanan Batı ve Güney Anadolu’da bulunan oymakların büyük bir parçasının bu zamanda ( XVII. y.y.) yerleşmiş oldukları anlaşılmaktadır…

Fakat bazen oymaklar yerleşme arzularını kendi zihniyetlerine göre anlamakta, tatbik etmekte ve halletmek istemektedirler. Bu da yerli halk ile aralarında anlaşmazlık çıkmasına ve çoğu defa yerleşiklerin zarara uğramasına neden olmuştur. Yerleşenler 4–5 kişilik gruplar halinde de müsait buldukları bir yere temelli olarak yerleşiyorlar ve bunlar bazen bakir toprakları ziraata açıyorlardı.

Köylerin ahalisi, çiftlik ve ağıl sahiplerinden bazı şahıslara ait olan meşelik ve karaçalılık yere kadar uzanan dağ bayırının bir kısmına yerleşip ahalisini yerlerinden kovan Yörükler, oraya topraktan damlar inşa edip, tarlalar meydana getirip 3–4 seneden beri – yukarıda ismi geçenlerin iddiasına göre – şakavat halinde olmaları ile zikrolunan yerlerin halkının şikâyetleri üzerine, yaptıkları evler yıktırılıp İçel’e yerleştirilmeleri hakkında 1708 Mart ayında Aydın, Saruhan sancakları muhassıl-ı emvali Nasuh Paşa’ya hüküm gönderilmiştir .

Konar- göçerler hayat tarzlarına uygun olarak hayvancılıkla uğraşmaktaydılar. Bununla birlikte, bir tür basit ziraat yaptıkları da görülmektedir. Fakat bunların asıl yaptıkları iş hayvancılık dolayısıyla çobanlıktı. Sahip oldukları büyük sürüler koyun, keçi, deve, at ve hatta katır ile Osmanlı Devleti’nin bazı bölgelerinin ihtiyaçlarını gideriyorlardı. İstanbul’un et ihtiyacının bir bölümü buradan sağlanıyordu. Konargöçerlerin teşekküllerin bazıları özellikle koyunculukla ünlenmişlerdir ki bunlar arasında Yeni –İl ve Halep Türkmenlerini kaydetmek gerekir.
Koyunların hastalık nedeniyle kırılması veya eşkıya baskınları sonucunda çalınması halinde aşiretlerin, koyunculuğa dayanan ekonomik hayatları büyük sarsıntıya uğruyor, bu yüzden bazı aileler, hatta bazen aşiretlerin tamamı fakir düşüyordu. Böylece, vergilerini ödeyemeyecek duruma gelen aşiretler genellikle yeniden tahrire tabi tutuluyor veya sadece koyun ve deve sayısını tespit etmek amacıyla da tahrir yapılmıştır (1411).

Konar-göçerler ülke ekonomisine önemli bir katkıda bulunmaktaydılar. Sahip oldukları koyun ve keçi sürüleri ile iç pazarın et, süt, yağ, peynir ihtiyacını karşılıyor, ayrıca; at, deve, katır yetiştirerek ulaşım sorunlarını çözüyorlardı.
Konar-göçerler, ihtiyaçları olan ürünlerin büyük bir bölümünü takas yoluyla sağlıyorlardı. Ürettikleri hayvansal ürünleri verirler, tahıl ürünleri alırlardı. İhtiyaç fazlası olan süt, yoğurt, peynir, yağ ve yapağı gibi ürünleri kondukları yere yakın bir pazar da satar veya başka bir şeyle değiştirirlerdi. Bu nedenle konup göçtükleri yerlere yakın köy ve kasabalar, konar- göçerler için uygun bir ticaret sahası olmuştur .