GÜNCEL

Başkan Güler: Türkiye'nin enerjiye ihtiyacı var

Köşk Belediye Başkanı Nuri Güler, Mezeköy’de yaşanan jeotermal tartışmalarıyla ilgili olarak, “Türkiye’nin, devlet ve millet olarak kendi öz kaynaklarımızdan elde edilen enerjiye ihtiyacı var” açıklamasında bulundu


Köşk Belediye Başkanı Nuri Güler, ilçeye bağlı kırsal Mezeköy Mahallesi’ne yaşanan jeotermal enerji tartışmalarına ilişkin suskunluğunu bozdu.

Yeni Kıroba’ya özel açıklamalarda bulunan Güler, Türkiye’nin kendi öz kaynaklarından elde edilen enerjiden yararlanması gerektiğine işaret etti.

Bölgedeki mülk sahipleriyle görüştüğünü aktaran Güler, “Yatırımcı acele ediyor. Bir an önce yeraltındaki buhar enerjisinden elektrik elde etmek istiyor. Biliyorsunuz bu sene yalnızca enerjiden kaynaklı 50 milyar dolar bütçe cari açık verdi. Önümüzdeki yıl bu belki daha fazla olacak. Doğalgaz, dolar bazında Avrupa’da 11 kat arttı. Petrol en az 3 kat arttı. Kömür de ona keza. Belki Türkiye bu sene 70 – 80 milyar dolar daha enerjiye para ödemek zorunda. Her geçen gün artıyor. Türkiye’nin, devlet ve millet olarak kendi öz kaynaklarımızdan elde edilen enerjiye ihtiyacı var. Bunu Mezeköylü mülk sahipleriyle konuştum. ‘Anlaşmanızı tavsiye ederim’ dedim. Kendi arazilerinin kıymet takdirlerini yaptırmalarını, ona göre satmalarını tavsiye ettim. Tarım faaliyetlerini başka arazilerde yapabileceklerini söyledim. ‘Tek arazimiz burası, satmak istemiyoruz’ dediler. Enerji Bakanlığı bu konuda çok önemli düzenlemeler yaptı. Kamulaştırma yapabilirler. ‘Devlet, kamulaştırarak vatandaşın elindeki araziye, alttaki kaynaklardan istifade etmek için şirkete devredebilir’ dediğimde çok ciddiye alınmadı. Sonra süreç geçti, acele kamulaştırma kararı Resmi Gazete’de yayımlandı” ifadelerini kullandı.

“MÜLK BENİM, VERMEM DİYEMEZSİN”

Jeotermalin çevreye ve insan sağlığına karşı kanıtlanmış bir zararının olmadığını ileri süren Güler, şöyle devam etti: “Her şey bir şey söylüyor ama söylenen sözlerin birisi bugüne kadar kanıtlanmadı. O zaman böyle bir kaynaktan istifade edilmesi lazım. ‘Mülk benim vermem’ diyemezsin. Devlete ihtiyaç olduğunda toprağın bir metre altındaki bütün varlıklar devlete ait, hazinenin malı. Burada direnmenin bir anlamı yok. Bir haksızlık veya kanuni boşluk varsa, vatandaşın elindeki mala gerekli değer verilmiyorsa, sahibi oldukları mülkiyette bir zarar söz konusu olursa, haklarını alamazlarsa o zaman ben sonuna kadar arkasında olduklarımı söyledim. Arkadaşlar direnmeye devam ettiler.”

“NE YAPTIĞIMIZI BİLMEMİZ LAZIM”

Bölgedeki eylemcilerin çadır kurduğunu anlatan Güler, “Onlar çadır kurunca sol fraksiyonlar, CHP’nin yöneticileri, milletvekilleri, İYİ Partililer çadıra gelip destek vermeye başladılar. Fakat bu yapılan iş, legal değil, yasal değil. Gayri yasal. Orada gösteri yapılması için kaymakamlıktan izin alınmalı. Gösterilerini yapmak için izin alsalar, yasal bir zemini olsa ben yine onların yanındayım. Beni çağırdıklarında, 7 – 24 emirlerindeyim. Ama yasal olmayan, devletin tasvip etmediği bir eylem için çağırdılar. O nedenle baştan bu konuda mesafeli davrandık, bunu yapmak zorunda kaldık. Ukrayna’da, Suriye’de devlet zafiyete uğradı, millet perişan oldu. Devlete sahip çıkalım ki, güçlü bir şemsiye içinde yaşayalım. Devletin gücünü zafiyete uğratacak eylemlerde bulunursak bizi kim koruyacak? O nedenle ne yaptığımızı bilmemiz lazım” diye konuştu.

“TOPLASANIZ 15 KİŞİYİ GEÇMEZ”

Vatandaşların çoğunun sağduyulu olduğunu ifade eden Güler, “Orada sadece gösteri yapan insan sayısı gerçekte köylülerin içinde toplasanız 15 kişiyi geçmez. Sol örgütlerin görüntüsüne sahne oldu. Bu arada evet, vatandaşlar oradaki yasal haklarını aramaya devam ediyor. Mahkemeye yürütmenin durdurulması için müracaat ettiler. Karar çıkmadıysa oranın son sahibine teslim edilmesi lazım. yasal prosedür devam ediyor. Kamulaştırmayı iptal davası açabilirler, hala yetkileri var. Dolayısıyla hala daha hukuk tükenmiş değil. Mülk sahiplerinin hakkını koruyacak mekanizmalar var” diyerek sözlerini tamamladı.