<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Aydın Yeni Kıroba</title>
    <link>https://www.yenikiroba.com</link>
    <description>Aydın'a dair en güncel ve son dakika haberleri anında Yeni Kıroba'da. Aydın'dan siyaset, ekonomi, spor, deprem, belediye ve tüm ilçelerden anlık haberler.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yenikiroba.com/rss/cevre" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2026 Aydın Yeni Kıroba. Bu sitede yer alan tüm içerik ve veriler, Aydın'ın en güncel haber kaynağı olarak tescillidir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 11 Aug 2026 13:15:03 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/rss/cevre"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[2023'te Amazonlar'da yaşanan kuraklığın öncül nedeni küresel ısınma]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/2023te-amazonlarda-yasanan-kurakligin-oncul-nedeni-kuresel-isinma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/2023te-amazonlarda-yasanan-kurakligin-oncul-nedeni-kuresel-isinma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, geçen yıl Amazonlar'da yaşanan kuraklığın öncül nedeninin, El Nino değil beşeri faaliyetlerin yol açtığı küresel ısınma olduğunu belirledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İklim bilimcileri bir araya getiren uluslararası "World Weather Attribution" girişiminin yayımladığı raporda Amazonlar'a düşen yağışın azalmasında El Nino ve iklim değişikliğinin rol oynadığı ancak kuraklığın temel sebebinin küresel sıcaklıkların artması olduğu ifade edildi.</p>

<p>Raporu hazırlamak için bilgisayar simülasyonlarından faydalanan bilim insanları, gerçekte yaşananları, tasarladıkları programda iklim değişikliği faktörü olmadan olay akışıyla kıyasladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dün düzenlenen konferansta söz alan raporun yazarlarından Friederike Otto, "Küresel sıcaklıklar 1,2 derece daha düşük olsaydı günümüzde 50 yılda bir yaşanan iklim olaylarının meydana gelme ihtimali düşerdi. Sıcaklıkları artırmaya devam edersek düşük yağış ve yüksek sıcaklık kombinasyonuna daha sık tanık olacağız." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Raporun yazarlarından Regina Rodrigues de "Ormanlar, koruduğumuz takdirde dünyanın en büyük karasal karbon süzgeci işlevlerini sürdürecektir fakat beşeri emisyonlar ve ormansızlaştırmanın önünü kesemezsek ortaya çıkan büyük miktarlardaki karbondioksit, iklim değişikliğiyle mücadelemizi daha da zorlaştıracaktır." diye konuştu.</p>

<p><strong>2023, "Dünya'nın en sıcak yılı" olarak kayıtlara geçmişti</strong><br />
"Dünya'nın en sıcak yılı" olarak kayıtlara geçen 2023'te kurak Amazon havzasında yaşayan topluluklar, tarım ve balıkçılık faaliyetlerini sürdüremedikleri için su ve gıda yardımına ihtiyaç duymuştu.</p>

<p>Brezilya'da bulunan Tefe Gölü'ndeki su sıcaklığının 39,1 dereceye yükselmesi, türü tehlike altındaki 150 haliç yunusu ve pembe yunusun ölümüne neden olmuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/2023te-amazonlarda-yasanan-kurakligin-oncul-nedeni-kuresel-isinma</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jan 2024 17:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2024/01/amazonlar.jpg" type="image/jpeg" length="55281"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karacasuluların RES direnişi sürüyor]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/karacasulularin-res-direnisi-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/karacasulularin-res-direnisi-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karacasu’da kurulmak istenen Hacıhıdırlar Rüzgâr Enerjisi Santrali (RES) Projesi’ne karşı bölge sakinlerinin hukuk mücadelesi sürüyor. Duruşma sonrasında yapılan açıklamada, “7 köyün vatandaşını göçe zorluyorlar. Bu projenin iptalini istiyoruz” denildi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karacasu’da kurulmak istenen Hacıhıdırlar RES Projesi’ne karşı hukuksal zeminde mücadelelerini sürdüren yöre sakinleri, tarım ve hayvancılıkla geçimin olduğu bölgede yapılmak istenen bu projenin iptalini istedi.</p>

<p>Aydın 2. İdare Mahkemesi’nde görülen davanın ardından adliye önünde açıklamalarda bulunan Avukat Akın Yakan, mahkemenin bilirkişi raporuna dayanarak yürütmeyi durdurma kararı aldığını belirterek, 10 – 15 gün içinde dosyanın yeniden değerlendirilerek karar verileceğini aktardı.</p>

<p><strong>“YARGIYA GÜVENİYORUZ”</strong></p>

<p>Yakan, şöyle konuştu: “Hacıhıdırlar, RES Projesi’yle birlikte 15 tribün yapılacak. 25 tane daha mevcut tribün var Denizli RES’e ait. Projenin bitmesi halinde 35 tribünlük çok büyük bir doku hem tarımsal anlamda hem de hayvancılık anlamında olumsuz olarak etkilenecek. Karacasu’nun 5 muhtarı davacı olarak bunun iptali olarak dava açtı. Halk buradaki santralin yapılmasına açıkça karşı çıkıyor. bu santralin yapılmasıyla çok ciddi bir ekolojik kıyım gerçekleştirilecek. Yargılama süreci içinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde bu projenin yaratacağı etkiler, ziraat mühendisliği açısından, hayvan varlığı ve biyolojik açıdan, hayvancılık açısından etkiler açıkça ortaya konmuştur. Sayın Mahkeme de, Aydın 2. İdare Mahkemesi de bilirkişi raporuna dayanarak yürütmeyi durdurma kararı aldı. Mahkeme, 10 – 15 gün içinde dosyayı yeniden değerlendirerek bunun kararını verecek. Biz buradaki hukuksuzluğun, çevre katliamının mahkeme kararıyla ortadan kaldırılacağına inanıyoruz ve yargıya güveniyoruz.”</p>

<p><strong>“GÖÇE ZORLUYORLAR”</strong></p>

<p>Karacasu Ataköy sakinlerinden Birol Ekşi ise “Aydın’ın 4 köyü, Denizli’nin 3 köyünü kapsayan bölgede yapılmak istenen Hacıhıdırlar RES Projesi var. Hayvancılık, arıcılık, oradaki arazideki tüm üretimleri hiçe sayıyorlar. 7 köyün vatandaşını göçe zorluyorlar. İncir, tütün, fasulye, elma, kiraz… Bir tribünün olduğu yerde 2 bine yakın kestane ağacı var. Bunları hiçe sayıyorlar. Projenin iptalini istiyoruz” sözlerine yer verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“TARIM ALANLARI YOK EDİLMESİN”</strong></p>

<p>Aydın Çevre ve Kültür Platformu Derneği (AYÇEP) Başkanı Mehmet Vergili de “AYÇEP olarak mücadele eden köylülerimizin yanındayız. Bu bölgeler, Aydın coğrafyasının tamamı birinci sınıf tarım toprakları. Birinci sınıf tarım topraklarında yasal olarak bu tür işletmelerin yapılması uygun değil. Bu topraklar, bu haliyle RES’ten daha fazla katma değer ve vergi getiriyor. 18 – 20 bin insan tarımdan geçiniyor. Tarım alanları yok edilmesin. Arıların olmadığı bir yerde ne olur? Toprak olmaz. Yetkililere, idareye diyoruz ki, bu tür projelerden vazgeçin” değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KIVANÇ UĞUR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE, Karacasu Haberleri</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/karacasulularin-res-direnisi-suruyor</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jan 2024 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2024/01/proje-2.jpg" type="image/jpeg" length="96562"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rekor kıran deniz suyu sıcaklığı kasırgalara yol açabilir]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/rekor-kiran-deniz-suyu-sicakligi-kasirgalara-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/rekor-kiran-deniz-suyu-sicakligi-kasirgalara-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, Akdeniz'deki deniz suyu sıcaklıklarının rekor seviyelere ulaştığı ve bu durumun okyanuslardaki kasırgalara benzer şiddetli hava olaylarına neden olabileceği konusunda uyarıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AA'nın Akdeniz ekosisteminin durumu hakkında hazırladığı 2 haberden oluşan dosyanın ilk haberinde, iklim değişikliğinin etkisiyle deniz suyunda yaşanan sıcaklık artışları ve bunların atmosfer olayları ile deniz ekosistemine etkileri ele alındı.</p>

<p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, AA muhabirine, Akdeniz'in iklim değişikliğinden en fazla etkilenen bölge olduğunu söyledi.</p>

<p>İklim değişikliğinin Akdeniz'in yüzey suyu sıcaklıklarındaki etkisine değinen Salihoğlu, "Son 40 yılda Mersin Körfezi, İskenderun Körfezi gibi bölgelerde 2 derecenin üzerinde bir artış gözlemliyoruz. Bu, ülkemiz denizleri için ciddi bir sıcaklık artışı olarak öne çıkıyor. Akdeniz'deki sıcaklık artışı ortalama 1,5 dereceyi buluyor. Antalya Körfezi'nin açıklarında da benzer şekilde 1,5 derece sıcaklık artışları yaşanıyor." dedi.</p>

<p>Aralık ayı ortasında deniz yüzey suyu sıcaklığının Mersin Körfezi'nde 22, İskenderun ve Antalya Körfezi'nde ise 21,5 derece ölçüldüğü bilgisini veren Salihoğlu, bu değerlerin, bu dönemde ölçülen en yüksek rakamlar olduğunu vurguladı.</p>

<p>Ocak ayı içinde de rekor değerler ölçüldüğünü belirten Salihoğlu, "Bu yıl ocak ayında İskenderun, Mersin ve Antalya körfezlerinde 19 derece olması gereken sıcaklık ortalaması 20 dereceye yükseldi. Bu rakamlar söz konusu körfezler için tüm zamanların en sıcak ocak ayı deniz yüzey suyu sıcaklıkları oldu. İskenderun ve Mersin Körfezi'nde kasım ayı ortalaması 23 dereceyken geçen yıl kasımda 25 dereceyi, ortalaması 22 derece olması gereken Antalya ise yine kasımda hiç görmediğimiz 24,5 dereceyi gördü." diye konuştu.</p>

<p><strong>Artan sıcaklıkların deniz canlılarına etkisi</strong><br />
Yüzeyde artan tuzlulukla yoğunlaşan suyun batarak derinlerde de etki oluşturduğunu anlatan Salihoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Derin deniz genelde dengeli bir yapıya sahip, küçük sıcaklık değişimleri bile tüm yapıyı etkiliyor ve küçük değişimlerin büyük etkileri olabiliyor. Daha da korkutucusu, dünyadaki büyük akıntı sistemlerindeki genel döngüler gibi Akdeniz'de de döngüler var ve bu döngüler artan sıcaklıklarla giderek değişecek. O zaman durum ekosistem açısından daha da tehlikeli bir boyuta ulaşacak çünkü artan sıcaklıklar canlıların yaşam alanlarını değiştirmeleriyle sonuçlanabiliyor."</p>

<p>Salihoğlu, iklim değişikliğinin denizde asitlenmeye yol açtığını, bunun da özellikle bünyesinde kalsiyum içeren türlerin ya yapılarını değiştirmelerine ya da ölümlerine neden olduğunu, hatta balıkların göçlerini, üreme alışkanlıklarını değiştirdiğini aktardı.</p>

<p>Salihoğlu, şu önerilerde bulundu:</p>

<p>"İklim değişikliğinin denizler üzerindeki fiziksel etkisine bir çözümümüz yok, sıcaklıklar arttı, okyanus asitlendi. En iyi senaryoda, sıcaklık artışlarını 1,5-2 derecede durdursak bile artış bir süre daha devam edecek. Burada deniz ekosistemini güçlendirmemiz gerekiyor ve bunun tek yolu diğer baskıları azaltmak. Kirlilik, avcılık, yapılaşma gibi baskıları azaltmak, biyoçeşitliliği ve ekosistem direncini artırmak gerekiyor. Bunun yollarından biri de koruma alanlarını artırmak. Biz, 'Mevcudu koruyalım.' değil, 'Mevcudu daha sağlıklı hale getirelim.' diyoruz, çünkü mevcut sağlıksız."</p>

<p><strong>"Akdeniz'de 2040 yılında 2,2 derecelik artış öngörülüyor"</strong><br />
Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Turan Beşiktepe, denizler ve okyanusların yerküre iklim sisteminin çok önemli bir parçası olduğunu ve iklim düzenleyici rolleri bulunduğunu kaydetti.</p>

<p>İnsan faaliyetleriyle üretilen ısının yaklaşık yüzde 90'ının denizler tarafından emilerek akıntılar yoluyla dağıtıldığını ifade eden Beşiktepe, ısının bir kısmının atmosfere geri salındığı, geri kalanının denizin derin katmanlarına doğru taşındığı, bütün bu sürecin iklim sisteminin dengesinin korunması için hayati anlam taşıdığı tespitinde bulundu.</p>

<p>Bu süreç içinde yaşanan birtakım dengesizliklerin denizlere zarar verdiğine dikkati çeken Beşiktepe, "Sanayi öncesi döneme göre atmosfer sıcaklığı 1,1 derece daha fazlayken Akdeniz'de bu değer 1,5 derece. Bu eğilim devam ettiği sürece 2040 yılında 2,2 dereceye ulaşacağı öngörülüyor. Akdeniz'in batısı son 10 yılda 0,35 derece, Doğu Akdeniz ise 0,5 derece ısındı, Atlantik Okyanusu'nda ise 0,25 derece bir ısınma var. Küresel ısınmayla birlikte denizdeki buharlaşma artıyor, bu da buluttaki su miktarını ve yağışları artırıyor. Ancak Akdeniz bu genel durum içerisinde bir istisna teşkil ediyor ve Akdeniz'in genelinde özellikle kış yağışlarında azalma olacağı tahmin ediliyor." değerlendirmesini paylaştı.</p>

<p>Akdeniz'i, aşırı hava ve deniz olaylarının daha fazla olduğu batı ve daha çok ısınan doğu olarak ikiye ayırdıklarını bildiren Beşiktepe, şunları söyledi:</p>

<p>"Batı Akdeniz'de Afrika'dan gelen sıcak ve kuzeyden gelen soğuk hava kütlesi etkileşim halinde olduğu için aşırı hava olayları görülüyor ve bunun denize etkisi çok şiddetli oluyor. Bu nedenle Akdeniz'de daha önce gözlenmeyen kasırgaları gözlemlemeye başladık, okyanustakine benzer şekilde oluyorlar. Bunlar zaman içerisinde bize daha güçlü hale gelecek çünkü deniz suyu sıcaklığı arttıkça siklon şeklinde olan kasırganın şiddeti de artıyor. Akdeniz'de 150-160 kilometre hızında kasırgalar sürpriz olmayacak, Batı Akdeniz'de görmeye başladık, yakında bizim kapımızı çalacak. Şu anda bizde görülmemesinin sebebi kıyıdaki dağların dağılımıyla alakalı."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Doğu Akdeniz tropikleşme süreci yaşıyor</strong><br />
Denizdeki aşırı ısınmanın balıkların yumurtlama mevsimlerini ve stoklarını etkileyeceği, mercan kayalıklarının ve deniz çayırlarının bozulmasıyla kıyılarda su kalitelerinin bozulacağı uyarısında bulunan Beşiktepe, "Doğu Akdeniz, batıya göre daha fazla ısındığı için bir tropikleşme süreci yaşıyor. Burada yaşayan mercan kayalıkları 'soğuk su mercan kayalıkları' diye adlandırılıyor ve deniz suyu 26-27 derecenin üzerinde çıktığı zaman uyum sağlayamayarak ölmeye başlıyorlar. Akdeniz'e özgü mercan kayalıklarının önümüzdeki 15-20 yıl içerisinde yok olacağı tahmin ediliyor. Bu da bütün ekosistemi tümüyle mahvedecek." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Fırtınalar ve denizdeki taşkınlara karşı kıyılardaki yapıların ve altyapıların elden geçirilmesi gerektiğinin altını çizen Beşiktepe, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>"Küresel ısınmayı durduramadığımız sürece çok ciddi dönemler yaşayacağız, buna karşı bireysel ya da ülke olarak önlem almamız çok zor. Tek yapabileceğimiz hava olaylarına karşı tahmin mekanizmasını geliştirmek. Bunlarla yaşamayı öğrenmeliyiz, yaşam şartlarımızı düzenlememiz lazım. Doğayla baş etmemiz mümkün değil, ancak ona uygun yaşarsak hayatta kalacağız."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/rekor-kiran-deniz-suyu-sicakligi-kasirgalara-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jan 2024 18:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2023/11/deniz-20.jpg" type="image/jpeg" length="99598"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sonbahar yağışları kuraklığa ilaç oldu]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/sonbahar-yagislari-kurakliga-ilac-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/sonbahar-yagislari-kurakliga-ilac-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Hüseyin Toros, İstanbul'da bir kuraklıktan bahsedilebileceğini, bu sonbaharda normalin üzerinde yağış sayesinde barajların dolduğunu ve gelecek için bugünden tedbir alınması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin 2024 yılı yağış değerleri hakkında AA'ya bilgi veren İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, kuraklık kavramının değişkenlik arz ettiğini, bir bölgede olması gereken yağışın görülmemesi ve barajlarda yeterince su olmaması durumunda hidrolojik kuraklıktan bahsedilebileceğini kaydetti.</p>

<p>Ülkede 2020-2022 yılları arasında son 20 yılın verilerine göre normalin altında bir yağış görüldüğüne dikkati çeken Toros, "Türkiye geneli yıllık yağış ortalaması 573,4 milimetre (mm). Bu değer, 2022'de 503,8 mm, 2021'de 524,8 mm ve 2020'de 500.1 mm olarak gerçekleşmiştir. Yağış miktarının, 2020'den sonra 574 milimetrenin çok altında olduğunu görüyoruz." dedi.</p>

<p><strong>"2023 sonbahar yağışları normalin üzerinde gerçekleşti"</strong><br />
İstanbul'da 16 milyon insanın yaşadığını ve ortalama 3 milyon metreküp su kullanıldığını vurgulayan Toros, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p>"İstanbul'da 2022 Kasım ayında barajlardaki doluluk oranı yüzde 16 civarındaydı. Bu, son 10 yılın en düşük seviyesiydi. İşte bu nedenle İstanbul'da bir kuraklıktan bahsedebiliriz. Bu da 2020-2022 yılları arasında yeterince yağış alamamamızdan kaynaklanıyor. Son 2-3 yılda Anadolu'da bir kuraklık yaşandı ve İstanbul'da barajlardaki su seviyesi çok düştü. 2023 sonbahar yağışlarının normalin üzerinde gerçekleşmesi kuraklığa can suyu oldu. Bu sonbahar yağışları sayesinde İstanbul barajlarında 2023 yılında ölçülen yağış miktarı 852 mm ile son 10 yılın üçüncü büyük değerine ulaştı.</p>

<p>Türkiye geneli sonbahar yağış normali (1991-2020) 132,7 mm, 2022 sonbahar mevsimi yağışı 96,3 mm, 2023 yılı sonbahar mevsimi yağışı ise 162,6 mm olarak gerçekleşti. Ülke genelinde sonbahar yağışları normaline göre, yüzde 23, geçen yıl sonbahar mevsimine göre yüzde 69 artma gösterdi. Tüm bölgelerde yağışlarda normaline ve geçen yıl yağışlarına göre artma kaydedildi ve en fazla artış yüzde 41 ile Doğu Anadolu Bölgesi'nde gerçekleşti."</p>

<p><strong>"2024 yılı daha yağışlı başladı"</strong><br />
Yağıştaki projeksiyona göre tablonun olumlu olduğunu, Türkiye'de 2020'den bu yana yaşanan kuraklığın ardından 2024'ün yağışlı başladığını ve İstanbul'da barajların doluluk oranının şu an itibarıyla yüzde 52 seviyesine ulaştığını belirten Toros, "Bu, son 12 ayın en yüksek seviyesi. Başta İstanbul olmak üzere ülke genelinde yağışlı bir yıl bekleniyor." ifadesini kullandı.</p>

<p>Son yıllarda aşırı sıcak, aşırı soğuk ve aşırı yağış gibi ekstrem olayların yaşandığını hatırlatan Toros, "170 yıldır artan fosil yakıt kullanımı, atmosferdeki sera gazlarını artırıyor. Sera gazları güneşten gelen ve giden enerji dengesini bozuyor. Yeryüzü daha fazla ısınıyor. Isınma küresel iklim değişikliğine, buzulların erimesine, okyanusların ısınmasına, su seviyesinin yükselmesine, fırtınalara, orman yangınlarına ve kuraklığa neden oluyor. Dünyadaki sıcaklık şu anda 1900'lü yıllara göre bir derece arttı. Tahminlere göre, artmaya da devam edecek. Bir ayda yağması gereken yağışın birkaç saat içinde yağdığını görüyoruz. Üstelik bu bir anda yağan yağışlar yer altı sularını da beslemiyor. " değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>"Tedbir almazsak bir kuraklıkla karşı karşıya kalabiliriz"</strong><br />
Hüseyin Toros, Türkiye'nin su zengini bir ülke olmadığını ve kuraklığa karşı önlem alınması gerektiğinin de altını çizerek, sözlerini şöyle noktaladı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Ülke olarak, 'Suyu daha verimli nasıl kullanabiliriz?' sorusuna cevap aramamız gerekiyor. Bunun için akıllı tarıma geçilmesi ve su havzalarındaki suyun geleceğine yönelik planlamalar yapılması lazım. Uzun vadeli çözümler üretmeliyiz. En önemlisi suyu tasarruflu kullanmalıyız. Yağmur hasadı, 3 yıllık su bütçesi yönetimi, uygun bitki örtüsü seçilerek çölleşmeyi önleyebiliriz. Suya bakış açımızı değiştirebilirsek suyun her damlasının değerli olduğunu kabul ederiz ve gelecekteki olası kuraklık için şimdiden önlem almış oluruz. Gerek Anadolu'da gerekse İstanbul'da her zaman kuraklık riski olabileceğini bilerek hareket etmeliyiz. Gelecek için bugünden tedbir almazsak bir kuraklık ile karşı karşıya kalabiliriz. O yüzden çözüm bizde."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/sonbahar-yagislari-kurakliga-ilac-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jan 2024 11:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2024/01/yagislar.jpg" type="image/jpeg" length="97563"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Küresel ısınma, böcek popülasyonunda artışa sebep oluyor]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/kuresel-isinma-bocek-populasyonunda-artisa-sebep-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/kuresel-isinma-bocek-populasyonunda-artisa-sebep-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzzet Akça, "Yapılan çalışmalar sıcaklığın yıllık ortalama bir derece artmasıyla belirli böcek türlerinin nesil sayısının 2-3 kat arttığını göstermektedir." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akça,&nbsp;canlıların neredeyse üçte ikisini oluşturan böceklerin doğal dengeyi sağlamada önemli rolünün bulunduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünya genelinde tespit edilen 2 milyondan fazla böcek türünün bulunduğuna dikkati çeken Akça, "Kaba bir kıyaslama yapacak olursak bu böceklerin üçte biri zararlı, üçte biri faydalı, üçte biri nötr olarak sınıflandırılabilir. Küresel ısınma, böceklerin biyolojik yapısında meydana gelen değişikliklerden dolayı insanların böceklerle mücadelesini de olumsuz etkilemektedir." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Böceklerin hızlı çoğalabilen ve uzun yaşam sürelerine sahip canlılar olduğunu vurgulayan Akça, şöyle devam etti:</p>

<p>"Küresel ısınmanın, artan sıcaklıkların üreme kapasitelerini artırmasıyla son yıllarda böcek sayısında önemli artış olmuştur. Yapılan çalışmalar, sıcaklığın yıllık ortalama bir derece artmasıyla belirli böcek türlerinin nesil sayısının 2-3 kat arttığını göstermektedir. Bu artış, böceklerin çeşidine bağlı olarak yüzde 20 ila 30 civarında ürünlere zarar verme potansiyeline sahiptir. Tarım ürünlerine yönelik zararlar büyümekte olup küresel ısınmanın etkisiyle farklı bölgelere yayılan zararlı böcek türleri ortaya çıkmaktadır. Örneğin domates güvesi (Tuta absoluta), küresel ısınmanın etkisiyle farklı bölgelere yayılmıştır. Ayrıca önceden ülkemizde görülmeyen bir tür olan kahverengi kokarca böceği (Halyomorpha halys), 2017'de Gürcistan tarafından ülkemize girmiştir. Bu böcek, sıcaklık artışlarıyla hızla üreyen istilacı bir türdür. Sıcaklık artışları, böceklerin hızlı üremelerine, göç etme oranlarının artmasına ve yaşam sürelerinin uzamasına neden olmaktadır."</p>

<p><strong>"Böcek popülasyonunun artması, küresel ısınmayı olumsuz etkilemektedir"</strong><br />
Akça, böceklerin sadece bitkilere değil hayvan ve insan sağlığına da büyük zararlar verebileceğine işaret ederek, "Böcek popülasyonunun artması, küresel ısınmayı olumsuz etkilemektedir. Solunum yapan canlıların çoğalmasıyla atmosferdeki sera gazı çevreye daha fazla zarar verebilir. OMÜ olarak, bölgemizin en büyük sorunlarından biri olan kokarca böceğiyle mücadele kapsamında bakanlıkla yürüttüğümüz ortak çalışmalarımız mevcut. Ayrıca sıcaklık artışının böcek popülasyonuna ve doğal dengeye etkisini anlamak amacıyla münferit çalışmalar da yürütmekteyiz." diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/kuresel-isinma-bocek-populasyonunda-artisa-sebep-oluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jan 2024 17:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2024/01/bocek.jpg" type="image/jpeg" length="73627"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de kişi başına düşen ağaçlık yeşil alan miktarı 12,63 metrekare oldu]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/turkiyede-kisi-basina-dusen-agaclik-yesil-alan-miktari-1263-metrekare-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/turkiyede-kisi-basina-dusen-agaclik-yesil-alan-miktari-1263-metrekare-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğünce yürütülen, "Yeşil Kalkınma Yolunda Karbon Nötr Şehirler" projesiyle 81 ilde ağaçlık yeşil alan miktarı 99 bin 485 hektar, kişi başına düşen ağaçlık yeşil alan ise 12,63 metrekare olarak ölçüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Proje kapsamında 81 il merkezi ve ilçelerinde, daha önce envantere eklenmeyen ağaçlık yeşil alanlar belirlenerek, karbondioksit tutulumuna ilişkin ekonomik değerleri ortaya çıkarıldı.</p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, projeye ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu 2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma Devrimi hedefleri doğrultusunda çalışmalarını kararlı şekilde sürdürdüklerini söyledi.</p>

<p>Bakan Özhaseki, "Bu anlamda şehirlerin ağaçlık yeşil alan miktarları ve karbondioksit tutulumuna ilişkin ekonomik değeri de belirledik. Özellikle karbon salımlarının büyük bir kısmının ortaya çıktığı şehir merkezlerimizde kişi başına düşen yeşil alan miktarını artırmaya devam edeceğiz. Ülkemizi yemyeşil koridorlarla, millet bahçeleriyle, parklarla yemyeşil ve daha yaşanabilir hale getirmekte kararlıyız." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Yeşil Kalkınma Yolunda Karbon Nötr Şehirler</strong><br />
Türkiye'de özellikle şehirlerde yer alan ağaçlık alanlar, toplum üzerindeki olumlu ekonomik, ekolojik ve sosyolojik etkilerinin yanı sıra karbondioksit depolamaları özelliğiyle iklim değişikliğine karşı mücadelede büyük fayda sağlıyor.</p>

<p>Şehir merkezleri, ülkedeki sera gazı toplamının yüzde 70'inden sorumlu tutuluyor. Bu nedenle bu gazların, kaynağına yakın alanda etkisiz hale getirilmesi önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kapsamda hayata geçirilen "Yeşil Kalkınma Yolunda Karbon Nötr Şehirler" projesi dahilinde yeşil alanların mekansal ve alansal dağılımının yanı sıra karbondioksit tutulumuna ilişkin ekonomik değeri belirlendi.</p>

<p>Projeyle iklim değişikliği ile mücadelede doğa temelli çözümler ön plana çıkarıldı. Türkiye'nin yeşil altyapısının güçlendirilmesi için ormanlar, sulak alanlar, sazlıklar, kıyı alanları gibi yeşil alanların yanı sıra şehirlerdeki parklar, şehir ormanları, diğer açık ve yeşil alanlar ile sokak ağaçlandırması, yeşil duvar ve yeşil çatı uygulamaları, spor sahaları gibi yerler yutak alan envanterine dahil edildi.</p>

<p>Böylece, daha önce envantere dahil edilmeyen 81 il ve tüm ilçelerdeki karbon yutak alanlar ortaya konuldu. Ayrıca yerleşim yerlerinde kişi başına düşen ağaçlık alanlar metrekare olarak hesaplanarak bu alanlara ait karbondioksit tutma kapasiteleri ve ekonomik değerleri ortaya çıkarıldı.</p>

<p><strong>99 bin 485 hektar yeşil alan</strong><br />
Buna göre, 81 ilde yeşil alan miktarı 99 bin 485 hektar, kişi başına düşen ağaçlık alan miktarı ise 12,63 metrekare olarak ölçüldü.</p>

<p>Ağaçlık alanların karbondioksit tutulum miktarı ise yıllık 1 milyon 116 bin 224 ton, ekonomik değeri de yıllık 57 milyon 195 bin 331 dolar olarak hesaplandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/turkiyede-kisi-basina-dusen-agaclik-yesil-alan-miktari-1263-metrekare-oldu</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jan 2024 12:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2024/01/agac-1.jpg" type="image/jpeg" length="89476"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kuşadası Belediyesi'nden geleceğin turizmcilerine sıfır atık eğitimi]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/kusadasi-belediyesinden-gelecegin-turizmcilerine-sifir-atik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/kusadasi-belediyesinden-gelecegin-turizmcilerine-sifir-atik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğanın ve çevrenin korunmasında büyük önem taşıyan geri dönüşüm çalışmalarını titizlik içerisinde yürüten Kuşadası Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Turizm Fakültesi öğrencilerine sıfır atık eğitimi verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geri dönüşüm ve sıfır atık çalışmaları kapsamında yaşama geçirdiği uygulamalarla tüm Türkiye’ye örnek olan Kuşadası Belediyesi, başta çocuklar ve gençler olmak üzere kentte yaşayan farklı kesimlere yönelik eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarını da aksatmadan sürdürüyor.</p>

<p>Kuşadası Belediyesi bünyesinde kurulan İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından kent genelinde geri dönüşümü mümkün olan kağıt-karton, plastik, metal ve cam atıklar, atık piller, bitkisel atık yağlar ve elektronik atıkları özel tasarımlı kutu, kumbara, karekodlu kafesler, 7 farklı ayrıştırma kategorisine sahip olan ve güneş enerjisiyle çalışan elektrikli mobil atık getirme merkezleri aracılığıyla ayrı ayrı toplanarak geri dönüşüme kazandırılıyor.</p>

<p>Geçtiğimiz Kasım ayında kent genelini kapsayan Sıfır Atık Belgesi almaya hak kazanan Kuşadası Belediyesi, kent sakinlerini geri dönüşüm konusunda bilinçlendirmek için de eğitim çalışmaları düzenliyor. Bu kapsamda son olarak Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) ile iş birliği içerisinde ADÜ Turizm Fakültesi Yiyecek İçecek Bölümü 4. sınıf öğrencilerine sıfır atık eğitimi verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eğitimde EKODOSD Yönetim Kurulu Üyesi peyzaj mimarı Bilgesu Şamiloğlu, öğrencilere iklim değişikliği ve kompost yapımı üzerine bir sunum yaptı. Kuşadası Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğünde görevli çevre mühendisi Arda Coşar ise ADÜ öğrencilerini atık, çevre ve insan arasındaki ilişki; sıfır atık sistemi ve Kuşadası'nda sıfır atık sisteminin uygulanması ve izlenmesi konularında bilgilendirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER BÜLTENİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE, Kuşadası Haberleri</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/kusadasi-belediyesinden-gelecegin-turizmcilerine-sifir-atik-egitimi</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jan 2024 15:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2024/01/sifir-atik-1.jpg" type="image/jpeg" length="75620"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Kuraklığın ekonomik krizler kadar etkili olduğu" uyarısı]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/kurakligin-ekonomik-krizler-kadar-etkili-oldugu-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/kurakligin-ekonomik-krizler-kadar-etkili-oldugu-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Biyosistem Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Konukcu, iklim değişikliği ve küresel ısınma nedeniyle son 50 yılda Türkiye'deki sulak alanların yarısından fazlasının kuruduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Konukcu, NKÜ Rektörlük Senato Salonu'nda düzenlenen "Trakya Bölgesi'nde İklim Değişimine Adaptasyon İçin Nötr Arazi Bozunumu Projesi (İklimTrak)" tanıtım toplantısında, dünya nüfusunun yüzde 40'ının sağlıklı şekilde suya erişemediğini söyledi.</p>

<p>Dünyada her yıl 500 milyon ağır metalin ana su kaynaklarına deşarj edildiğini savunan Konukçu, bu nedenle çok sayıda balık, kuş ve memelinin yok olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Konukcu, Türkiye'nin de sulak alanlarının tehdit altında bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Türkiye'deki sulak alanların yarısından fazlasının kuruduğunu belirten Konukcu, şöyle konuştu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Son 50 yılda 36 göl kurudu, 14 gölümüz kuruma tehlikesiyle karşı karşıya. Türkiye'de her 6 yılda bir normal, 13 yılda bir şiddetli kuraklık yaşıyoruz. 23 milyon tarım arazimizin yüzde 72'si yağışlara bağlı. Arazilerden sadece yüzde 28'ini sulayabiliyoruz. 2000 yılında büyük bir ekonomik kriz oldu, tarımsal üretimimiz yüzde 8 civarında küçüldü. 2007'deki kuraklıkta ise yine tarım yüzde 8'e yakın küçüldü. Demek ki Türkiye'de kuraklık, tarımsal üretimi büyük ekonomik krizler kadar etkileyen bir yapıya sahip. Kırılgan bir yapıya sahip tarım sistemimiz var."</p>

<p>Türkiye'deki yağışların düzensizliğine işaret eden Konukcu, tarımda verimin, alınan yağışlara bağlı arttığını veya azaldığını kaydetti.</p>

<p>Daha sonra Konukcu, proje kapsamında yapacakları eğitim çalışmalarını anlattı.</p>

<p>NKÜ Rektörü Prof. Dr. Mümin Şahin de bilim insanlarının yapacağı her türlü çalışmaya destek vermekten mutlu olacaklarını dile getirdi.</p>

<p>İklim değişikliğine Trakya Bölgesi'nin uyumlu hale getirilebilmesi için hazırlanan proje kapsamında uzmanlar, mevcut arazilerin yapısını inceleyecek. Oluşturulacak veri tabanı, bölgedeki çiftçilere yol gösterecek.</p>

<p>Ayrıca iklim değişikliğine karşı arazi ve su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı, tarımsal üretimin devamlılığı ile taşkın risk ve zararlarının minimuma indirilmesi veya yok edilmesi için çalışmalar yapılacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/kurakligin-ekonomik-krizler-kadar-etkili-oldugu-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jan 2024 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2024/01/kuraklik-4.jpg" type="image/jpeg" length="24316"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin orman varlığı dünya standartlarına yaklaştı]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/turkiyenin-orman-varligi-dunya-standartlarina-yaklasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/turkiyenin-orman-varligi-dunya-standartlarina-yaklasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TMMOB Orman Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hasan Türkyılmaz, Türkiye'nin 2023'teki orman varlığı hedefinin yüzde 30 olduğunu belirterek, "Yüzde 29,98 ile bu rakama ulaşmış olduk." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyadaki iklim değişikliği ve küresel ısınma etkilerinin minimize edilmesi ve yeşil alanlardaki artışlar hakkında bilgi veren Orman Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hasan Türkyılmaz, çölleşme ve kuraklıkla mücadelede Türkiye'nin önemli adımlar attığını söyledi.</p>

<p>Türkyılmaz, "Geleceğe Nefes Dünyaya Nefes" ve "Cumhuriyet'e Nefes" projeleriyle Türkiye'nin ormanlaşmaya verdiği önemi ortaya koyduğunu, tüm dünyaya bir yeşillendirme örneği olduğunu aktardı.</p>

<p>Bu çalışmalar sayesinde iklim krizinin en doğru şekilde yönetildiğini belirten Türkyılmaz, ormanlaştırma kampanyalarının sürdürülmesiyle yeşil alanlarda artış yaşandığını ifade ederek, "Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün 2015-2020 raporlarına göre Türkiye orman varlığını arttıran ülkeler arasında 46'ncı sırada iken milli ağaçlandırma kampanyaları neticesinde 2020 yılında 27'nci sıraya yükseldi." bilgisini paylaştı.</p>

<p>Bu rapora göre Türkiye'nin orman varlığını arttıran ülkeler sıralamasında Avrupa'da 1'inci, dünyada ise 6'ncı sıraya yükselen bir grafiği yakaladığına dikkati çeken Türkyılmaz, orman alanlarının son 20 yıl içerisinde yüzde 29,98 oranına ulaştığını, bunun da 2,3 milyon hektarlık yeşil alana karşılık geldiğini anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkyılmaz, dünya kara parçasının yüzde 31'inin ormanlardan oluştuğunu vurgulayarak, "Türkiye'nin orman varlığında 2023 hedefi yüzde 30'du. Yüzde 29,98 ile bu rakama ulaşmış olduk. İnşallah dünya istatistiği olan yüzde 31'lik orana da en kısa zamanda ulaşacağımıza inanıyorum." diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/turkiyenin-orman-varligi-dunya-standartlarina-yaklasti</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jan 2024 11:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2024/01/orman-9.jpg" type="image/jpeg" length="93548"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geri dönüştürülen plastiklerin kullanımı halk sağlığını daha fazla tehdit edebilir]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/geri-donusturulen-plastiklerin-kullanimi-halk-sagligini-daha-fazla-tehdit-edebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/geri-donusturulen-plastiklerin-kullanimi-halk-sagligini-daha-fazla-tehdit-edebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, geri dönüşüm sürecinin ardından içinde bulunan zehirli kimyasallar nedeniyle daha tehlikeli hale gelen plastiklerin, başta kanser olmak üzere farklı hastalıklara neden olabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, dünya genelinde her yıl 500 milyar plastik poşet kullanılıyor ve 13 milyon plastik, okyanuslara atılıyor. Dakikada 1 milyon plastik şişe satılırken plastik üretimi için yılda 17 milyon varil petrol harcanıyor. Doğada yok olması yüzlerce yılı bulan plastikler nedeniyle her yıl 100 bin deniz canlısı yaşamını yitiriyor. Şişe sularının yüzde 90'ında, musluk sularının ise yüzde 83'ünde plastik partiküller bulunuyor. İnsan kaynaklı atıkların yüzde 10'unu plastikler meydana getirirken, plastiklerin yüzde 50'sini tek kullanımlık plastikler oluşturuyor.</p>

<p>Göteborg Üniversitesinden Profesör Bethanie Carney Almroth öncülüğünde bir grup bilim insanı tarafından Afrika, Güney Amerika, Asya ve Doğu Avrupa'daki 13 ülkede bulunan plastik geri dönüşüm tesislerinden alınan peletler üzerinde yapılan çalışmada, bu peletlerin üzerinde 600'den fazla zehirli kimyasal tespit edildi. Peletlerde bulunan 491 organik ve 170 geçici bileşik, pestisit, farmasötik, endüstriyel kimyasal ve plastik katkı maddesi gibi sınıflara ayrıldı.</p>

<p>Plastiklerdeki 13 binden fazla kimyasalın yüzde 25'i zararlı olarak nitelendirilirken, plastiklerin kullanım esnasında diğer kimyasalları adsorbe ettiği bu nedenle hiçbir plastiğin güvenli kategoride sınıflandırılmayacağı sonucuna ulaşıldı. Çalışmada, plastiklerdeki zehirli kimyasalların, plastiklerin geri dönüşümünü ve bertarafını zorlaştırdığı dolayısıyla geri dönüştürülmüş plastiklerin hiçbir alanda yeniden kullanımının uygun olmadığı tespitinde bulunuldu.</p>

<p><strong>"Plastikteki maddeler başka kimyasallarla bir araya gelip zehirli etki oluşturuyor"</strong><br />
Plastiklerdeki zehirli kimyasallara ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan TEMA Vakfı Bilim Kurulu Üyesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Talınlı, polimer bir madde olan plastiğin üretimi esnasında kimyasal olarak nitelendirilen çözücüler, stabilizanlar ve katkı maddeleri kullanıldığını söyledi.</p>

<p>Plastikteki tüm maddelerin tek başına olmasa bile başka kimyasallarla bir araya geldiğinde zehirli etki oluşturduğunu belirten Talınlı, "Plastiğin içindeki bu kimyasallar geri dönüşümle daha tehlikeli oluyor. Bu da geri dönüşüm sürecinde yapılan işleme bağlı. Polietilen tereftalatları diğer atıklardan ayrı bir yerde topladığınızı varsayalım. Bunları toplayan endüstri, sadece polietilen tereftalatın peletlerini yeniden üretir fakat bu esnada geri kazanmak üzere solventler kullanıp farklı maddeler eklerse hem kendi endüstrisi kirletici olacak hem de ürettiği yeni plastik artık mesela su şişesi olmayacak da oyuncak olarak çocuklar için tehlikeli olacak. Bu kimyasallar, geri dönüşümlü plastiklerin özelliklerini kazansa bile kullanım açısından birincil plastiklere göre daha tehlikelidir." dedi.</p>

<p>Tanıl, geri dönüşümün, plastik atıkların önüne geçmek için yetersiz bir çözüm, geri dönüştürme mantığıyla plastik kullanmaya devam edilmesinin de yanlış bir düşünce olduğunu ifade etti.</p>

<p>Plastik üretiminin sınırlandırılması, petrol ithalatının durdurularak çevreye dost rüzgar ve güneş enerjisi sistemlerine geçiş yapılması tavsiyesinde bulunan Talınlı, şunları kaydetti:</p>

<p>"Plastik kimyasalların hepsi tehlikelidir. Bu plastikleri toprağa gömdüğünüzde 100-200 yıl çözünmüyor. Bunun üzerine plastiklerin yüzde 5'inin içine biyobozunur plastikler yapılması için nişastalar konuldu ama yüzde 95'i kaldı. Aynı plastik kimyasalların sıvı olanları suya karıştığında yer altı sularını kirletir, oradan bu kimyasallar biyobozunur olmadıkları yani dirençli kimyasal oldukları için suyu kirletirler. Yer altı ve yer üstü suları, yağmurlar, nehirler, göller, giderek artan şekilde çevreyi kirleterek toksik ve kanserojen özellikler gösterebilirler."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Bazı kimyasalların vücuttaki yarılanma ömrü 7 yıl"</strong><br />
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz, tüm canlılar için tehdit oluşturan plastik atıkların bertarafı esnasında kullanılan bazı yöntemlerin hava, su ve toprak kirliliğine yol açarak doğrudan ve dolaylı yollarla insan sağlığını etkilediğini bildirdi.</p>

<p>Mikroplastiklerdeki zararlı kimyasalların gıda zinciri, plastik atıkların yakılması esnasında havaya salınan dioksin ve furanlar gibi kansere neden olabilecek maddelerin de solunum yoluyla insanlara geçebildiğini aktaran Yavuz, "Bunların vücutta yarılanma ömürleri 7 yıl. Plastikler hem atık yükleri nedeniyle risk oluşturuyor hem de onları gündelik hayatımızda çok çeşitli alanlarda kullanmamız nedeniyle özellikle gıda ve içecek kaplarındaki plastiğin yapısında kullanılan kimyasal maddelerin bir kısmı bu gıdalara ve içeceklere geçiyor ve bu yolla da biz kimyasalları alıyoruz." diye konuştu.</p>

<p>Plastiklerin, insan vücudundaki zararlı etkilerini uzun vadede göstermeye başladığını vurgulayan Yavuz, şu bilgileri verdi:</p>

<p>"Hormon sistemiyle ilişkili olduğu için şeker hastalığı ya da metabolik bozukluklar nedeniyle ortaya çıkabilecek vücutta şeker düzenlemelerine bağlı bozukluklar görebiliriz. Hormonların etkili olduğu üreme sistemi sorunları ortaya çıkabiliyor. Bebeklerde ve çocuklarda çeşitli gelişim sorunlarına yol açabilir, bu hem sinir hem de hormon sistemleri ile ilgili gelişim problemleri olabilir. Yine bu hormonların işin içinde olduğu kanser türlerinin de artabildiğine ilişkin endişeler söz konusu çünkü bazı kanserler hormonlarla da ilişkili. Aynı zamanda bu hormon bozucu kimyasalların obeziteye de zemin hazırlayabileceği görüşü mevcut."</p>

<p><strong>"Sıcağa maruz kalan plastiklerdeki kimyasallar gıdaya bulaşıyor"</strong><br />
Polikarbondan yapılan plastiklerdeki bisfenol grubu kimyasallara damacana, metal içecek kutuları, yiyecek ve içecek saklanan plastik kaplarda rastlanabileceğinin ve sıcağa maruz kalan plastiklerdeki bu maddelerin kolaylıkla suya veya gıdaya bulaşabileceğinin altını çizen Yavuz, plastik kaplarda yiyecek ısıtılmaması ve bu kapların bulaşık makinesinde yıkanmaması gerektiğine değindi.</p>

<p>Yavuz, vatandaşlara şu önerilerde bulundu:</p>

<p>"Her şeyden önce zorunlu değilsek plastik ürün kullanmamalıyız. Çocukları ve bebekleri plastiklerde satılan gıda ve içeceklerden uzak tutmaya çalışalım. Yemek hazırlarken cam, metal ya da porselen kullanmaya çalışmak, paketli ürünleri paketiyle birlikte değil, olabilirse cam veya porselende ısıtmaya çalışmak da önemli bir konu."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/geri-donusturulen-plastiklerin-kullanimi-halk-sagligini-daha-fazla-tehdit-edebilir</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jan 2024 17:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2024/01/geri-donusum.jpg" type="image/jpeg" length="78055"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tedavileri tamamlanan 3 caretta caretta denize bırakıldı]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/tedavileri-tamamlanan-3-caretta-caretta-denize-birakildi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/tedavileri-tamamlanan-3-caretta-caretta-denize-birakildi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın'ın Kuşadası ilçesinde tedavileri tamamlanan 3 caretta caretta denize bırakıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kuşadası açıklarında yaklaşık 6 ay önce yaralı bulunan 3 deniz kaplumbağasının, Deniz Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi'ndeki (DEKAMER) tedavileri tamamlandı.&nbsp;Birine takip cihazı takılan 3 kaplumbağa, Güzelçamlı Sahili'nde düzenlenen törenle denize bırakıldı.</p>

<p><img alt="Caretta caretta (2)" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenikirobacom.teimg.com/yenikiroba-com/uploads/2023/12/caretta-caretta-2.jpg" style="width: 869px; height: 579px;" / width="5184" height="3456"></p>

<p>DEKAMER Müdürü Prof. Dr. Yakup Kaska, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, deniz kaplumbağalarını bulundukları yerden denize bırakmayı tercih ettiklerini söyledi.</p>

<p>Kaska, "Bunlardan iki tanesi dişi genç birey, bir tanesi erkek birey. Deniz kaplumbağalarının bireylerinin her birinin önemi ayrı. Onun için erkek bireylerin korunmasına da önem veriyoruz. Üç kaplumbağamızın bundan sonraki ekosistemde, denizlerde başarılı bir şekilde yaşayacağını düşünüyoruz. Denizlerde balıkların çoğalması için bunların besinleri parçalayıp küçük balıkları beslemesi çok önemli. Bu yönüyle balıkçı arkadaşlarımız da bu kaplumbağaları gördükleri zaman, ağlarına takıldıkları zaman lütfen bize haber versinler. Tedavilerini tamamlayarak tekrar doğal ortamlarına gönderelim." dedi.</p>

<p><img alt="Caretta caretta (1)" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenikirobacom.teimg.com/yenikiroba-com/uploads/2023/12/caretta-caretta-1.jpg" style="width: 871px; height: 505.172px;" / width="4090" height="2372"></p>

<p><strong>Küresel ısınma etkiliyor</strong></p>

<p>Küresel ısınmanın bu türler üzerinde de etkili olduğunu dile getiren Kaska, şunları kaydetti:</p>

<p>"Küresel ısınma aslında yuvayı ayrı etkiliyor. Yuvadaki yumurtaların daha sıcakta gelişmesine, hepsinin dişi olmasına yol açıyor. Serin ortamda gelişirse erkeklerin ortaya çıkmasına yol açıyor. Ancak besinlerin bulunması da çok önemli. Özellikle deniz suyunun ısınmasıyla birlikte daha serin ortamlarda balıklar, yengeçler ve midyeler gibi besin ortamı bol oluyor ve kaplumbağalar bu bölgelerde de yaz, kış bulunmaya devam edebiliyor. Dolayısıyla Kuşadası, İzmir Körfezi bunların da yaşam alanları içine girdi. Hatta Kuşadası bölgesinde 10 civarında geçtiğimiz yıllarda yuvalarımız çıktı. Arnavutluk'a, Çanakkale'ye kadar yuvalarımızın olduğunu biliyoruz. Bu da küresel ısınmanın sonucunda suyun sıcaklığının onların yaşam ortamına uygun olmasından kaynaklanıyor."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekosistemi Koruma ve Doğaseverler Derneği Başkanı Bahattin Sürücü de üniversiteyle işbirliği içinde bu hayvanları korumaya çalıştıklarını söyledi.</p>

<p>Programın ardından deniz kaplumbağalarının korunmasında destek sağlayan sivil toplum kuruluşu, resmi kurumlar ve kişilere plaket verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/tedavileri-tamamlanan-3-caretta-caretta-denize-birakildi-1</guid>
      <pubDate>Sat, 16 Dec 2023 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2023/12/caretta-caretta-3.jpg" type="image/jpeg" length="59173"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Milyonluk Yeşil Dönüşüm Proje başvuruları başladı]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/milyonluk-yesil-donusum-proje-basvurulari-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/milyonluk-yesil-donusum-proje-basvurulari-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ'ler) için hayata geçirilen yeşil dönüşüm projesinde başvurular başladı. WorldBank iş birliği ve Türkiye Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda, KOSGEB ve TÜBİTAK tarafından yürütülen Yeşil Sanayi Destek Programı, KOBİ'lerin çevre dostu uygulamalara geçişini teşvik etmeyi amaçlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KOSGEB tarafından sağlanacak olan 250 milyon dolarlık bütçe kapsamında gerçekleştirilen proje, iki ayrı teklif çağrısıyla hayata geçiriliyor.</p>

<p><strong>GÜNEŞ ENERJİSİ YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROJE TEKLİF ÇAĞRISI</strong><br />
Bu kapsamda işletmeler, çatı üstü ve sanayi tesisi içerisindeki birleşik güneş enerjisi yatırımlarına 14 milyon TL'ye kadar destek alabilecekler.</p>

<p><strong>SANAYİDE TEMİZ VE DÖNGÜSEL EKONOMİ PROJE TEKLİF ÇAĞRISI</strong><br />
Bu çağrı altında ise enerji, su ve ham madde verimliliği, sürdürülebilir ve iklim dostu atık geri dönüşümü, endüstriyel simbiyoz ve döngüsel ekonomi başlıklarında hazırlanacak projelere 4 milyon TL'ye kadar destek sağlanacak.</p>

<p>Yeşil Sanayi Destek Programı ile KOBİ'lerin çevresel sürdürülebilirlik ve verimlilik konularında güçlenmeleri, uluslararası rekabet güçlerini artırmaları hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Detaylar ve başvuru için&nbsp;<a href="https://www.kosgeb.gov.tr/site/tr/genel/detay/9029/turkiye-yesil-sanayi-projesi?fbclid=IwAR3HkIMh4oj8nmSdboj6jTkVl7owIrLKetVTvBohRj3mPLZKgJMg2j4ICxI" rel="nofollow">https://www.kosgeb.gov.tr/site/tr/genel/detay/9029/turkiye-yesil-sanayi-projesi?fbclid=IwAR3HkIMh4oj8nmSdboj6jTkVl7owIrLKetVTvBohRj3mPLZKgJMg2j4ICxI</a><br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>SEZGİN MADRAN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/milyonluk-yesil-donusum-proje-basvurulari-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Dec 2023 14:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2023/12/proje.jpg" type="image/jpeg" length="54829"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kuş cenneti Bafa Gölü eski manzarasına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/son-yagislarla-su-seviyesi-yukselen-kus-cenneti-bafa-golu-eski-manzarasina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/son-yagislarla-su-seviyesi-yukselen-kus-cenneti-bafa-golu-eski-manzarasina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında etkili olan kuraklık nedeniyle suların çekildiği Bafa Gölü'nün, yağışlarla eski haline dönmeye başlaması, çevre sakinleri ve balıkçıları sevindirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eşsiz doğal güzellikleri, biyolojik çeşitliliği ve çevresindeki tarihi kalıntılarıyla bilinen Bafa Gölü, uluslararası öneme sahip sulak alanlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Balıkçılar, gölde yılan balığı başta olmak üzere farklı türleri avlayarak kazanç sağlıyor.&nbsp;Kuş cenneti Bafa, foto safari için bölgeye gelen fotoğrafçılar için de çekim merkezi konumunda.</p>

<p>Milattan sonra 3. yüzyıla kadar Ege Denizi'nin bir koyu olan ancak Büyük Menderes Nehri'nin getirdiği alüvyonların birikmesiyle göle dönüşen Bafa, aralarında nesli tükenmekte olan kuşların da bulunduğu 261 kuş türüne üreme ve kışlama ortamı sağlıyor.</p>

<p>Muğla ile Aydın sınırlarında yer alan ve "Latmos" olarak bilinen 8 bin yıllık kaya resimlerinin bulunduğu Beş Parmak Dağları'nın gölgesinde, ziyaretçilerine eşsiz bir manzara keyfi sunan Bafa Gölü, balıkçılığın da önemli merkezlerinden.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yazın kurak geçmesi nedeniyle suların 20-30 metre çekildiği göl, son günlerdeki yağmurlarla eski günlerine dönmeye başladı. Temizlenen gölde çok sayıda kuş türünün yanı sıra flamingolar da görüntülendi.</p>

<p>Balıkçılar da Gölyaka ve Kapıkırı kıyılarından teknelerle avlanmak için açıldı.</p>

<p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü Su Kaynakları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, AA muhabirine, körfezin ağzının, Büyük Menderes'in getirdiği alüvyonlarla zamanla kapandığını ve Bafa Gölü'nün oluştuğunu anlattı.</p>

<p>Batı Akdeniz havzasında geçen yıl gözlenen şiddetli kuraklık neticesinde rezervuarların büyük oranda kuruduğunu, Ege Bölgesi'nin en büyük doğal gölü olan Bafa Gölü’nde de su seviyesinin metrelerce çekildiğini belirten Özçelik, gölde oksijen miktarının düştüğünü, bunun da biyolojik çeşitliliğin azalmasına yol açtığını kaydetti.</p>

<p>Özçelik, gelinen noktada özellikle kasım ayı sonunda ve aralık başında düşen yağışlarla birlikte durumun tersine dönmeye başladığını belirterek, şöyle konuştu:</p>

<p>"Artan yağışlar ve sulama sezonunun sona ermesi Büyük Menderes Nehri'nin debisini arttırmış, böylelikle Bafa Gölü'ne gelen su miktarı da artmıştır. Göldeki su artışıyla bulanıklıktaki azalmayı da gözle görebiliyoruz. Bu da göldeki canlılığı tekrar getirmiş ve balıkçılık faaliyetleri de artış kazanmıştır. Balıkçılarımız gölün her bölümünde avlanabiliyorlar. Ciddi bir artış meydana gelmiş durumda. Diğer taraftan da bölgedeki kuş hareketlerini de bir görsel olarak gözleyebiliyoruz."</p>

<p><strong>Gölde kefal ve levrek bolluğu yaşanıyor</strong></p>

<p>Bafa Gölü'nde balıkçılık yapan Güray Çakır ise yağışlarla gölün dolmaya başladığını ve yaz aylarında görülen kuraklığın ortadan kalktığını söyledi.</p>

<p>Gölün kendini yenilemesiyle Bafa Gölü'nde yılan balığı, kefal ve levreklerin çoğaldığını belirten Çakır, "Şu anda gölde kirlilik yok ve herkes balığa gidiyor. Daha önce kirli olduğu için balık tutamıyorduk. Kirlilik ağların ağızını kapatıyordu ama şu an su temiz olunca balık geçmeye başladı. Bugünlerde her balıkçı 40-50 kilo balık getiriyor." dedi.</p>

<p>Çakır, gölün temizlendiğini ve su seviyesinin yükseldiğini, balıkçıların da özellikle yılan balığı, kefal ve levrek tutmaya başladığını söyledi.</p>

<p>Bafa Gölü'nün şu an çok temiz olduğunu vurgulan Çakır, "Bundan 10 gün önceye kadar gölde hiçbir görüntü yoktu ama şu an pırıl pırıl. 30 metreye kadar rahat görebilirsiniz. Su kirli olmadığı için ağlara bol balık geliyor." diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/son-yagislarla-su-seviyesi-yukselen-kus-cenneti-bafa-golu-eski-manzarasina-kavustu</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 13:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2023/12/bafa-golu-13.jpg" type="image/jpeg" length="17203"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AİHM’den Aydın’la ilgili ‘JES’ kararı]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/aihmden-aydinla-ilgili-jes-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/aihmden-aydinla-ilgili-jes-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Efeler İmamköy’de kurulan jeotermal enerji santraliyle (JES) ilgili ‘ÇED gerekli değildir’ kararını görüşerek, “hak ihlali” kararı verildi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yeni Kıroba Gazetesi'nden Kıvanç Uğur'un haberine göre, </strong>Aydın’daki birinci sınıf tarım arazilerine kurulan JES’lere karşı mücadele yürüten çevreciler, AİHM’de hukuk zaferi kazandı.</p>

<p>Aydın Efeler İmamköy’de kurulan JES için Aydın Valiliği tarafından verilen ‘Çed (Çevresel etki değerlendirme raporu) gerekli değildir’ kararının iptali davasının zamanaşımı süresi geçtiği için reddedilmesi ve iç hukuk yollarının tükenmesi üzerine konu, AİHM’e taşındı.</p>

<p>Efgan Çetin ve 6 başvurucunun kararını değerlendiren AİHM, 8 Mart 2018’de yapılan başvuruyu 3 Ekim 2023’te karara bağladı ve konuya ilişkin “hak ihlali” kararı verdi.</p>

<p>AİHM’in kararının kesinleşmesinin ardından, başvurucuların, davanın reddine karar veren Aydın 2. İdare Mahkemesi’ne başvurarak yargılanmanın yenilenmesini ve söz konusu JES’in çevresel etkilerinin denetlenmesini talep edeceği öğrenildi.</p>

<p><img alt="IMG_2171" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenikirobacom.teimg.com/yenikiroba-com/uploads/2023/11/img-2171.JPG" style="width: 804.984px; height: 535.992px;" / width="5184" height="3456"></p>

<p><strong>“MADEN VE ENERJİ ÇÖPLÜĞÜ HALİNE GETİRİLMEK İSTENİYOR”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aydın Çevre ve Kültür Platformu Derneği (AYÇEP) Başkanı Mehmet Vergili, Turistik Park’ta dernek olarak düzenledikleri kahvaltıda yaptığı konuşmada, “Korunması gereken bu coğrafyamız bir taraftan JES’lerle, rüzgar ve güneş enerjisi santralleriyle, bir taraftan da vahşi madencilikle adeta maden ve enerji çöplüğü haline getirilmek isteniyor” dedi.</p>

<p>AYÇEP olarak bütün bunlara karşı mücadele verdiklerinin altını çizen Vergili, “90’a yakın JES davasıyla bu başıbozuk gidişe dur dedik” ifadeleriyle Efgan Çetin’e ve davanın avukatı Arif Ali Cangı’ya teşekkürlerini sundu.</p>

<p><img alt="IMG_2187" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenikirobacom.teimg.com/yenikiroba-com/uploads/2023/11/img-2187.JPG" style="width: 771.984px; height: 514.336px;" / width="5184" height="3456"></p>

<p><strong>“TÜRKİYE’NİN MİLLETVEKİYİZ”</strong></p>

<p>Toplantıda konuşan CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül de “Biz Aydın Milletvekili olduğumuz gibi aynı zamanda Türkiye’nin milletvekiliyiz. Türkiye’de nerede haksızlık, hukuksuzluk, çevreye yönelik hak ihlalleri varsa bunları Meclis’e taşıyacağız. Yasa teklifleriyle vatandaşın hakkını koruyacağız. 27’nci Dönemde Aydın’ın çevre sorunlarını Meclis’e taşıdım. Bu dönemde de aynı şekilde Meclis’e taşıyacağız” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Etkinliği dernek üyelerinin yanı sıra siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de katıldı.</p>

<p><img alt="IMG_2174" class="img-fluid detail-photo " src="https://yenikirobacom.teimg.com/yenikiroba-com/uploads/2023/11/img-2174.JPG" style="width: 781.992px; height: 521.344px;" / width="5184" height="3456"></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KIVANÇ UĞUR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE, Aydın Haberleri</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/aihmden-aydinla-ilgili-jes-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Nov 2023 14:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2023/11/jes-2.jpg" type="image/jpeg" length="90320"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göcek Körfezi'ne deniz çayırı ekimi yapıldı]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/gocek-korfezine-deniz-cayiri-ekimi-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/gocek-korfezine-deniz-cayiri-ekimi-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Deniz çayırlarının korunması amacıyla Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde başlatılan proje kapsamında ilk deniz çayırı ekimleri Göcek Körfezi'nde gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Dokuz Eylül Üniversitesi ve Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR) işbirliğiyle hayata geçirilen "Deniz Çayırlarının Dağılımlarının Belirlenmesi, Haritalanması ve Transplantasyonu Projesi" ile deniz çayırlarının korunması, özel çevre koruma bölgeleri için hayati bilgiler üretilmesi ve deniz ekosisteminin sürdürülebilirliğine katkı sağlanması hedefleniyor.</p>

<p>Çalışmalar kapsamında Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi'ne 10 bin kök deniz çayırı ekilmesi planlanırken ilk deniz çayırı ekimine Göcek Körfezi'nde başlandı.</p>

<p>İlk ekim dolayısıyla düzenlenen programa, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdür Yardımcısı Beyhan Oktar, GİSBİR Genel Sekreteri Mehtap Karahallı, GİSBİR Yönetim Kurulu Üyesi ve çevre mühendisi Türkan Manasır Öz ve Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsü Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Doktor Öğretim Görevlisi Barış Akçalı katıldı.</p>

<p>Akçalı, deniz çayırı ekimi öncesinde yaptığı konuşmasında, "Burada bitki ekimi yapacağız ama bunun korunması daha öncelikli. İnsanlara bunu duyurabildiğimiz, değerini anlatabildiğimiz takdirde bu bitkiyi korumak bizim için çok daha önemli olacaktır." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Deniz çayırlarının kaybedilmesinin büyük bir habitatın kaybedilmesi anlamına geleceğini belirten Akçalı, şöyle devam etti:</p>

<p>"Dünyada 60 deniz çayırı türü var ama posidonia sadece Akdeniz’e özgü, uzun yıllar yaşayabilen, fazla karbon depolayabilen bir tür. Plajı korur, dalgaları, akıntıları düzenler. Bir yerde çayır varsa, hayat vardır, çayırı kaldırırsanız hayatı kaldırırsınız. Birçok etkiyle deniz çayırlarımız yok oluyor. Kontrolsüzce yapılan derin deşarjlar, atıklar, demirleme, yabancı türler, yasa dışı avcılıkla yok oluyorlar. Bu bitki çok yavaş büyüdüğü için tahribatın geri döndürülmesi çok uzun yıllar alıyor."</p>

<p>Akçalı, tekne ve yatların çapa ile demirlemelerinin denizin dibini taradığını, bunun deniz dibini çapalanmış bir tarlaya çevirdiğini ve oluşan bulanıklıkla fotosentezi engellediğini aktardı.</p>

<p>Deniz çayırlarının kıyıdaki birkaç metrelik demir atılmayan bölgeye sıkışmış olduğunu bildiren Akçalı projeyle ilgili şu bilgileri verdi:</p>

<p>"Göcek’te 315 kilometrekare alanda denizin 0-40 metre derinliğini taradık. Akustik ve hava fotoğraflarını doğrulamak adına dalışlar yaptık. İlk etapta 27 noktada durumu tespit etmek için incelemeler gerçekleştirdik. Çalışmaların sonunda ekim noktalarını belirledik. Bugün ilk noktamıza ekim gerçekleştireceğiz. Yavaş büyüyen bir tür ve izlenmesi çok zor, ilk 3 yıl kendini adapte edip yaşamasını bekliyoruz. Bu çalışmalar dünyada da yapılıyor, özellikle Akdeniz’de yapılıyor. Bunlar restorasyon çalışmaları, biz hasar görmüş çayıra destek olmaya çalışıyoruz yani önceliğimiz elimizdekini korumak. Örnek toplarken 10 metrekarede 1 tane almaya dikkat ettik, bir yerden birçok filizi toplamamaya çalıştık ki doğal çayıra etki etmeyelim."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>-"AMACIMIZ DENİZ ÇAYIRLARININ YAŞAM MÜCADELESİNE DESTEK OLMAK"</strong></p>

<p>Daha sonra söz alan Beyhan Oktar, doğal güzellikleriyle anılan Göcek Körfezi'nde her geçen gün artan yoğun tekne trafiğine dikkati çekerek kontrolsüz demirleme ve çapa atma faaliyetleri nedeniyle deniz çayırlarının yok olma tehdidiyle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.</p>

<p>Oktar, "Bu süreçte Bakanlığımızca bir proje başlattık. Amacımız deniz çayırlarının yaşam mücadelesine destek olmak. 'Neden posidonia türü deniz çayırlarını korumalıyız?' sorusunun cevabı ise aslında her gün gözlemleyebileceğimiz, küresel ısınma sonucunda yaşanan kuraklık, orman yangınları, yağış rejimindeki değişiklikler sonucunda oluşan sel, heyelan gibi afetlerde. Bunların savunma mekanizması ise deniz çayırları." dedi.</p>

<p>Mehtap Karahallı ise, "Denizler bizim oksijen kaynağımız ve karadan daha fazla oksijen üretiyorlar. Bu anlamda denizlerin korunması gerektiğini herkesle paylaşmak istiyoruz ve bu projeyi de tamamen bu amaçla gerçekleştirdik." diye konuştu.</p>

<p>Konuşmaların ardından deniz çayırlarının ekiminin gerçekleştirileceği alana tekneyle hareket eden bilim insanları, belirlenen alanlara ilk ekimleri yaptı.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/gocek-korfezine-deniz-cayiri-ekimi-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Nov 2023 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2023/11/deniz-cayiri-ekimi.jpg" type="image/jpeg" length="69190"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[STK'ler 2030'a kadar yüzde 35 emisyon azaltımı çağrısında bulundu]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/stkler-2030a-kadar-yuzde-35-emisyon-azaltimi-cagrisinda-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/stkler-2030a-kadar-yuzde-35-emisyon-azaltimi-cagrisinda-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İklim alanındaki sivil toplum kuruluşları (STK), Türkiye için 2030'a kadar yüzde 35 mutlak emisyon azaltımı çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İklim değişikliği alanında çalışan STK'ler, Türkiye'nin emisyon azaltım hedefinin güncellenmesinin ülkeye sağlayacağı ekonomik faydaları, düzenledikleri basın toplantısında açıkladı.</p>

<p>Bu yıl 30 Kasım-12 Aralık'ta Dubai'de düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (COP28) öncesinde, Türkiye'de iklim değişikliği alanında çalışan STK'ler, Türkiye'nin, 2053'te net sıfır hedefine ulaşabilmesi için 2030'a kadar 2020'ye kıyasla en az yüzde 35 mutlak emisyon azaltımı hedeflemesi gerektiğini bildirdi.</p>

<p>Bu hedef, Türkiye'nin, emisyonlarını bugünden itibaren azaltmaya başlayarak 2020'deki 523,9 milyon ton karbondioksit eş değeri seviyesinden 340 milyon ton karbondioksit eş değeri seviyesine çekmesi anlamına geliyor.</p>

<p>Emisyon azaltım hedefinin güncellenmesi ve somut adımların atılmasının Türkiye ekonomisine sağlayacağı faydaları dile getiren STK'ler, yenilenebilir enerjiye geçişin enflasyonu düşüreceğini, enerjide kendine yeterliliğin başarılacağını, enerji maliyetlerinin azaltılacağını, yeni istihdam alanları yaratılacağını, yüksek teknolojili ve katma değerli yatırım alanlarını geliştirileceğini öngörüyor.</p>

<p>Buna göre, güneş ve rüzgardan daha fazla elektrik üretilmesi halinde tüketici enflasyonunun 7 puan düşürülebileceği hesaplanıyor.</p>

<p>Türkiye'nin, güneş ve rüzgar enerjisinden ürettiği elektriğin 1 yıl içinde 7 milyar dolar, neredeyse 1 aylık enerji ithalatını önlediğine dikkat çekilirken, 2030'a kadar kömürden çıkılması halinde mevcut elektrik üretimindeki yüzde 60 yerlilik oranının yüzde 70'e kadar yükseltmenin mümkün olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Güneş ve rüzgardan elektrik üretim kapasitesinin artmasının sanayi üretimindeki ilgili değer zincirini büyüteceği, güneşte 15-25 gigavatlık kapasite ilaveleriyle 0,8 milyar dolar olan üretimin 6,8-11,3 milyar dolar artırabileceği öngörülüyor.</p>

<p>Ayrıca, sağlık sorunları ve bunların kamuya maliyetinin azaltılabileceği, işsizlik ve yoksullukla mücadele olanağının yaratılacağı, küresel net sıfır dönüşüme uyumlu bir ekonomi kurulurken, küresel iklim finansmanına erişim olanağı artacağı hesaplanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çağrıda bulunan kuruluşlar arasında Doğal Hayatı Koruma Vakfı, Ege Orman Vakfı, Greenpeace Akdeniz, HEAL Sağlık ve Çevre Birliği, İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği, İNGEV, İstanbul Politikalar Merkezi, Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği, TEMA Vakfı, Yeşil Düşünce Derneği, YUVA, Avrupa İklim Eylem Ağı, Fosil Yakıtların Ötesi, İklim için Türkiye, İklim Öncüleri, Youth for Climate Türkiye ve Yuvam Dünya Derneği yer aldı. (AA)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>KÜBRA DİLARA YERLİKAYA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/stkler-2030a-kadar-yuzde-35-emisyon-azaltimi-cagrisinda-bulundu</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Nov 2023 18:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2023/11/stk.jpg" type="image/jpeg" length="51013"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Net sıfır emisyon hedefinde "yenilenebilir enerji" öne çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/net-sifir-emisyon-hedefinde-yenilenebilir-enerji-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/net-sifir-emisyon-hedefinde-yenilenebilir-enerji-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) tarafından "Türkiye'nin Karbonsuzlaşma Yol Haritası-3: Dönüşümün Takvimi ve Coğrafyası (2020-2050)" başlıklı rapor yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İPM İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, raporun tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin sera gazı emisyonlarının 1990'dan bu yana yüzde 57 artarak 564 milyon tona ulaştığını söyledi.</p>

<p>Şahin, Türkiye'nin toplam sera gazı emisyonunun yüzde 80'inin karbondioksit (CO2) emisyonu olduğuna ve karbon emisyon miktarının 452 milyon ton olduğuna işaret ederek, Türkiye'nin, dünya karbon emisyonu sıralamasında 175 ülke arasında 13. sırada bulunduğunu bildirdi.</p>

<p>Ümit Şahin, Türkiye'nin karbon emisyonunun 1990'a kıyasla 2 katına çıktığını, son bir yılda yüzde 10'a yakın arttığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kişi başı emisyon dağılımına bakıldığında Türkiye'nin dünya ortalamasının biraz üzerinde kalarak 64. sırada yer aldığını aktaran Şahin, "Tarihsel emisyon sıralamasında da 26. sıradayız. Bu da Türkiye'nin diğer gelişmiş ülkeler arasında sorumluluğunun daha az olduğunu gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Şahin, 2021 rakamlarına göre, en çok karbon salımı yapan ülkelerin sırasıyla yüzde 31 ile Çin, yüzde 13,5 ile ABD ve yüzde 7,3 ile Hindistan olduğu ve dünyanın toplam karbon emisyonunun yüzde 52'sini sadece bu ülkelerin oluşturduğu bilgisini paylaştı.</p>

<p>Türkiye'nin 2015'teki 1. Ulusal Katkı Beyanı'nın (NDC) geçen sene güncellendiğini anımsatan Şahin, "Türkiye'nin 2030'a kadar emisyonlarını yüzde 32 azaltmaya denk gelen bir azaltım hedefi olduğunu söyleyebiliriz." dedi.</p>

<p>Net sıfır hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerji kurulu gücü hızla artacak</p>

<p>Türkiye'de, Paris Anlaşması'na uygun olarak 2053'te net sıfır emisyon hedefi belirlendi. Sabancı Üniversitesi İPM öncülüğünde, 2019'da başlatılan çalışmalar kapsamında, Türkiye'nin 2050'ye kadar nasıl karbonsuzlaşması gerektiği konusunda örnek bir yol haritası üzerinde bir dizi modelleme yapıldı ve raporlar yayımlandı. Çalışmalar başladığında henüz 2053 net sıfır hedefi ilan edilmemiş olduğundan net sıfır için hedef yıl olarak 2050 seçildi.</p>

<p>Raporda, Türkiye'nin 2053'te net sıfır ulusal hedefine uygun olarak oluşturulan Net Sıfır Senaryosu'nda, ülkede elektrik, ulaşım, binalar, sanayi ve diğer üretici sektörlerde karbon emisyonlarının 5 yıllık aralıklarla nasıl bir seyir izleyeceği ele alındı.</p>

<p>Rapora göre, elektrik sektöründe net sıfır hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerji kurulu gücü hızla artacak. Dönüşümün gerçekleşmesi için gerekli sistem esnekliğini sağlamak için, mevcut sistemde bulunmayan depolama sistemleri, pompajlı hidroelektrik santrali ve batarya depolama teknolojileri hızla devreye girecek. Esneklik mekanizması olarak kullanılabilecek uluslararası enterkoneksiyon hatlarının net transfer kapasitesi 2050'de 9,22 gigavat olacak.</p>

<p>Net Sıfır Senaryosu'nda, 2020'den sonra, rüzgar ve güneş kurulu gücünde hızlı artış yaşanacak ve 2040'tan sonra düşük miktarlarda da olsa konsantre güneş ve deniz üstü rüzgar kapasiteleri sisteme eklenecek. Senaryoda kara ve deniz üstü rüzgar kurulu gücü 2050'de 62 gigavatı aşacak, güneş enerjisi kurulu gücü ise 2050'de 193 gigavata ulaşacak. Aynı dönemde jeotermal enerjisi kurulu gücü 5,5 gigavat, biyokütle 16 gigavata çıkacak. Hidroelektrik santrallerinin kurulu gücü ise 2050'ye kadar 44 gigavat olacak.</p>

<p>Raporda yer alan senaryo kapsamında, modern yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimdeki payı 2020 yılında yüzde 17'den 2050'de yaklaşık yüzde 80'e yükselecek, fosil yakıt kaynaklarının üretimdeki payı ise hızla azalarak 2020 yılında yüzde 58'den 2050'de yüzde 7'ye düşecek. 2050'de, elektrik üretimi içinde hidroelektrik santrallerinin payı yüzde 11, nükleer enerjinin payı ise yüzde 5 olacak.</p>

<p>Bu kapsamda, taş kömürü ve linyitle çalışan bütün termik santraller 2030'ların ilk yarısında devreden çıkacak, 2035-2040 arasında 1,3 gigavat kurulu güce sahip ithal kömürle çalışan bir santral açık kalacak. Net sıfır hedefine ulaşmak için kömürlü termik santrallerin tamamı 2040'tan önce kapanacak.</p>

<p>Elektrik sektöründen kaynaklanan karbon emisyonlarının azalmasıyla 2020'de 135 milyon ton karbondioksit olan emisyonların 2050'de 18 milyon tona gerilemesi bekleniyor. (AA)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>KÜBRA DİLARA YERLİKAYA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/net-sifir-emisyon-hedefinde-yenilenebilir-enerji-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Nov 2023 17:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2023/11/enerji-3.jpg" type="image/jpeg" length="40599"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kuşadası Belediyesi’nden bir ilk daha]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/kusadasi-belediyesinden-bir-ilk-daha</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/kusadasi-belediyesinden-bir-ilk-daha" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuşadası Belediyesi, Çevre Şehircilik ve İklim Bakanlığı tarafından yürütülen “Sıfır Atık Projesi” kapsamında Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Aydın İl Müdürlüğü tarafından verilen ve kent genelini kapsayan “Sıfır Atık Belgesi” almaya hak kazandı. Aydın’da belgeyi alan ilk ilçe belediyesi olduklarını belirten Başkan Ömer Günel, “Gelecek nesillere daha temiz bir çevre bırakmak adına sıfır atık çalışmalarına büyük bir önem veriyoruz” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kuşadası Belediyesi, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı sıfır atık mevzuatında yayınlanan tüm kriterleri yerine getirerek kent genelini kapsayan “Sıfır Atık Belgesi” almaya hak kazandı. Sıfır atık projesi kapsamında yürüttüğü başarılı çalışmalarla Türkiye’ye örnek olan Kuşadası Belediyesi, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Aydın İl Müdürlüğü tarafından verilen belgeyi, Aydın’da alan ilk ve tek ilçe belediyesi oldu. Çevrenin korunması için büyük önem taşıyan geri dönüşüm çalışmalarını titizlik içerisinde sürdüren Kuşadası Belediyesi, kent genelinde geri dönüşümü mümkün olan kağıt-karton, plastik, metal ve cam atıklar, atık piller, bitkisel atık yağlar ve elektronik atıkları özel tasarımlı kutu, kumbara, karekodlu kafesler, 7 farklı ayrıştırma kategorisine sahip olan ve güneş enerjisiyle çalışan elektrikli mobil atık getirme merkezleri aracılığıyla ayrı ayrı toplayarak geri dönüşüme kazandırıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geri dönüşüm çalışmaları kapsamında yine Kuşadası Belediyesi tarafından atıkların ayrıştırılarak geri dönüşüm zincirine kazandırılması için Davutlar Mahallesi’nde, lisanslı atık getirme merkezi kuruldu. Kuşadası Belediyesi ayrıca yıl boyunca "Sıfır Atık Projesi" çalışmaları kapsamında bilinçlendirme çalışmaları da yapıyor. Mahalleleri ziyaret eden Kuşadası Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü çalışanları, bir yandan vatandaşları geri dönüşüm ve sıfır atık konusunda bilgilendirirken bir yandan da uygulamalı atölye çalışmaları gerçekleştiriyor. Son 10 ayda 102 bin 803 kilogram atık cam, 1 milyon 537 bin kilogram atık kağıt, 15 bin 600 kilogram atık metal, 228 bin 470 kilogram atık plastik, 100 bin 160 kilogram tekstil atığı, 27 bin 462 kilogram bitkisel atık yağ ve 3 bin 750 kilogram ambalaj atığı toplayan Kuşadası Belediyesi’nin sıfır atık çalışmaları takdirle karşılanıyor.</p>

<p><strong>“ÇEVRENİN KORUNMASI BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”</strong></p>

<p>Başkan Ömer Günel, çevrenin korunması hususunda çok hassas olduklarını belirterek, “Kuşadası Belediyesi olarak gelecek nesillere daha temiz bir çevre bırakmak adına sıfır atık çalışmalarına büyük bir önem veriyoruz. Kentimizin genelinde geri dönüştürülebilir tüm atıkları ayrı toplayarak hem atık oluşumunun önüne geçiyor hem de ekonomiye katkı sağlıyoruz. Geleceğin refah seviyesi yüksek ve yaşanabilir kentleri, sıfır atık kentleri olacaktır. Bizim de tüm çabamız Kuşadası’nı bu seviyeye ulaştırmak. Geri dönüşüm konusunda hepimiz üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmek zorundayız” diye konuştu. (HABER MERKEZİ)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>KÜBRA DİLARA YERLİKAYA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE, Kuşadası Haberleri</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/kusadasi-belediyesinden-bir-ilk-daha</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Nov 2023 18:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2023/11/sifir-atik-calismalari-3.JPG" type="image/jpeg" length="14342"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kuraklık ve bilinçsiz sulama nedeniyle Arin Gölü'nün üçte biri kurudu]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/kuraklik-ve-bilincsiz-sulama-nedeniyle-arin-golunun-ucte-biri-kurudu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/kuraklik-ve-bilincsiz-sulama-nedeniyle-arin-golunun-ucte-biri-kurudu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bitlis'in Adilcevaz ilçesinde çok sayıda kuş türüne ev sahipliği yapan Arin Gölü'nün üçte birlik bölümü, kuraklık, bilinçsiz sulama ve açılan su kuyuları nedeniyle kurudu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda beklenen oranda yağışın gerçekleşmemesi ve kuraklığın etkilerinin artması; baraj, göl, gölet gibi kaynaklarda su seviyesinin düşmesine ya da kurumaya yol açıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bünyesindeki birçok su kaynağının kuruduğu Van Gölü havzasında yer alan, Süphan Dağı eteklerindeki Arin Gölü de su kaybetmeye devam ediyor.</p>

<p>Göçmen kuşlar için önemli olan volkanik set gölünün kuraklık, açılan kuyular ve bilinçsiz sulama nedeniyle kaybettiği alan, ABD Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA) Landsat uydusu görüntülerine de yansıdı.</p>

<p>2005'te kaydedilen görüntüler ile bu yıl çekilen görüntüleri karşılaştıran Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, gölün 18 yılda üçte bir oranında küçüldüğünü tespit etti.</p>

<p>"2005'ten sonra su kaybının olduğunu görüyoruz"<br />
Akkuş, AA muhabirine, gölde su seviyesinin düşmeye devam ettiğini söyledi.</p>

<p>Van Gölü Havzası için 2005'i bir kırılma yılı olarak gördüklerini belirten Akkuş, "Havzadaki su kaynaklarının seviyesinin düşmeye başladığı yıl olarak nitelendiriyoruz. 2000-2005 yılları arasında yağışlar bol ve göllerin yüzeyinde bir küçülme yok. Fakat 2005'ten sonra maalesef göllerde buharlaşmayla beraber ciddi bir su kaybının olduğunu görüyoruz. Bunun en önemli örneği de Van Gölü'nün güneyinde bulunan Arin Gölü." dedi.</p>

<p>Su seviyesinin 2005'te maksimum düzeye ulaştığı Arin Gölü'nün o yıldan bu yana sürekli alan kaybettiğini anlatan Akkuş, şunları kaydetti:</p>

<p>"2005'ten sonra her beş yıllık periyotta Arin Gölü, bariz bir şekilde küçüldü. Uydu görüntülerine de yansıdığı gibi gölün alanı giderek daraldı. 2015'ten sonra çekilme hızlı bir seyir alıyor. Son 3 yılda da bir kar topunu yaz mevsiminde güneşin altına koymuşuz gibi gölün hacmi küçülüyor. 2005'te yaklaşık 15 kilometrekarelik yüzey alanına sahip olan göl, 2023'te maalesef yaklaşık 10 kilometrekareye düştü. Yani bu süre zarfında gölün yüzey alanının üçte biri tamamen kayboldu. Van Gölü'ne göre yüzeyi daha küçük olduğu için çekilme çok net görülebiliyor. Arin Gölü'nün dramatik bir şekilde küçülmesi bize bir mesaj veriyor. Artık çok ciddi bir su sorunuyla karşı karşıyayız. Artık havza eskisi kadar yağış almıyor. Etkin bir su yönetimi yapmamız lazım. Yoksa Arin Gölü'nde gördüğümüz bu durum havzadaki bütün su kaynaklarında ve göllerde görülecek. Bu durum bir süre sonra çiftçiye de balıklara da yansıyacak." (AA)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>KÜBRA DİLARA YERLİKAYA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/kuraklik-ve-bilincsiz-sulama-nedeniyle-arin-golunun-ucte-biri-kurudu</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Nov 2023 18:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2023/11/kuraklik-3.jpg" type="image/jpeg" length="78249"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Muğla'da binlerce fidan toprakla buluştu]]></title>
      <link>https://www.yenikiroba.com/muglada-milli-agaclandirma-gunu-etkinlikleri-kapsaminda-binlerce-fidan-toprakla-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenikiroba.com/muglada-milli-agaclandirma-gunu-etkinlikleri-kapsaminda-binlerce-fidan-toprakla-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla'nın ilçelerinde, "Geleceğe Nefes Cumhuriyete Nefes" temasıyla Milli Ağaçlandırma Günü düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bodrum Orman İşletme Müdürlüğünce, 2 yıl önce çıkan orman yangınında zarar gören Mazı Mahallesi'ndeki alanda da fidanlar toprakla buluşturuldu. Programda kızılçam, fıstıkçamı ve keçiboynuzu olmak üzere Bodrum genelinde 10 bin fidan dikildi. Fidanların dikiminin ardından can suyu verildi. Dikimin yapıldığı alana "Cumhuriyet Ormanı" adı verildi.</p>

<p>Bodrum Kaymakamı Mustafa Çit, etkinliğe katılan vatandaşlara teşekkür ederek, "2021’deki yüreğimizi yakan yangınlardan sonra Bodrum'a 2 yıl içerisinde ciddi ağaçlandırma yapıldı. Bodrum'da 7 bin hektarlık alanın çoğu ağaçlandırıldı. Ağaçlandırma çalışmalarına devam ediyoruz. Her bir ağaç nefes demektir biz bunu sağlamaya çalıştık." dedi.</p>

<p>Ağaçlandırmaya çocuğuyla katılan Leyla Öztürk de etkinliğe katılmanın kendisi için gurur verici olduğunu belirterek, bu tarz etkinliklerin devamını diledi.</p>

<p>Marmaris ilçesi, Yeşilbelde Mahallesi'nde de fidan dikim etkinliği gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fidan dikim etkinliğine Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, Marmaris Cumhuriyet Başsavcısı Turgay Karabulut, kamu kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşu üyeleri, turizm tesisleri çalışanları ve vatandaşlar katıldı.</p>

<p>Marmaris Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri yardımıyla dikilen fidanlara can suyu verildi.</p>

<p>Datça Emecik mahallesi Billurkent mevkiinde,12 dönümlük alana bin harnup fidanı dikimi gerçekleşti. Fidan dikim etkinliği Kaymakam Murat Atıcı tarafından başlatıldı.</p>

<p>Milas ilçesinde 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü’nde fidan dikim etkinliği düzenlendi. Geçtiğimiz yaz yangında zarar gören alanda gerçekleştirilen fidan dikim etkinliğine, protokol üyeleri ve öğrenciler ile veliler katıldı.</p>

<p>Ormanları korumanın ve zenginleştirmenin her ferdin bir görevi olduğunu ifade eden Milas Kaymakamı Mustafa Ünver Böke, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü’nde, Cumhuriyetimizin 100. Yılına özel 2023 farklı yerde milyonlarca fidan dikildiğini anlattı.</p>

<p>Ortaca'nın Arıkbaşı Mahallesi Dipsiz mevkisinde, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü'nde Kara servi, Kıbrıs akasyası ve Fıstık çamı gibi türlerden oluşan yüzlerce fidan toprakla buluşturuldu.</p>

<p>Dalaman Orman İşletme Müdür Yardımcısı Yusuf Çelik, Ortaca Orman İşletme Şefi Hasan Hüseyin Özdemir ve görevliler tarafından katılımcılara fidanların nasıl dikileceği konusunda bilgilendirme yapıldı.</p>

<p>Ortaca Orman İşletme Şefliği ekipleri tarafından hazırlanan alanda, Ortaca Kaymakamı Kenan Aktaş, protokol ve katılımcılar Kara servi, Kıbrıs akasyası ve Fıstık çamı fidanlarını toprakla buluşturdu, can suyu verdi.</p>

<p>Fidan dikiminin ardından katılımcılara, tişört, şapka, satranç takımı verildi.</p>

<p>Dalaman Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından düzenlenen alana fidan diken katılımcılar, fidanlara can suyu vermeyi ihmal etmedi.</p>

<p>Ormanları korumanın ve zenginleştirmenin her ferdin bir görevi olduğunu ifade eden Dalaman Kaymakamı Mesut Yakuta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayelerinde, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü'nde, Cumhuriyetin 100. Yılına özel 2023 farklı yerde milyonlarca fidan dikildiğini belirtti. (AA)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ERDAL GÜNDÜZ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.yenikiroba.com/muglada-milli-agaclandirma-gunu-etkinlikleri-kapsaminda-binlerce-fidan-toprakla-bulustu</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Nov 2023 16:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenikirobacom.teimg.com/crop/1280x720/yenikiroba-com/uploads/2023/11/mugla-fidan-dikimi.jpg" type="image/jpeg" length="95160"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
