Türk tarımının 2025 yılı 3. Çeyreğinde % 12,7 küçülmesi, bazı muhalefet partileri ,Türkiye Ziraat Odaları Birliği, Ziraat Mühendisleri Odası ve bazı tarım yazarları dışında ele alınabilecek bir konu olarak değerlendirilmedi.
Gerçekte ise gelişmiş ülke ekonomilerinin de ortaya koyduğu gibi, 21. Yüzyıl başı gelişme sürecinin ilk evrelerinde ekonominin lider sektörü olan tarım sektörü, bu yüzyılın ilk 25 yılında ilerleyen aşamalarında bu konumunu giderek yitirmekte, zamanla ikincil hatta üçüncül sektör konumuna gerilemektedir.
Ne yazık ki ülkemizde bu gerileme daha vahim olmuş, ilk çeyrek yüzyılda tarım son sırada yer alan sektör durumuna düşürülmüştür.2000’li yılların başında gayri safi hasıladan % 26 pay alan tarım sektörü günümüzde % 6’nın da altına düşmüş durumda.
Tarım ihmal edilen sektörlerin başında gelmektedir. Çünkü politik tercih bu yöndedir. Gerçekte ise tarım Türkiye için son derece önemlidir Çünkü;
· Tarım özellikle gelişmekte olan ülkelerde kırsal alanda yaşayan insanların geçimini sağladıkları temel sektör olma özelliğini hâla korumaktadır.
· Ayrıca, tarım sektörü ekonomik kalkınma sürecinde önemli işlevler yüklenmektedir. Bu işlevler; beslenme için gerekli gıda maddeleri üretiminin temin edilmesidir.
· Sınai ürünlere talep yaratılması, sınai üretim yapabilmek için gerekli hammadde, sermaye ve emeğin sağlanmasında rol ve görev üstlenmektedir.
· Ekonominin döviz gereksiniminin giderilmesinde önemli pay sahibidir.
· Bütün bu işlevlerinden dolayı, tarım, dünyanın hemen her yerinde özel önem verilen bir sektördür.
Pek çok gelişmekte olan ülkede gelişmiş ülkeleri yakalama süreci sanayileşme süreci olarak algılanmıştır. Fakat bu ülkeler günümüzde tarımın ve gıdanın önemini anlayarak tarımda yeniden yapılanma ve reform süreçlerine girmişlerdir. Tarımsal üretim teknolojisi,bilgisi,iklimsel ve coğrafi açıdan tarımsal üretim yapa kabiliyeti olmayan bazı ülkeler tarımsal üretim yapma hamleleri içindedirler.
Bu yeni anlayışların temelinde kovid döneminde gıdanın zaruri ihtiyaç olduğunun anlayışları ve gıda fiyatlarının ithalat yolu ile karşılanmasının mümkün olmadığı anlayışının gerçekliğinin yatması bulunmaktadır.
Bu algılayışlar doğrultusunda, özellikle imalat sanayinin rekabet gücünü artırmak için tarım sektörü bir araç olarak kullanılmıştır.
Alınan ekonomik ve mali tedbirler tarımı bilinçli olarak küçültmeye yöneliktir. Gıda maddelerinin üretim ve üretici fiyatları düşük tutularak ücret artışları sınırlandırılırken, sanayinin girdi olarak kullandığı tarımsal girdilerin fiyatları da düşük tutulamamış, imalat sanayinde de maliyetlerin yüksek olması dolayısıyla tarımda üretim kesimi zarar üstüne zarar çekmektedir.