TÜRK MİSAFİRPERVERLİĞİ

Abone Ol

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Çorum gezisi sırasında bir kadının, 'Çocuğuma dokunma. Hadi yürü yürü' şeklinde verdiği tepki, kamuoyunda gündem oldu. Üzerine çok şey yazıldı, çok şey söylendi.

En sonda söylenmesi gereken cümleyi en başta söyleyeyim. Son derece çirkin ve yakışıksız bir üslup ve içerikle Kılıçdaroğlu'na yönelik sarf edilen sözler, Türk misafirperverliği ile hiç mi hiç bağdaşmaz. Bir kimseyi sevmiyor olabilirsiniz, siyasi görüşlerini benimsemiyor olabilirsiniz, ama bu, insani değerlerden yoksun bir üslupla o kişiye seslenme yahut cevap verme hakkını size vermez.

Beğenirsiniz beğenmezsiniz, katılırsınız katılmazsınız gelen kişi Türkiye'nin ana muhalefet partisinin genel başkanıdır. Demokratik protesto elbette temel haktır. Ancak ne söylediğinizden daha çok nasıl söylediğiniz burada önem taşır.

***

Kılıçdaroğlu'na sarf edilen bu sözler, sağduyu sahibi pek çok kesim tarafından tepkiyle karşılandı. Ancak iktidar partisine yakın bazı isimler, “Siyasetçiler bu tür tepkilere alışık olmalı” türünden mesajlar verdi. Elbette ki siyasîler her zaman övgü dolu sözlerle karşılaşmazlar, zaman zaman yergiyle, sert tepkiyle de muhatap olurlar. Bu vakidir ama acaba bu tepki, Kemal Kılıçdaroğlu'na değil de iktidar partisinin bir mensubuna ya da kendilerine gösterilseydi acaba o kimseler “Bu tür tepkilere alışık olunmalı” mesajı verir miydi? Mevzuyu aynı olgunlukla karşılarlar mıydı yoksa tavırları farklı mı olurdu?

Odaklanılması gereken bir başka temel mesele de kutuplaşma kültürünün toplumda yarattığı ayrışmadır. Günlük siyasi polemikler içinde ortam yay misali gerildiği içindir ki, bu gerilim kültürü sokaktaki vatandaşa da sirayet ediyor. Bunun ülkeye de siyasete de millete de zerre faydası yok.

***

Belki mesleğimiz gazetecilik olduğundan olsa gerek, her siyasî yelpazeden kişiyle muhatap oluyoruz. Aralarında kendi görüşümüzden olanlar da olmayanlar da var. Birine hangi nezaketi gösteriyorsak diğerine de aynı ölçüde nezaketle yaklaşıyoruz. Bu mesleğin de ötesinde insan olmanın bir erdemi aynı zamanda.

Sözün özü, topluma, sokağa sevginin, kardeşliğin, nezaketin dili egemen olduğu anda bir şeyler yolunda gidiyor demektir. Çatışmacı, nefret ve hakaret içeren söylem ve davranışlarla alabileceğimiz mesafe yoktur.

Kalın sağlıcakla…