TÜRKİYE BU CENDEREDEN KURTULMALIDIR

Abone Ol

Peki Avrupa ile ilişkilerde neden bu noktaya geldik? AB ile uyuşmazlığın temelinde islamofobi mi yatıyor? Avrupa ve tüm batı dünyası tarih boyunca İslam toplumlarına iyi gözle bakmamıştır. Peki bu bakışın yanlış yere sergilendiği ve Türkiye’nin her konuda haklı olduğu iddia edilebilir mi? Mümkün değil, çünkü yaşamımızda demokrasiyi egemen kılan mekanizmalar çok zaman devre dışı kalmıştır.

Ülkemiz de yaşanan olayları bir rapor olarak hazırlayan iki raportör üyenin kaleme aldığı rapor, gayet net şekilde AKPM’ye sunuldu. Rapor da özellikle OHAL kararlarından fazlasıyla söz edildi. Türkiye’nin hala yeni bir kalkışmaya sahne olabileceği endişesi ve bahanesi ile halkın demokratik haklarının ortadan kaldırıldığı vurgulandı. Yani yukarıda belirttiğim gibi, demokrasiyi egemen kılan mekanizma devre dışı kaldığı iddia ediliyor.

Türkiye AB ile ayrı düştüğü bir dönemde, Şankay beşlisinden söz etmeye ve bir orta doğu ülkesi olmaya doğru koşmaya başladığımız ifade ediliyor. Raporda daha bir çok konu değerlendirmeye alınmış. Hukuku ise kendimize uyan şekile çevirmişiz. OHAL’in üç kez uzatılması da tepki çeken bir başka olay.

AKPM’nin tespitlerinde bir haksızlık var mı? İstediğiniz kadar bağırıp çağıralım hiçbiri değişmeyecek. Çünkü Türkiye yaptığı hataların bedelini denetim sürecine girmekle ödeyecek.Mühürsüz zarflar da rapora eklenmiş. Kısacası Türkiye, rapor kapsamına giren çeşitli hatalar yüzünden demokrasiden uzaklaştı. Parlamenterler meclisi bizim anayasal değerlerimizi yok saydı. Çünkü onların tespitlerine göre, Türkiye hukuku da kendine uydurdu.

Türkiye gibi büyük bir devlete reva görülen kısıtlayıcı yaptırımlar demokratik düzenimizi daha da bozar.Bu yüzden iktidar, bütün kurum ve kuruluşlarıyla arzulanan demokrasiye kavuşmak için büyük gayret göstermelidir. Ve “ey AB” gibi sloganları bir kenara bırakıp demokratik düzeninin yeniden inşaasına önem vermelidir.

Çünkü Türkiye bu saatten sonra “ben bu kararları kabul etyiromu, deme lüksüne de sahip değildir. Avrupa için en birinci ilke demokrasidir ve ona sarip çıkmaktır.

Türkiye son üçlü koalisyon döneminde denetimden çıkarılmıştı. AKP döneminde yeniden denetim altına alındı. AB’ye göre, OHAL ve KHR şeklinde çıkan kararnameler hukuka aykırıdır ve bu usullerle alınan kararlar onlara göre demokratik hakları ortadan kaldırır.Bu nedenle genel kuruldaki oylama sırasında Türkiye’yi savunan ülke olmadı.

NEDİR BU BAŞIMIZA GELENLER

Türkiye 1960 yılından beri AB’nin kapısında bekliyor. İlk yıllarda bir Hirıstiyan topluluğudur dediler. Türkiye’yi oyum oyum oynattılar. Sanki 2004 de bir ara kapıyı açar gibi yaptılar. Ancak sonunda üyeliği engellediler. Türkiye geçen süreçte üyeliğini engelleyecek bazı hatalar yaptı. Ama AB ülkeleri PKK yandaşlarını memleketlerinde barındırırken daha büyük hatalara imza attılar. Bir terör örgütüne destek insanlık suçu değil midir? Ama AB hala dünya kamuoyu önünde aynı suçu işlemeye devam ediyor.

AB, sığınmacılar konusunda da Türkiye’ye açıkça yalan söyledi.

AB Türkiye’ye yönelik bir çok haksızlığa revam görüldük de bunun yanında 15 yıldır AKP iktidarı ne yaptı? Verdiği sözleri ne zaman yerine getirdi?

Ülkemiz 2002’yi izleyen yıllarda bunca çabaya rağmen, ülkemizi AB normlarına uygun bir düzene kavuşturamadı.Hadi diyelim ki AB’ye girmek için bir çaba gösteremedik de ülke sınırları içinde demokratik haklara çok önem mi verdik? 12 Eylül Anayasası diye çok eleştirdik. Ama yeni baştan bir anayasayı Türkiye’ye kazandıramadık. Çünkü yıllardır AB ayrı telden çalıyor bizde ayrı telden çalıyoruz. Çok oyalandık ve Türkiye uluslararası platformda şu anda yalnızları oynuyor. Hiçbir zaman bu cezayı hak etmedik.

CHP AİHM’E GİDİYOR

CHP mühürsüz oy pusulalarının ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmek için hazırlık yapıyor. Bu hak arayaşını “CHP bizi AB’ye şikayet etti” şeklinde algılamamak lazım. Çünkü haklar aranmazsa bundan demokrasi zarar görür.Daha önceki haklı ikazlara bağırarak cevap vermek yerine gereğini yapsaydık çok daha isabetli bir politika izlemiş olurduk. Yani kabadayılıktan hiçbir sonuç alınamaz. Gürültüye dayanan politikacılar iç siyasette başarı sağlar görünse de uzun vadede sadece hezimete götürür.

Birleşmiş Milletler ve Avrupa parlementosu uzun çileler sonucunda insanlığın kurduğu ortak görüşme ve anlaşma zeminleridir. Bunlara rest çekmek hiçbir işe yaramaz. Ancak kendi egomuzu tatmin ederiz. Ama bir çok devlet vatandaşına hukukun olmadığı ülkeye gitmeyin, diye uyarır. Onun için ülkemiz ağır faturalar ödememesi için idarecilerimiz ülkeyi daha iyi yönetmenin yollarını aramalıdırlar.