“Dayağın acısını dayağı yiyen bilirmiş.”
Şu anda “kuraklık” olgusundan en çok dayak yiyen Türk çiftçisidir.Hiç umurunda olmayan ise Ankara yüksek (!) bürokrasisi.Önünde bir şişe soğuk su varsa onlar için kuraklık dramatik bir öyküden ibaret.
Kuraklık sorununu en çok dillendiren ve kamuoyu oluşturmaya ,masa başı prenslerini uyandırmaya çalışan da TZOB(Türkiye Ziraat Odaları Birliği).
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, iklim değişikliği, kuraklık ve çevre kirliliğinin su kaynakları üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
“İklim değişikliğinin en önemli etkisinin su döngüsü üzerinde olacağı ve önümüzdeki yıllarda 3 milyardan fazla insanın su kıtlığı yaşayacağını bilimsel çalışmalar ortaya koyuyor. Her geçen yıl nüfus artışının etkisiyle kişi başına düşen kullanılabilir su miktarımız azalıyor. Diğer taraftan küresel iklim değişikliğinin sonucu olarak dünyanın birçok bölgesinde artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar, kuraklık afetinin sıklığını ve şiddetini artırıyor.
“Ülkemizde insan eliyle su kaynaklarımıza zarar veriliyor. Kuraklık yaşadığımız ve suya olan ihtiyacımızın her geçen gün arttığı bu dönemde mevcut su kaynaklarımızın korunması hayati önem taşıyor. Ne yazık ki arıtılmadan veya yetersiz şekilde arıtılarak doğaya bırakılan sanayi atıkları akarsu ve yeraltı sularımızı kirletiyor.”
“Mudurnu Çayı’nın zehirli suları nedeniyle hayvanlar zehirlenmiş, tarım topraklarımız kirlenmiştir
Geçtiğimiz günlerde Mudurnu Çayı’nın zehirli fabrika atıklarıyla kirletilmesi olayı bizleri derinden üzmüştür. Mudurnu Çayı’nın zehirli suları nedeniyle hayvanlar zehirlenmiş, tarım topraklarımız kirlenmiştir. Diğer yandan Sakarya Nehri üzerinden denize ulaşan zehirli sular, deniz yaşamındaki canlılara da zarar vermiştir. Bölge halkının ve Sakarya basınının duyarlılığı sayesinde konu gündeme gelmiş ve tehlikenin boyutu gözler önüne serilmiştir.”
“81 İlin 75’înde görülen su kirliliği yaşamı ve tarım sektörünü tehdit ediyor.
Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemiz, akarsu bakımından da oldukça zengin bir coğrafyaya sahiptir. Sanayi tesislerin yoğun olarak bulunduğu Marmara Bölgesinde Sakarya, Meriç, Ergene, Susurluk ve Biga Çayı gibi başlıca akarsuların yanında irili ufaklı birçok doğal ve yapay göl bulunmaktadır. Bu kaynakları korumak milli bir meseledir. Ancak yapılan çalışmalar su kirliliğinin ülkemizde 81 ilin 75’inde öncelikli veya önemli bir sorun olarak tespit edildiğini gösteriyor. Bu illerde su kirliliği yaşamı ve tarım sektörünü tehdit ediyor. Buradan kirlilik riski taşıyan akarsularımızın olduğu iller başta olmak üzere 81 ildeki Valilerimizi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızı göreve davet ediyorum.”
“Temiz bir çevre için milli seferberlik başlatalım. Kirlenen hava, su ve toprak artık sadece çevreyi değil, tüm canlı yaşamını tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Bu konuda denetimleri sıkılaştıralım. İçtiğimiz suya, solduğumuz havaya kadar karışan zehirli atıklarını çevreye bırakanlara karşı ağır yaptırımlar ve caydırıcı cezalar uygulayalım. Unutmayalım ki çevreyi korumak yaşamı korumaktır. Bu sorunu Sayın Cumhurbaşkanımıza bir mektupla ilettik, kalıcı yaptırımlar talep ettik. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı nezdinde de girişimlerimiz devam ediyor.”