Çine Kıroba Avcılar ve Amatör Balıkçılar Derneği Başkanı Erdinç Güler, Yeni Kıroba'ya av sezonundan avcıların karşılaştığı zorluklara, ödedikleri ücretlerden ekonomik katkılarına ve afetlerdeki rollerine kadar birçok konuda dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Güler, “Avcılar hayvanseverlerden daha hayvanseverdir” sözleriyle de tartışma yaratacak değerlendirmelerde bulundu.

Aydin Avcilik2

Türkiye’de 2026-2027 av sezonunun 1. grup av hayvanları için 18 Ağustos itibarıyla başlamasıyla birlikte avcılar da sahaya çıktı. Yeni sezon, domuz, bıldırcın ve üveyik avı için geçerli olacak şekilde Merkez Av Komisyonu tarafından belirlenen ve avlanmaya uygun görülen bölgelerde açıldı. Sezon, Ege Bölgesi ve Batı Akdeniz’de başlarken diğer bölgelerde de kademeli olarak başlayacak.

Çine’de faaliyet gösteren ve 6 yıldır Kıroba Avcılar ve Amatör Balıkçılar Derneği'nin Başkanı olan Erdinç Güler, yeni sezon öncesinde avcılıkla ilgili merak edilenleri anlattı. 40 yıllık avcılık tecrübesi olan Güler, domuz avının zararlılarla mücadele kapsamında sürdürüldüğünü, bıldırcın ve üveyiğin ise göç hayvanları olduğunu belirtti. Özellikle avcılığın yalnızca avlanmaktan ibaret olmadığını savunan Başkan Erdinç Güler, kamuoyunda avcılarla ilgili oluşan bazı algıların gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Aydin Avcilik3

“AVCILAR HAYVANSEVERLERDEN DAHA HAYVANSEVERDİR”

Avcıların doğaya ve hayvanlara bakışının yanlış anlaşıldığını belirten Güler, hayvanseverler üzerinden de oldukça sert bir değerlendirmede bulundu.

“Avcılar hayvanseverlerden daha hayvanseverdir. Sokak köpeği, sokak kedisi diye bir ırk yok. Bunları kendileri türettiler. Yangınlarda avcıları görürsün ama bir tane hayvansever göremezsin. Depremlerde de aynı. Biz dernek olarak mesela yangınlarda, depremlerde hep oradaydık. Bu tür durumlarda en çok, en aktif, en çabuk örgütlenen STK’lardan biri avcılardır.”

Güler, avcıların yalnızca av sezonunda değil, ihtiyaç duyulan her durumda sahada olduğunu savundu.

Aydin Avcilik6

“EN TEMİZ İNSAN AVCIDIR”

Avcı olmanın sanıldığı kadar kolay olmadığını belirten Güler, avcılık belgesi almak isteyen kişilerin çeşitli aşamalardan geçtiğini söyledi.

“En temiz insan avcıdır. Sicili temizdir. Avcı olmak için önce bir kursa gidiyorsun. Sınava giriyorsun. Psikolojik desteğin yanı sıra sağlık kontrolünden geçiyorsun. Avcının borcu yoktur, maliyeden borcu yoktur belgesi alamazsa avcı olamaz. Ama bütün bunlara rağmen en çok baskıyı gören biz avcılarız.”

Güler, avcılık kurslarının maliyetinin de kuruma göre değiştiğini belirterek, “Bugün kursa gitmenin maliyeti 4 bin TL ile 15 bin TL arasında değişiyor. Özel kurumlardan alırsan 15 bin TL’yi buluyor. Herkes belge alamaz” dedi.

Aydin Avcilik5

“AVCILIK BELGESİYLE İŞ BİTMİYOR”

Av sezonu başladığında avcının elinde yalnızca avcılık belgesinin bulunmasının yeterli olmadığını anlatan Güler, ayrıca avlanma izin belgesi alınması gerektiğini söyledi.

“Av sezonu açıldığı zaman avcılık belgesiyle iş bitmiyor. Sezon açıldığında avlanma izin belgesi adı altında izin kartı satın alıyoruz. Belgeler için harcanan paranın dışında izin kartının bu seneki fiyatı 2 bin TL.”

Güler, avcıların ayrıca her yıl vergi ve harç ödemeleri yaptığını belirterek, bu maliyetlerin avcıların üzerindeki yükü artırdığını ifade etti.

Aydin Avcilik4

“6 AY SEZON AÇIK AMA 15 GÜN AVLANIYORSUN”

Av sezonunun kâğıt üzerinde yaklaşık 6 ay sürdüğünü ancak avcıların fiilen ava çıkabildiği gün sayısının çok daha düşük olduğunu belirten Güler, bu konuda da dikkat çeken bilgiler verdi.

“Avcının bu ücretleri ödeyip de avlanabildiği gün sayısı yılda 15 günü geçmez. Av sezonu 6 ay açıktır ama her avcının cumartesi pazar ava gitme şansı yok. Bu izinler salı, çarşamba, cumartesi ve pazar günleri için veriliyor. Çalışan insanın bütün bu günlerde ava gitme şansı yok. Sadece pazar günü var. O zaman da yağmur yağar, cenaze olur, düğün olur, ona da gidemez. Ben her gün ava giderim diyen yalan söylüyordur zaten. Aydın’ın durumunu biliyoruz. Sabah güneş açar, birden yağmur yağar.”

Güler, bıldırcın ve üveyiğin göç hayvanları olduğunu belirterek, özellikle üveyiğin Türkiye’deki yaşam döngüsüne ilişkin de bilgi verdi ve şunları söyledi: “Üveyik burada yavrularını uçurup tekrar göç yoluyla Afrika ülkelerine doğru yoluna devam ediyor. Mart aylarında gelir, kuluçkaya yatar, yavrularını büyütür, sonra Afrika ülkelerine doğru uçarlar.”

“YASAL OLARAK SUÇ DEĞİL, AMA VİCDANEN SUÇ”

Güler’in açıklamalarındaki en dikkat çekici noktalardan biri de avcıların sezonu yasal sürenin bitiminden önce kendi iradeleriyle kapatması oldu.

Özellikle Aydın ve Ege Bölgesi’nin sıcak iklimi nedeniyle hayvanların daha erken çiftleşme dönemine girdiğini belirten Güler, “Kendini bilen avcı için ocak ayının 15’ine kadar bırakılması gerekiyor” dedi.

Aydın'da eğitim camiasının acı günü!
Aydın'da eğitim camiasının acı günü!
İçeriği Görüntüle

Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kanunen bütün bölgeleri göz önünde bulundurduğunda devlet mart ayının başına kadar izin veriyor ama biz ocak ayının 15-20’sinde bırakıyoruz. Yasal olarak hak var ama biz bırakıyoruz, avlanmıyoruz. Hayvanların kuluçka dönemlerinden dolayı. Bizim için yazılı olmayan bir kural diyebiliriz. Bizim burası sıcak bölge olduğu için hayvanlar daha çabuk kızana geliyor. Ocak, şubat aylarında eşleşmeler başlar. Mart ayına kadar yasal olarak suç olmasa da vicdanen suç oluyor. Kendini bilen zaten bu tarihlerde bitiriyor.”

Aydin Avcilik1

“AVCILIK ATADAN GELEN BİR ŞEYDİR”

Avcılığın kendileri için yalnızca bir hobi olmadığını, geçmişten bugüne aktarılan bir kültür olduğunu ifade eden Güler, avcılığın Türk toplumundaki yerini de anlattı.

“Avcılık atadan gelen bir şeydir. Türk savaşçıdır. Bugün Fransızlar, İtalyanlar sanatçıdır. Alman ticaret adamıdır. Türk de savaşçı doğar. Bu önceden savaşla başlamış, buralara kadar gelmiş. Bu atadan gelen bir şey. Bundan vazgeçemezsin.”

“AVCILAR KATLİAMCI DEĞİL, DOĞA ADAMIDIR”

Avcıların doğayla ilişkisine de değinen Güler, avcıların doğaya zarar veren kişiler olarak gösterilmesine karşı çıktı.

“Avcılar katliamcı değil, tam tersine doğa adamıdır. Avcılar avlanmaya çıktığında doğada çalı çırpı toplar. Çöp varsa onları toplar. Yol bozuksa kendi imkânınca yolu düzeltir. Yolda kaya varsa onu kaldırır. Ağaç düşmüştür, onu kaldırır. Bu farklı bir duygudur.”

“ÇİNE’DE 500 AVCININ EKONOMİYE KATKISI VAR”

Güler, avcılığın ekonomik boyutuna da dikkat çekti. Çine’de yaklaşık 500 avcının bulunduğunu belirten Güler, avcıların yaptığı harcamaların yalnızca av malzemeleriyle sınırlı olmadığını söyledi.

“Mesela Çine’de iki tane dernek var. İki tane derneğin sadece devlet bütçesine, yılda yakıtlar, kıyafetler, fişekler falan bunları katmadan sadece vergi olarak, iki dernekte 500’e yakın avcı var. Aşağı yukarı 50 bin nüfusu olan bir ilçede 3 milyon TL gibi bir maliyeye katkısı var. Muazzam bir rakam bu.”

Avcının ava çıkarken yaptığı harcamaların pek çok sektöre yayıldığını belirten Güler, “Avcı araç kullanıyor. Restorana oturuyor, yolda giderken yemeğini yiyor, marketlerden alışveriş yapıyor, av kıyafetlerini alıyor, av fişekleri alıyor, tüfeğini sırtına alıyor. Bunlar hep maliyet” ifadelerini kullandı.

Başka illere ava giden avcıların da ciddi harcamalar yaptığını belirten Güler, “Biz doğu tarafına ava gittiğimizde kişi başı harcadığımız para 35 bin TL. Bin 500 kilometre, 3 bin kilometre yol katediyoruz. Restoranları vesaire hesaplarsan bu rakam 50 bin TL’leri görüyor” dedi.

Aydin Avcilik7

“BİR AVCININ YILLIK HARCAMASI 150 BİN TL’Yİ BULUYOR”

Güler, Türkiye genelindeki avcıların ekonomik büyüklüğüne ilişkin de dikkat çekici bir rakam verdi.

“3 milyon aktif avcı var Türkiye genelinde. Bir avcının yıllık harcadığı para, köpeğinin maması falan hepsini hesaplarsan yıllık 150 bin TL kadar bir harcaması var.”

Avcıların farklı kentlere yaptıkları seyahatlerin de ekonomiye ayrıca katkı sağladığını belirten Güler, avcılığın yalnızca doğrudan vergi ve harçlardan ibaret bir ekonomik hareketlilik oluşturmadığını vurguladı.

Yeni av sezonuyla birlikte avcılar için kurallar, ücretler ve izin süreçleri yeniden gündeme gelirken, Çine Kıroba Avcılar ve Amatör Balıkçılar Derneği Başkanı Erdinç Güler’in açıklamaları ise “avcılık” denildiğinde kamuoyunda pek konuşulmayan ekonomik, sosyal ve doğayla ilgili boyutları gündeme taşıdı.

Muhabir: KAMİL KAZANKAYA