İslam dünyasının önemli günlerinden olan ‘Cuma Günü’nde bir kez daha inançlı Müslümanlar bir araya geldi. Hutbede ‘Mahkeme bilinciyle bir ömür geçirmek’ konusu işlendi. Muhasebe bilinci insan hayatının son bulduğunda hesaba çekilecek uyarısı ile emanet edilen hayatın her anının değerini ve kıymetini bilerek bir ömür geçirmek olduğu vurgulandı. 

Aydın’da hayvanseverleri ayağa kaldıran görüntüler Aydın’da hayvanseverleri ayağa kaldıran görüntüler

ÖMÜR SERMAYEMİZDEN BİR YILI DAHA TÜKETTİK

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Cuma namazında verilen hutbede; “Hayatımızın her anı, her saati, her günü, her senesi ömür defterimizden bir sayfadır. Bizler, bu sayfaları sevaplar veya günahlar, iyilikler veya kötülükler, doğrular veya yanlışlarla doldurmaktayız. Gün gelecek kendi elimizle doldurduğumuz defterimiz önümüze açılacak ve Rabbimiz bize şöyle buyuracaktır: “Oku kitabını! Bugün sana hesap sorucu olarak nefsin yeter.”  Bu ayet-i kerime, nice yüzlerin ağaracağı, nice yüzlerin de kararacağı o gün gelmeden önce kendimizi hesaba çekmeyi hatırlatmaktadır. Mizanda amellerimiz tartılmadan evvel, her daim muhasebe bilincimizi diri tutmayı öğretmektedir.
Muhasebe bilinci, “O gün günahkârların dilleri, elleri ve ayakları, yapıp ettikleriyle ilgili aleyhlerine şahitlik edecektir.”  ayetini unutmadan bütün uzuvlarımızın kötülüklere değil, iyiliklere şahitlik edeceği mümince bir hayat yaşamaktır. 
Bir miladi yılın daha son günlerindeyiz. Ömür sermayemizden bir yılı daha tükettik. Kaçınılmaz son olan ölüme bir adım daha yaklaştık. Şimdi hep birlikte kendimize şu soruları soralım: Her şeyin karşılığının tastamam verileceği hesap gününe hazır mıyız? Kur’an ve sünnetin örnek olarak sunduğu bir mümin olabildik mi? Fani hayatın telaşına düştüğümüz kadar, ebedi hayatın kaygısını da taşıdık mı? Amel defterimizde görünce yüzümüzü karartacak kötülüklerden elimizi çekebildik mi? Gönül inciten, kardeşliğimizi zedeleyen kem sözlere karşı dilimize kilit vurabildik mi? Kalbimizi katılaştıran, zihnimizi kirleten her türlü olumsuz duygu ve düşünceden kendimizi arındırabildik mi? Bilerek ya da bilmeyerek işlediğimiz günahlara nedamet gözyaşlarıyla tövbe edip Rabbimizin affına sığınabildik mi?” ifadelerine yer verildi. 

Kaynak: SEZGİN MADRAN