Aydın’ın Kuşadası ilçesinde verdiği konser sırasında bir seyirciyle yaşadığı tartışmayla gündeme gelen Bülent Ersoy, yaptığı açıklamayla geri adım atmadı.

Kuşadası Altın Güvercin Amfi Tiyatro’da sahne alan Ersoy’un, saat 21.00’de başlaması planlanan konserine yaklaşık 1,5 saat gecikmeli çıkması üzerine bir seyirci “Saat kaç oldu? Seyirciye saygı” şeklinde tepki gösterdi.

Seyircinin sözlerine sinirlenen Ersoy, “Saygımdan çıktım buraya” ve “Defol git” gibi ifadelerle karşılık verdi. Tartışmanın büyümesi üzerine Ersoy’un seyirciye küfür ettiği anlar cep telefonu kamerasına yansıdı.

Görüntülerin sosyal medyada yayılmasının ardından eleştirilerin hedefi olan Ersoy, yaşananlarla ilgili kapsamlı bir açıklama yaptı.

Konserin gecikme nedeninin sağlık sorunları olduğunu belirten Ersoy, o gece çok ağır bir hastalık geçirdiğini ve sahneye çıkmadan önce 3 torba serum aldığını söyledi.

Ersoy, başında 4 doktor ve 2 hemşirenin bulunduğunu, buna rağmen konseri iptal etmek yerine yaklaşık 3 bin kişilik seyirciyi hayal kırıklığına uğratmamak için sahneye çıktığını ifade etti.

Ersoy şu açıklamayı yaptı;

"Ancak içlerinden bir adet çatlak ses, “Nerede kaldınız, saat kaç farkında mısınız?” diye seslendi. Sizlere soruyorum, muhterem takipçilerim: üç bin kişinin bana değer vererek izlemeye geldikleri bu gecede, onların hayal kırıklığına uğramaması adına sağlıkla ilgili tüm riskleri göze alarak sahneye çıkan bendenize konser alanında sağlık problemlerim dolayısıyla serum aldığım için gecikeceğim anons edilmesine rağmen “Saat kaç oldu, farkında mısın?” diyen bir kişiye verdiğim cevap bir saygısızlık değil, haddini bilmeyene haddini bildirmek değil midir? Benim anam öldü, babam öldü; sahneye çıktım. Şimdi hastalandım ve yine aynı şekilde konserin yapımcısı sayın Burak Tanrısever beyefendi “Bu halde çıkamazsınız Bülent hanım lütfen konseri başka bir güne alalım ya da iyileştiğiniz vakit nasıl isterseniz öyle yapalım” demesine karşın ben yine de siz muhterem dinleyicilerim mevzu bahis olduğu için her zamanki gibi hastalık nedir dikkate almadım ve almam da zaten! Koluma serumlar takıldı; sahnenin arkasında 4 doktor, 2 hemşire ve Kuşadası Altın Güvercin Amfi Tiyatro’nun önünde bekleyen bir ambulans ile sahneye çıktım ve yine hastalansam yine çıkarım.

Şunu söylemek isterim ki, kim ne yazarsa yazsın, ne söylerse söylesin; haksız yere. Hastalığımın bilgisi daha önceden muhterem dinleyicilerime bildirildiği hâlde, o perişan hâlde sahneye çıkıp saygımı gösterdiğim gecede bir tek kişinin, öylesine yüksek sesle yapmış olduğu terbiyesizlik, zaten tarafımca gerekli olan cevabı almıştır.

Aslında o an benim sahneden inmem gerekirdi. Ama işte, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?” misali, o bir tek kişi için sahneden inmiş olsaydım, o zaman da herkes diyecekti ki: “E, nerede kaldı bu 2999 kişiye duymuş olduğunuz saygı? Bir tek kişi için bizi mağdur mu ettiniz, Sayın Ersoy?” diyeceklerdi. Ben hayatımın hiçbir döneminde pire için yorgan yakmadım, yakmam da!

Benim şahsiyetim, benim insanlara duyduğum saygı ve saygı anlayışı böyle öz bir saygıdır. Ancak bunu anlamayan bir vatandaş, izleyicilerin arasından bana saygısızca seslenip “Nerede kaldın?” derse, elbette cevabını da alır, nitekim aldı da.

Fakat benim en çok üzüldüğüm nokta, değerli basın mensubu arkadaşlarımın attığı başlıkların, sanki dün gece yaşanan olay yalnızca “geç kaldın” diyen bir seyirciyi azarlamaktan ibaretmiş gibi yansıtmalarıdır. Dün gece cereyan eden olay; serumlar nedeniyle geç kalmış, hastalığına rağmen tir tir titreyerek sahneye çıkan ve üç bin seyircisini yalnız bırakmamak için tüm riskleri göze alan bendenizin, şahsına yapılan bir atfa karşı kendisini savunmak zorunda kalması ve buna verdiği cevaptır. Basın müntesibi muhterem arkadaşlarımın yansıttıklarının aksine, naçizane biraz konuya dikkat çekmek için yalnızca “seyircinin bir tanesini azarladı” şeklinde verilerek konunun saptırılıp, hastalığımdan hiç bahsedilmemesi bence ablalarına yapılmış bir haksızlıktır.

Beni yaşatan, ayakta tutan değerli dinleyicilerim; ben 55 yıllık musiki hayatımda halkın sevgisiyle yaşadım, halkın sevgisiyle büyüdüm. Ve yüce Türk halkının önünde saygıyla eğildim, ömrümün son nefesine kadar da bu böyle olacak ve kalacaktır. Benim için asıl önemli olan, yıllardır sevgisini, saygısını ve vefasını esirgemeyen değerli dinleyicilerimdir. Dün gece olduğu gibi, gerektiğinde sağlığımı dahi hiçe sayarak sizlerin karşısına çıkmamın sebebi de işte bu sevgi ve bu öz saygıdır. Ve şahsıma yönelik saygısızca yapılan o sözlerin de gerekli cevabı verilmiştir.

Bu arada bir konuya daha açıklık getirmem gerektiğini düşünüyorum. “Bülent Ersoy sahnede playback yaptı, canlı okumadı” şeklindeki haberleri açıkçası gülerek okudum. Ancak bu konuyu sizlere tüm şeffaflığıyla anlatmak isterim.

Değerli dinleyicilerimden art arda gelen yoğun ısrarlar üzerine “Yüzünü Göremem” adlı eserimi playback olarak seslendirmek zorunda kaldım, çünkü değerli saz arkadaşlarımda bu eserin provası yoktu. Ancak her zaman canlı okuyan bir sanatçı olarak playback yapmak benim alışık olduğum, becerebildiğim bir iş değil; yaptım ama açıkçası o görüntüler beni de rahatsız etmedi değil. Playback başka söylüyor kadın başka söylüyor, senkron tutmuyor; işte bu da şarkıları playback okuyamayışımın en güzel göstergesi. Ben sahneme çıkarım, mikrofonumu elime alırım ve aslanlar gibi ciğerlerim parçalanırcasına Allah vergisi vüsatli sesimle canlı canlı okurum; ya da mikrofon kullanmam, ağzımı oynatıp playback yapamam. Benim musiki anlayışım budur. Dolayısıyla sevgili dinleyicilerim, bu konuda hiç kimse kusura bakmasın; ben playback işini beceremem, Ben insan aldatmayı sevmiyorum, o zaman insanlar benim plağımı koyup evlerinde dinlerler zaten. Ben canlı okumayı bilirim ve bu konuda da kendimle her zaman iftihar etmişimdir. Bitikler gibi davranmamışımdır!

Kuşadası’nın binlerce yıllık mirası dünyaya açılıyor
Kuşadası’nın binlerce yıllık mirası dünyaya açılıyor
İçeriği Görüntüle

Bunun en net ve en güzel ispatı da o geceki konser kayıtlarında mevcuttur. “Doğum Günüm” adlı eserimin mikrofonsuz canlı icrası, konser gecesinden kalan kayıtlarda açıkça bulunmaktadır. Şarkı nasıl okunuyormuş, ses nasıl bakiliğini muhafaza ediyormuş, buyurun izleyin! Dolayısıyla hakkımda yazılan yazılara verebileceğim en güzel cevap yine o kayıtlarda saklıdır. Gerisi laf-ı güzaf… Ben ruhumu teslim edeceğim ama benim sesim taş gibi son nefesime kadar çağlıyor ve çağlayacaktır da.

Aman sefam olsun… Düşmanlarım çatlasın çatır çatır çatlasınlar!”

Kaynak: HABER MERKEZİ