Tarihi kayıtlara göre Osmanlı sarayının gül suyu ve gül yağının önemli bölümünü karşılayan şehirde 10 bin dekarlık alanda gül bahçeleri bulunuyordu.

Evliya Çelebi'nin de Seyahatname'sinde övgüyle bahsettiği gül üretiminin eski günlerine kavuşması için 4 yıl önce Trakya Üniversitesinin öncülüğünde çalışma başlatıldı.

Üniversitede gül bahçeleri oluşturuldu, Edirne gülünün yağ kalitesi ve yetiştirme özellikleriyle ilgili araştırma projeleri yürütüldü. Hasat edilen güllerin yağı çıkartıldı, gül suyu ve gül reçeli üretildi. Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve Edirne Belediyesi de kentin muhtelif alanlarında gül bahçeleri kurdu.

10 bin metrekarelik alana yaklaşık 3 bin kök gül dikilen şehrin yeninden gülcülükte adının öne çıkması için çalışmalar devam ediyor.

Gül bahçeleri yoğun ziyaretçi çekiyor

Edirne Tanıtım ve Turizm Derneği Başkanı Bülent Bacıoğlu, Edirne gülünün turizme ve ekonomiye kazandırılması gerektiğini söyledi.

Gül bahçelerinin göz kamaştırıcı rengi ve kokusuyla ziyaretçilerin ilgisini çektiğini belirten Bacıoğlu, çiçeğin bu özelliklerinden faydalanılması gerektiğini vurguladı.

Edirne gülünün turistik bir öge olacağını anlatan Bacıoğlu, şunları kaydetti:

"Edirne gülünü ana vatanına getirmek için kentteki kurumların çalışmaları var. Amacımız gelecek yıllarda turizm alanında, kırsal kalkınmada katma değer yaratması. Bu tür ürünlerin agro turizmde kullanılması bölge halkına ciddi gelir sağlıyor. Bulgaristan Kazanlık'ta ve Isparta'da ciddi gül üretimi var. Ancak Edirne önemli bir turizm şehri ve Edirne gülünün bu hareketliliğe dahil olması artı bir değer oluşturur.

Parfümeri sektörü, yiyecek-içecek alanında Edirne gülü kullanılmalı. Mayıs, haziran aylarında gül tarlalarının ziyarete açılması ve hasat etkinlikleriyle çok ciddi bir getiri elde edilebilir. Bunun yanında saray mutfağında gülün kullanımıyla ilgili çalışmaları ön plana çıkartıp gastronomi turizmine de katkı sağlanabilir."

Sarayın gül suyu ve yağı ihtiyacı Edirne'den

Trakya Üniversitesi Havsa Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Park ve Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tan ise Edirne gülünü doğduğu topraklara geri kazandırdıkları için mutlu olduklarını ifade etti.

Osmanlı döneminde Edirne'nin gül bahçeleriyle meşhur olduğunu anımsatan Tan, "Edirne sarayının ve İstanbul'daki sarayın tüm gül suyu ve gül yağı ihtiyacı Edirne'deki üretim alanlarından karşılanırmış. Ancak Balkan Savaşları ve göçlerle birlikte gül tarımı zaman içinde önemini yitirmiş." dedi.

Tan, Trakya Üniversitesinin kentin kaybolan değerini yeniden ortaya çıkarmak için çalışmalar yaptığını dile getirdi.

Edirne gülünü kent kültürüne kazandırmayı, turistik ve gelir getirici bir ürün olmasını hedeflediklerini anlatan Tan, şöyle devam etti:

"Amacımız bir kıvılcım yakmak, çevremize duyurmak ve ekmek isteyen üreticilere örnek olmaktı. Bunun yanında Edirne gülünün Bulgaristan gülü ve Isparta gülüyle akrabalık derecelerini ortaya koymak için bilimsel projeler yaptık. İçerdiği yağ bileşenleri, antioksidan içeriklerini ve fenolik madde bileşiklerini ortaya koymaya çalıştık. Bu çalışmalarla Edirne gülünü tanımlamış durumdayız.

Güney Koreli ve Türk gaziler, Ankara'da buluştu Güney Koreli ve Türk gaziler, Ankara'da buluştu

Trakya'nın birçok yerine dağılmış ancak kaybolma noktasına gelmiş, sadece mezarlıklar, cami bahçeleri ve eski evlerin bahçelerinde bulunan bu gülü yeniden canlandırmaya ve tarım arazilerine katmaya çalışıyoruz. Tarım alanlarında ekilmesi ve yağ üretilmesi belli bir süreç alacaktır. Yanında gül işleme tesisleri olmalı."

Edirne gülünün çok önemli bir agro turizm potansiyeli olduğuna dikkati çeken Tan, "İnsanlar o çiçekleri görmek, fotoğraflayabilmek için uzun mesafelerden kalkıp gelebiliyor. Öncelikle gülün çekiciliğini kullanıp agro turizm yönünden faydalanmak ve kente katkı sağlamak istiyoruz. Şehrimizde diğer kurumlarda gülle ilgili çalışmalar başladı. Zaman içinde üretim alanları artacak ve tarım alanlarında önemli bir uçucu yağ bitkisi haline gelecek." diye konuştu.

Kaynak: AA