Etrafını saran dağ silsilelerinin denizden gelen nemli ve yağış bırakan hava kütlelerini kesmesi, bu bölgeyi adeta bir yağmur gölgesinde bırakır. Kış aylarında bile beklenen sağanakların teğet geçtiği Koçarlı ovası, yaz mevsiminde ise kavurucu güneşin altında çatlayan topraklarıyla kentin en kurak ve şanssız noktası olarak istatistiklere yansımaktadır. Çiftçiler, gökyüzünde beliren kara bulutların rüzgarın azizliğine uğrayıp dağılmasını çoğu zaman çaresizce izlemek durumunda kalırlar.
Kuraklığın Zirvesinden Doğan Efsanevi Bereket
Meteolojik veriler ışığında kentin en az yağış alan bu dezavantajlı bölgesinin tarımsal açıdan bir çöle dönüşmesi beklenebilir; ancak doğanın ve insan emeğinin kusursuz işbirliği bu makus talihi tamamen tersine çevirmiştir. Gökyüzünden düşmeyen damlaların eksikliği, yeraltı su kaynakları ve Büyük Menderes Nehri'nin sunduğu sulama imkanlarıyla giderilmektedir. İşin en ilginç yanı ise, bu acımasız kuraklık ve yüksek sıcaklık oranlarının, dünyanın en kaliteli tarım ürünlerinin yetişmesi için mükemmel bir stres ortamı yaratmasıdır.
Sarı Lop İncirinin ve Beyaz Altının Anavatanı
Koçarlı’nın yağmursuz ve nemsiz sert yaz iklimi, yörede "beyaz altın" olarak bilinen pamuğun kozalarının çürümeden, pırıl pırıl ve en uzun lifli haliyle hasat edilmesini sağlar. Aynı şekilde Aydın’ın dünyaca ünlü 'Sarı Lop' cinsi inciri, tam da olgunlaşma döneminde yağmura maruz kalmadığı için o muazzam bal kıvamına ve ince kabuğuna kavuşur. Aşırı su, incirin çatlamasına ve kalitesinin düşmesine neden olacağından, Koçarlı’nın bu şanssız kuraklığı aslında incir ağaçları için bulunmaz bir nimete dönüşür. Zeytin ağaçları da bu zorlu şartlara direnerek köklerini toprağın metrelerce derinliğine salar ve ortaya asit oranı son derece düşük, aroması olağanüstü yüksek zeytinyağları çıkar. Kısacası, gökyüzünün cimriliği, Koçarlı topraklarında dünyanın en tatlı ve en kıymetli meyvelerinin doğuşuna zemin hazırlamaktadır.