Mahkemenin yoksulluk nafakasındaki o ünlü "süresiz olarak" ibaresini iptal etmesi, sistemin baştan aşağı değişeceğinin en büyük sinyali oldu. Özellikle yıllardır "Bir yıl evli kaldım, on yıldır nafaka ödüyorum" diye isyan edenlerin gözü kulağı Ankara'dan gelecek haberlere çevrildi. Peki şimdi ne olacak? Ekim ayında Meclis sıralarına gelmesi beklenen 13. Yargı Paketi, bu kangrenleşmiş sorunu çözmek için masada evlilik süresini baz alan yeni bir formül bulunduruyor.
Kademeli Dönem Başlıyor
Sızan taslaklara göre sistem artık "evlendiğin gün kadar nafaka" mantığına doğru evriliyor. Masadaki en güçlü seçenek, nafaka süresini evliliğin uzunluğuna göre kademelendirmek. Diyelim ki 3 yıllık bir evliliğiniz oldu, boşanma sonrası 5 yıl boyunca nafaka yükümlülüğünüz devam edecek. Bu süre 5 yıllık evlilikler için 7 yıl, 10 yıllık beraberlikler içinse 12 yıl olarak hesaplanıyor. Sürenin dolduğu gün ise ödeme defteri tamamen kapanacak.
Kısa Evliliklere Farklı Tarife
Buradaki en can alıcı nokta, çok kısa süren evliliklerin durumu. 6 ay ya da 1 yıl gibi çok kısa bir süre aynı yastığa baş koyup yollarını ayıran çiftler için asgari bir sınır düşünülüyor. Masadaki plana göre evlilik ne kadar kısa olursa olsun, en az 5 yıllık bir nafaka süresi işletilecek. Elbette hakimin elinde hala güçlü bir inisiyatif bulunacak. Özellikle yaşlılık, hastalık ya da çalışma imkanı olmayan eşlerin mağduriyetini önlemek için mahkemelere "süreyi uzatma" yetkisi tanınması bekleniyor.

Kadın Dernekleri Ayakta
Bir yanda nafaka borcu yüzünden yeni bir hayat kuramadığını söyleyenler varken, madalyonun diğer yüzünde bu karara şiddetle karşı çıkan kadın örgütleri var. Özellikle çalışma hayatında fırsat eşitliğinin olmadığı bir toplumda, süre sınırının kadınları ve çocukları uçuruma iteceğinden korkuluyor. Eşitlik İçin Kadın Platformu gönüllüsü Avukat Merve Çiftçi Davran, asıl meselenin yoksulluk sınırındaki kadını korumak olduğunu hatırlatıyor. Kadınlar iş hayatında erkeklerle eşit konuma gelmeden yasalardaki bu kalkanın kaldırılması, dernekler tarafından büyük bir hak gaspı olarak görülüyor.
Sonuç olarak AYM'nin kararı nafakayı tamamen hayatımızdan çıkarmadı; sadece "sonsuza kadar" süren o belirsizliğe bir neşter vurdu. Şimdi gözler, ekim ayında Meclis'te verilecek o zorlu yasa savaşında.




