Londra İklim Eylemi Haftası'nda uluslararası yatırımcılarla buluşan Bakan Bayraktar, gazetecilerin sorularını yanıtlayarak enerji piyasalarındaki son gelişmeleri paylaştı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) eylem ajandasında küresel çapta 2035'e kadar yüzde 35 elektrifikasyona ulaşma hedefi belirlendiğini hatırlatan Bayraktar, Ankara'nın planlamalarını bu doğrultuya göre şekillendirdiğini bildirdi.
ELEKTRİFİKASYON İKLİM HEDEFLERİ İÇİN ZORUNLU
Bayraktar, elektrifikasyonu enerji stratejisinin tam merkezine koyduklarını söyledi. Uzun dönemli enerji planının beşinci yılını doldurduğunu ve yenileme dönemine girdiklerini belirten Bakan Bayraktar süreci şu sözlerle anlattı:
"Türkiye'nin uzun dönemli enerji planının 5. yılı doluyor ve her 5 yıl bizim bu planı yenileme dönemimiz. Hem bu döneme hem de COP31'e denk gelmesi açısından Cumhurbaşkanı'mızın Antalya'da Türkiye'nin yeni hedeflerini dünyaya duyurması çok önemli. Türkiye'nin hızlı şekilde elektrikleşmesi çok önemli. Elektrifikasyon hedefi Türkiye'nin ve dünyanın iklim hedeflerine ulaşması açısından da en kritik unsurlardan."
Bakan, küresel ısınmayla mücadele konusunda belirlenen oranlar için "Bu çok iddialı ama bunu yapmadığımız zaman iklimle ilgili hedefleri tutturmakta dünya olarak çok zorlanacağız." dedi.
DIŞA BAĞIMLILIĞI DÜŞÜRMEK İÇİN YERLİLİK VURGUSU
Türkiye'nin elektrikte yüzde 65 yerlilik seviyesine ulaştığını vurgulayan Bayraktar, bu alanı büyütmenin dışa bağımlılığı azaltma hedefiyle doğrudan örtüştüğünü savundu.
Hürmüz Boğazı'nda yaşanan son krizlerin Türkiye'yi arz güvenliğinden ziyade fiyat boyutunda etkilediğini anımsattı. Elektrikli araç dönüşümünün akaryakıt ithalatına vuracağı darbeye işaret eden Bayraktar, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bizim yerlilik oranımızın daha yüksek olduğu bir alanı büyütmemiz, dışa bağımlılığımızı düşürmek açısından da stratejik bir karar. Bunun bir başka açısı da son dönemde özellikle Hürmüz Boğazı kaynaklı krizle ilgili. Bu kriz, Türkiye'yi enerji arz güvenliği açısından değil ama fiyatlar açısından etkiledi. Özellikle bir dizel krizi yaşadı dünya, uçak yakıtlarında sıkıntı yaşayan ülkeler oldu. Dolayısıyla biz bu elektrikleşmeden bahsederken ekonominin bütün alanlarında elektrikleşmeden bahsediyoruz. Örneğin, ulaştırmada Türkiye'nin 2035'e geldiğinde belki 6 ile 8 milyon elektrikli araca dönüşen bir filodan bahsediyoruz. Türkiye'de 32 milyon araç var yollarda. Bunun mesela 5,5 milyonu dizel yakıtlı binek araçlar. Bunun yüzde 50'sinin elektriğe döndüğü bir dünyada dizeldeki ithalatımızın da azalacağını öngörerek böyle kapsamlı bir enerji politikası geliştirmek için çalışıyoruz. Bunun detaylarını henüz kamuoyuna açıklamadık."
YENİLENEBİLİR ENERJİYE DEV YATIRIM GEREKİYOR
İddialı elektrifikasyon hedeflerinin altyapısal zorlukları beraberinde getirdiği biliniyor. Verilere göre Türkiye'de ticari binaların yüzde 55'i, sanayinin yüzde 29'u, konutların ise yüzde 22'si elektrikle çalışıyor. Ulaştırma sektöründeki elektrifikasyon oranı binde 5'te kalıyor.
Yenilenebilir enerji altyapısını büyütmek büyük bir finansman gerektiriyor. Bayraktar, 2035 yılına kadar 120 gigavat rüzgar ve güneş enerjisi kurulu gücüne ulaşmayı planladıklarını, hedefe varmak için her yıl 8 ila 10 gigavat yeni gücü sisteme katmaları gerektiğini bildirdi.
Yalnızca bu kapasite artışı 80 milyar dolarlık yatırıma ihtiyaç duyuyor. İletim, dağıtım ve şebeke altyapısına harcanacak 80 milyar dolarla birlikte 2035 yılına kadarki toplam yenilenebilir enerji faturası 160 milyar doları buluyor. Bakan Bayraktar, Londra'da uluslararası yatırımcılara yaptığı sunumda nükleer enerji santrallerinin de eklenmesiyle Türkiye'nin toplam enerji dönüşüm ihtiyacının 200 milyar dolara ulaşacağını duyurdu. Hükümet projelerin finansmanı için uluslararası kuruluşlarla görüşmelerini sürdürüyor.




