Vücudun sağlıklı işleyişi için büyük önem taşıyan kırmızı kan hücreleri, oksijeni dokulara taşımakla görevli ana yapılardır. Bu sürecin sorunsuz ilerlemesi vücuttaki demir miktarı ile doğrudan bağlantılıdır. Hücrelerin içerisinde demiri muhafaza eden ve ihtiyaç duyulan anlarda salınımını gerçekleştiren kan proteinine ferritin adı verilir. Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen testlerle kandaki bu proteinin seviyesi ölçülür. Elde edilen veriler, hastanın demir depolarının doluluk oranını net bir biçimde ortaya koyar.

FERRİTİN NEDİR VE KAN TAHLİLİNDE NE İŞE YARAR?

Vücudun demir kasası işlevini gören ferritin, demirin hücrelerde güvenle tutulmasını sağlar. Kanda bulunan lipitleri, proteinleri ve DNA'yı serbest demirin olası zehirleyici etkilerinden koruyan bu yapı, aynı zamanda yaşamsal faaliyetler için demirin doğru oranda kullanılmasını düzenler. Hastanelerde yapılan basit bir kan testi ile mililitre başına düşen nanogram birimi üzerinden bu proteinin yoğunluğu saptanır. Çıkan sonuçlar hastanın demir eksikliği anemisi yaşayıp yaşamadığını ya da vücutta aşırı demir birikimi olup olmadığını belirlemede kullanılır.

FERRİTİN KAÇ OLMALI, NORMAL DEĞER ARALIĞI NEDİR?

Sağlıklı bir bireyde referans alınan oranlar cinsiyete ve yaşa göre farklılık gösterir. Yetişkin erkeklerde bu rakamın mililitrede 24 ile 336 nanogram arasında kalması beklenir. Kadınlarda ise ideal sınır 24 ile 307 nanogram şeklinde kabul görür. Genel sağlık taramalarında 41 ile 400 birim arası normal sayılır. Yeni doğanlarda 25 ile 200, altı aylıktan 15 yaşa kadar olan çocuklarda ise 7 ile 142 aralığı sağlıklı gelişim tablosunu işaret eder. Sonuçların 20 birimin altına inmesi ya da 400 birimin üzerine çıkması tıbbi müdahale gerektiren tablolar yaratır. Özellikle 1000 birimi aşan sonuçlar karaciğer sirozu, ciddi enfeksiyon veya kanser varlığı riskini barındırır.

FERRİTİN DÜŞÜKLÜĞÜ NE ANLAMA GELİR VE NEDEN OLUR?

Laboratuvar sonuçlarında rakamın 20 nanogramın altında kalması, demir depolarının boşaldığını gösterir. Demir eksikliği anemisi olarak tanımlanan bu tablo, yeterli alyuvar üretiminin yapılamadığı anlamını taşır. Sorunun temelinde genellikle yetersiz beslenme alışkanlıkları yatar. Sindirim sistemindeki emilim bozuklukları, çölyak, kolon polipleri, mide ülseri gibi bağırsak hastalıkları depoları hızla tüketir.

Ağır geçen adet kanamaları, sık doğum yapmak, hamilelik, kürtaj ve düşük süreçleri ile çeşitli kan kayıpları seviyeyi aşağı çeker. Aşırı çay kahve tüketimi, C vitamini yoksunluğu ve işlenmiş et ürünlerinin diyette sıkça yer bulması emilimi olumsuz yönde etkileyen faktörler arasında sıralanır.

FERRİTİN DÜŞÜKLÜĞÜ BELİRTİLERİ NELERDİR, HANGİ HASTALIKLARA YOL AÇAR?

Vücut yeterli demiri bulamadığında ilk tepkisini aşırı yorgunluk ve cilt renginde solukluk ile verir. Hastalar genellikle nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı, baş dönmesi ve kulak çınlaması şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvurur. İlerleyen vakalarda odaklanma sorunları, üşüme, saç dökülmesi, tırnaklarda kolay kırılma, el ve ayaklarda uyuşma ile dilde yaralar ortaya çıkar. Çocuklarda iştahsızlık öne çıkarken, toprak veya buz yeme isteği gibi pika sendromu olarak adlandırılan sıra dışı yeme eğilimleri baş gösterir. Tedavi edilmeyen vakalar kardiyovasküler sorunlara, zayıf bağışıklık sistemine, huzursuz bacak sendromuna ve hamilelerde erken doğum riskine zemin hazırlar. Çocuklarda ise büyüme geriliği, zihinsel problemler ve kas-iskelet sistemi bozuklukları kaçınılmaz hale gelir.

FERRİTİN DÜŞÜKLÜĞÜ NASIL TEDAVİ EDİLİR VE DEĞERLER NASIL YÜKSELTİLİR?

Uzman hekimler öncelikle düşüklüğe yol açan temel nedeni saptar. Ciddi bir altta yatan hastalık yoksa tedavi süreci ağızdan alınan şurup, tablet formunda veya damar yoluyla verilen demir takviyeleriyle başlar. Ortalama üç ile altı ay süren bu ilaç tedavisinin yarıda kesilmemesi büyük önem taşır. Çocuklarda ise tedavi süreci iki öğün arasındaki tam açlık durumunda ilaç verilerek yürütülür ve ailenin beslenme eğitimi alması hedeflenir. Medikal müdahaleye ek olarak beslenme düzeni baştan aşağı yenilenir.


Sığır eti, kuzu eti, karaciğer, tavuk, hindi, balık, mercimek, kuru fasulye, ıspanak, lahana ve brokoli gibi demir zengini gıdalar sofralara dahil edilir. Emilimi artırmak amacıyla yemeklerden hemen sonra çay ve kahve tüketiminden uzak durulur. İleri derece anemilerde ise duruma göre kan nakli, dalağın alınması veya kemik iliği nakli gibi cerrahi yollara başvurulur.

Uzmandan bağışıklığı yenileyen besin önerileri
Uzmandan bağışıklığı yenileyen besin önerileri
İçeriği Görüntüle

FERRİTİN YÜKSEKLİĞİ NEDİR VE BELİRTİLERİ NELERDİR?

Kanda depolanan protein miktarının normal sınırların çok üzerine çıkması, vücutta aşırı demir birikimini ifade eder. Rakamların 400 birimin üzerine tırmanması, hücrelerde toksik etki yaratma potansiyeli taşır. Hastalar bu dönemde açıklanamayan kilo kaybı, eklem ağrıları, karın ile göğüs bölgesinde sancı, vücut kıllarında dökülme ve cinsel isteksizlik gibi problemlerle yüzleşir. Kalp sorunları, kronik yorgunluk ve enerji kaybı da tabloya eşlik eder.

FERRİTİN YÜKSEKLİĞİ NEDEN OLUR VE TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Demir metabolizmasının bozulduğu bu durum genellikle karaciğer hastalıkları, tip 2 diyabet, romatoid artrit ve tiroid bezinin aşırı çalışması gibi sorunların sonucunda gelişir. Sık yapılan alyuvar nakilleri ve vücudun gıdalardan gereğinden fazla demir emmesi değerleri tepe noktaya taşır. Uzmanlar gerekli tetkiklerin ardından altta yatan sebebi bularak tedavi planını oluşturur. Tıbbi gözetim altında tutmak, kan bağışı yapmak, hastadan kontrollü kan almak veya detaylı manyetik rezonans görüntülemeleri ile süreci takip etmek uygulanan temel yöntemler arasında yer alır. Herhangi bir hastalık saptanmayan kişilerde ise yeşil çay, kahve tüketimini artırmak, kalsiyum ağırlıklı beslenmek ve düzenli egzersiz yapmak doktor kontrolünde önerilir.

Kaynak: HABER MERKEZİ