Sayılı günleri , saymadığınız aman ne çabuk geçer,
Daha dün gibiydi ilk günü kutsal Ramazan ayının ,
Dün sona erdi , hem ramazan hem de son günü bayramın.
haftalar gün , aylar hafta, yıllar ise ay gibi gelip geçiyor.
Mevsimler ise öyle çabuk gelip geçiyor ki,
Geçen yıl denizde çekilen fotoğraflar , sararmadan bir yenisi geliyor yaz mevsiminin.
Daha geçen günmüş gibi yediğimiz karpuz , şeftali, üzüm incir, ne çabuk be sene sırayla yeniden diziliyor .
Bu dünyaya bir şeyler oluyor.
Geriye dönüp baktığımızda zaman ne çabuk geçiyor.
Bu baş döndürücü hız içinde kimimiz bu dünyaya tutunamıyor.
Kalanlar ise , geçen günlerden neyi anlıyor..?
Hayatı yaşamayınca insan yaşlanır.
Yaşam içinde çalışan asla yaşlanmaz, yaş alsa da..!
Bakın bu hafta sonu okullar kapanacak, yaz tatili başlıyor.
Çok değil 3 ay sonra yeniden açılınca geçen üç hafta gibi gelecek.
Kışlıkları bile kaldırmadan , 3 ay sonra gene kış gene gelecek.
Kim ne derse dersin, bu dünya çok hızlı dönüyor,
Durdurun dünyayı inecek var , diyesim geliyor.
BİR ÜLKEYİ TANIMANIN EN İYİ YOLU,
BAKMALI NEDİR YAZDIĞI OKUDUĞU
Bu hafta yaz ayının ikinci haftası.
Günler ne çabuk geçiyor.
Çok değil iki ay sonra tekrar açılacak kapılar ,
Okumayı çok da sevmeyen bir millet olduğumuzu belli.
Neden mi..?
geçen hafta Ramazan ayı içinde açılan 2. Aydın Kitap fuarına her etkinlik için her gün gittim , gezdim standları o sıcak çadırın altında,
Sohbet ettiğim kitapçılar geçen ilki yapılan kitap fuarına göre , satışların oldukça düştüğünü açıkladılar.
Bu okuma azlığının yanında , kitapları pek de sevdiğimiz söylenemez.
Başta ev kadınları kitaplıkları çok toz tutuyor diye , evden atmak istedikleri maalesef doğru. Üvey evlat muamelesi gören öksüz ve yetim kitaplar bir türlü evde barınamazlar, ya koliler içinde , balkonda ,ya da rutubetli nemli bodrum köşelerinde
Okulların kapanmasıyla , eski okul kitapları koliler halinde çöplüklerde.
Bereket bir köşeye kenara konuyor da ihtiyacı olanlar yararlanıyor, ya da geri dönüşüm için toplayanlar içindeki bilgiler için değil selüloz’u için adeta odun topluyorlar.
Kendi özdeyişimdir.
Bir milletin refah seviyesine bakmak gerekirse çöp konteynerlerine bakınız.
Gerçekten sokağa çıktığınızda, en yakın köşe başınızdaki çöp konteynerlerine bir göz atın.
Kullanılmayan eşyalar giysiler, çöpün içinde.
Muhtemelen küçülmüş , giysiler, bir üst sınıfa geçen çocukların kitapları ,ihtiyaç fazlası eşyalar,kanepeler,çekyatlar..!
Oysa diğer tarafta ,bunlara ihtiyacı olan ancak arayıp da bulamayan ihtiyaç sahipleri.
Eskiden söküğünü diken , hatta kendi iç çamaşırını ,uzun çizgili nazilli basması pijamalarını evlerindeki dikiş makinelerinde üreten bir nesilden , “kullan at” tüketici toplumuna geçtik.
Eskiden sanayide araba tamir edenler bozuk bir parçayı ,temizler onarır, parçayı çalışır hale getirir ,yerine takardı.
Şimdilerde öyle uğraş yok..!at gitsin, yenisini al , tak gitsin.
Bizler atan değil , tamir eden ve yeniden kazanan bir neslin ahvadıyız..!
Bu gelenek ile kırılan kalpleri, arkadaşlığı atmadan önce tamir eder, özür diler , yeniden eskisinden daha mutlu kullanırdık.
İşte bizimle aynı düşünen ve “ atmadan önce tamir et kullan “ neslinden kalan güzel bir insan..!
Aydın ‘lı öğretmen değerli dostum Şaban Özdemir hocam , “size lazım olmayan bize lazım” kampanyası ile evinizde değiştireceğiniz, ihtiyaç fazlası eşyaları Aydın’a okumaya gelen dar gelirli öğürencilerle buluşturuyor.
ASLİ EĞİTİM GÖREVİNİN YANISIRA , BİR YARDIMSEVER HAMALI GİBİ EŞYALARI İHTİYACI OLANLARA TAŞIYOR.
Eğer sizin de eşyalarınız varsa , tanıyanlar Şaban hocama , ya da bu köşe yazarına en aşağıdaki iletişim bilgilerinden ulaşabilirsiniz.
Lütfen çöp’e atmayın , ihtiyacı olana verin. En azından sokak başlarındaki KIZILAY’ın giysi toplama konyteynerlerine bırakın.
Hem siz başkalarına yardım etmenin manevi hazzını duyun , hem de ihtiyacı olan birinin ,evini şenlendirin.
Hepimiz öğrenci olduk. Gurbette elimizden tutanlar oldu veya olmadı.
Çektiğimiz sıkıntıları biliyoruz. Okumaya gelen Aydın’daki misafir öğrencilere yardım elimizi uzatalım
Evinde eşyası bulunmayan , ihtiyaç sahiplerini mahalle muhtarlarından , Sosyal dayanışma vakıflarından araştırıp bulun, paylaşmanın sevincini onlarla birlikte yaşayın.
Okumak deyince söyleyecek yazacak çok şey var .
Okumak bir kültür işidir.
Beyni çalıştırmak , zihinsel antrenmandır okumak.
Onun için bize yorucu işler uzak dursun.
Ya TV seyrederiz, ya da müzik..!
En az dikkat isteyen ve düşünmeği gerektirmeyen onlarda.
Okumak ise bir kafa yormak işidir..!
Doktorlar dahi alzheimer’ın unutkanlığın, çaresini zihin jimnastiğinde buluyorlar.
Şimdi neden balık hafızalı olduğumuzu anladınız mı..?
Çünkü yeterince kullanamadığımız ve geliştiremediğimiz beynimiz,
Artık bizi idare etmeğe başladı.
Biz onu kullanacağımız yerde,
Beynimiz bizi kullanır oldu.
Biz sadece bildiğimizi okuruz..!
başkalarının yazdığını değil..!
aşağıdaki anekdotta çocuk , temizliği ve saflığı,
Okumayan yetişkinlerde Zeka özrüne neden olur..!
Bir ailenin evinde televizyon arıza yapmış
Tamirci gelip televizyonun arka kapağını açmış ki bir sürü ekmek parçası.
Tabi kimin yaptığını hemen anlamışlar.
Evin 4 yaşındaki kızı.
Bu hangi ailede gerçekleşirse gerçekleşsin ilk gösterilecek tepki genellikle öfkeli bir davranıştır.
Fakat anne öyle yapmamış, çocuğuyla konuşmayı denemiş ve öğrendiklerinden sonra hüngür hüngür ağlamaya başlamış.
Çocuk ekrandaki aç çocukları gördükçe mutfaktan ekmek alıp televizyonun açık bulduğu tek yerinden, arkasındaki ızgaralardan içeri atıyormuş.
Okumak öğrenmek ve bilgelik işte böyle her zaman çocuk kalmak değildir.
Yetişkinlerin kitapları, eğer süslü kütüphanelerde kalırsa,
Okumak sadece cehaleti alır ,
eğer ilimin feyzini almamışsanız ,
semeri baki kalır..!
SÖZÜN ÖZÜ:
BİR ÜLKEDE EKONOMİK GELİŞMEYE PARALEL ,
SOSYAL VE KÜLTÜREL GELİŞME OLMAZSA,
O ÜLKEDE CÜZDANLAR ŞİŞER, VİCDANLAR BOŞALIR.
MEHMET ÖZÇAKIR
PK:110 EFELER AYDIN
GSM : 0.532.3722627