1 Mayıs geldiği zaman her yerde aynı manzarayı görüyoruz. Sendikalar kürsüler kuruyor, marşlar çalıyor ve pankartlar açıyorlar. Siyasiler mesajlar yayımlıyor. Sosyal mecralarda ‘Emek en yüce değerdir’ cümleleri havada uçuşuyor.
Halbuki 1 Mayıs günü etrafınıza bir bakın. Bir yanda sendikalar kutlama yaparken, bayramın asıl sahipleri, belediye işçileri, temizlik görevlileri sokakları temizliyordur…
Meydanda emek konuşulurken birkaç metre ilerideki işçiler sessizce işlerine devam ederler.
Belki de ülkemizin en büyük gerçeği tam olarak burada saklı. Emeği konuşuyoruz ama görmüyoruz. Çünkü gerçek emek çoğu zaman kürsülerde değil, hayatın tam ortasında. Tarlada çalışan çiftçi, hayvanlarının peşinde ter döken besici, sabah hava aydınlanmadan sokağı süpüren işçi, gece vardiyasından çıkıp evine sessizce dönen fabrika çalışanı, güneşin altında çalışan inşaat ustası gibi gibi bu örnekleri çoğaltabiliriz.
1 Mayıs biraz da onları fark etme günü. Çünkü ülkemizde emekçi olmak demek çoğu zaman sessiz kalmayı öğrenmektir. Şikayet etmeden dayanmak, ay sonunu hesaplamak, markette fiyat etiketlerine bakmak, çocuğunun istediği bir şeyi alamayınca içten içe üzülmek…
Eskiden ‘bir işim olsa yeter’ denirdi. Şimdi ise insanlar ay sonunu getiremiyor. Kirasını düşünen, kartlarını düşünen, çocuklarını okutmaya çalışan insanlar var. Emekli olmak eskiden bir ödüldü ama şimdi emekli olunca nasıl geçiniriz diye ikinci bir iş arayan insanlar…
Hal böyleyken dönüp televizyonlarda “El ele vereceğiz, Emek kutsaldır, İşçi başımızın tacıdır” cümlelerini dinliyoruz. İnsanlar artık laftan çok değer görmek farkedilmek istiyor. Teşekkür duymak ve yaptığın işin hor görülmemesini istiyor. Hayatımızda her şey insanların bir işi yapmış olmasından ve emek vermesinden devam ediyor aslında. Elektrik varsa birileri çalıştığı için. Su akıyorsa birileri gece gündüz uğraştığı için. Market rafları doluysa birileri ürettiği için. Tertemiz bir şehre uyanıyorsak biz uyanmadan temizleyen işçiler, emekçiler olduğu için…
Eskiden bedenler yorulurdu. Eve gelip eşinle çocuklarında çay eşliğinde edilen sohbet sonrası sabaha dinlenerek kalkarlardı. Şimdi herkes güçlü görünmeye çalışıyor ama zihinler yorgun. Hem ekonomik olarak hem de ruhsal olarak.
Bugün 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü… Yine büyük cümleler duyacağız ve konuşmalar yapılacak. Ama ben yine de sabah erkenden tarlasına giden veya şehri temizlemeye inen işçileri düşüneceğim. Çünkü en çok çalışanlar en az konuşanlar oluyor…
Hepimizin işçi bayramı kutlu olsun…