Düşünüyorum da kim ne derse desin, şu devirde her şey jet hızıyla geçip gidiyor. Gerçek anlamda her şeyin bu kadar hızlı gitmesine bir türlü alışamadım. Elimizde telefonlar, parmağımızla ekranı yukarı kaydıra kaydıra ömrü de kaydırdık bitirdik. Sabah neye baktık, öğlen neye güldük, akşam neye sinirlendik belli değil. Her şey o kadar anlık ki, tadını almaya vaktimiz kalmıyor.
Peki ya doğa öyle mi? O hiç acele etmiyor. Her şey zamanında güzel... Demişken tam da zamanı geldi, pazar tezgahları kıpkırmızı çilekle doldu. Çilekler bize diyor ki, 'dur bakalım arkadaş, biraz yavaşla. Ben öyle bir tıkla önüne gelmedim, kışı bekledim, baharı bekledim, güneşle kızardım öyle geldim'
Şimdi birileri çıkar, "Yahu markette her mevsim var, ne uğraşacaksın reçelle?" der. Ama o iş öyle değil. O marketten aldığın plastik kokulu şeyle, evin içine o mis gibi kokuyu yaya yaya kaynattığın reçel bir olur mu hiç?
Reçel yapmak aslında dünyaya "Hop, dur bakalım, ben daha ölmedim, buradayım" demektir. O tencerenin başında beklemek, o biriken köpüğünü nazikçe almak bir nevi kafa dinleme, kendi özüne dönme işidir bana kalırsa.
Hazır tam mevsimiyken, fiyatlar da biraz makulken alın üç-beş kilo çilek. Geçin tencerenin başına. Kışın o soğuk günlerinde ekmeğin üstüne sürdüğünde, sadece reçel değil, aslında bu güneşli günlerin emeğini yiyeceksiniz.
Hadi, çok da vaktinizi almayayım, şu benim usulden bir de tarif bırakayım şuraya. Denemesi bedava, tadı ömürlük...
BİZİM USUL ÇİLEK REÇELİ
Öyle çok kurala, kitaba gerek yok. Göz kararı dediysek de bir ayarı var tabi.
Öyle dev gibi, içi boş çilekleri almayın. Küçüklerden seçin hafif sert ve kokulu olanı makbuldür. Onu güzelce ayıklayın, incitmeden yıkayın ama süzgeçte iyice kurusun, sulu kalmasın.
1 kilo çileğe 750-800 gram şeker yeter. Biraz tatlı seviyorum derseniz 1 kg çileğe 1 kg şeker koyabilirsiniz.
Akşamdan tencereye koyun, şekerle baş başa bırakın. Havalar hafif ısındı, o yüzden buzdolabında bekletin. Sabaha o çilek kendi suyunu bir güzel salmış olacak. Dışarıdan su eklemek yok. Bu arada bana göre 2-3 gün bekletin derim. Çünkü şekerle çilek ne kadar çok durursa o kadar iyi özdeşleşir.
Sabrınıza göre 1-2 gün sonra ocağa koyun ama öyle harlı ateş olmasın. Orta karar olsun. İçine bir çay kaşığı tereyağı atın. "Niye?" derseniz, hem reçel parlar hem de o sinir bozucu köpükler taşmaz.
Kaynamaya başladı mı bir yarım saat kadar pişsin. Kapatmaya yakın yarım limonu sıkın içine, şöyle bir-iki taşım daha kaynatın ki şekerlenmesin.
En güzel kısma geldik. Sıcak sıcak kavanoza koyun, kapağını sıkıca kapatıp ters çevirin. Soğumaya bırakın...
Elinize, emeğinize sağlık. Afiyet olsun!