Sosyal medya hayatımıza girmeden önce, akşam haberlerini açar, yaşanan olaylara üzülürdük ama hiçbir zaman başımıza geleceğini düşünmezdik. Bugün neredeyse her gün bir cinayet, şiddet olayı veya dolandırıcılık vakaları artış gösteriyor. Televizyonu da açsak sosyal medyaya da girsek en çok izlenen, dikkat çeken konular bunlar oluyor.
Herkes çok agresif ve sinirli, insanların birbirine tahammülü kalmadı. Ufacık bir yol verme tartışması kanla sonuçlanabiliyor. O kadar gündemimize girdi ki bu konular, olayları duyduktan sonra 1-2 dakika ‘nasıl ya’ diye sorup sonra günlük yaşantımıza devam edebiliyoruz. Aslında bu olayların arkasında, üzülen bir anne, baba, aile, eş dost akrabalar var ve gerçekten ateş düştüğü yeri yakıyor…

Sosyal mecralarda ‘linç’ adı verdikleri bir tepki olayı var. Herkes tanımadığı kişiler için söz sahibi olduğunu düşünüp sıradan videolara dahi sınırsızca hakaret, küfür içerikli yorum atabiliyor. Yani bu hakkı kendinde görüyor. Günlük hayattaki öfkeyi tanımadığı insanlardan çıkarabiliyor.

Bu yaşanan tabloyu bir nedene bağlamak doğru olmaz tabi. Ekonomik sıkıntılar, gelecek kaygısı, iş stresi, aile içindeki sorunlar, teknolojinin hayatımızdaki yeri… Hepsi birer sebep aslında.

Ama hangi gerekçe öne çıkarılırsa çıkarılsın şiddetin hiçbir türlüsü haklı gösterilemez. Çünkü öfke geçer ama verilen zarar belki geri alınamayacak kadar büyüktür.

Bir toplumun aynası sadece başarıları değildir. İnsanların birbirine nasıl davrandığı, tabiri caizse ‘zorbalamadığı’, yaşlılara gösterilen saygı, çocuklara verilen değerler toplumumuzun aynasıdır.

İnsanın aklına şu geliyor. Acaba teknolojinin böyle gelişmesi insanlar arasındaki bağı kopardı mı? Şimdi aynı evlerin içinde herkes telefona bakarken, iletişim kurmadan insanlar nasıl birbirini anlayacak veya sorunlarına çözüm bulacak? Birbirimizi dinlemek yerine cevap vermek için bekliyoruz. Anlamak yerine yargılıyoruz ve konuşmadan etiketliyoruz. Belki de en büyük kaybımız burada başlıyor.

Çocuklar ise bunları izleyerek büyüyor ve iletişimsizliği normal sanıyorlar. Büyükler birbirine nasıl davranırsa onlar da bizlerden görerek bizim aynamız oluyorlar. Eğer sevgiyi, saygıyı ve empatiyi öğretemezsek internette şiddetin nasıl cazip geldiğini izliyorlar. Birçok oyun bu sebeple yasaklanmıştı. Çocukları intihara sürükleyen ‘Mali Balina’ oyunu, Roblox ismindeki oyun uygulaması hepsi çocuklara şiddeti ve kötülüğü aşılıyor.

Disiplini ve sevgi saygıyı öncelikle aile içinde başlatmamız lazım. Çünkü büyük dönüşümler çoğu zaman küçük davranışlarla başlar. Toplum olarak birbirimize daha anlayışlı olmak, biraz daha sabırlı olmak, öfke yerine sağduyuyu seçmek bizi doğru yola götürecek.

Sağlıkla kalın…