İnsan bazı haberleri okurken zorlanabiliyor. Kötü olayları gördükçe, okudukça "Keşke hiç görmeseydim." dediğimiz de oluyor. Adnan Menderes Nehri'nde yaşanan acı olaylar tam da böyleydi.
Bu kez iki çocuğun hayalleri, ailelerinin umutları ve bütün Aydın'ın yüreği o akıntıya kapılıp gitti. Önce 15 yaşındaki Eda Kurtulmuş'un haberi geldi. 93 saat süren aramaların ardından 11 yaşındaki Şahin Özdağ bulundu. İkisi de hayata veda etti. İki evde ayrı gözyaşı vardı ama acıları ortaktı.
Gazetemiz Yeni Kıroba'nın günlerdir takip ettiği haberde olayın ilk anlarını, arama çalışmalarını, cenazeleri ve son olarak ortaya çıkan akıntıya kapılma videolarını gördük. Çocuklar birkaç kişiyle beraber top oynuyor, daha sonra suya kapılıp sürükleniyorlar. Sonrasında ise hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. En azından aileleri için öyle. Eda Kurtulmuş bulunup defnedildi. Arama çalışmaları devam eden Şahin'in ise 93 saat sonunda cansız bedenine ulaşıldı. O da dün gözyaşları içinde toprağa verildi.
Adnan Menderes Nehri kenarlarında suya girip eğlenmek çok tehlikeli. Su insanı kendine doğru çekiyor. Çocukların, hatta yetişkinlerin dahi böyle tehlikeli yerlerde suya istedikleri gibi girip çıkmaları sakıncalı. O bölgelerde yeterli uyarı var mı? Aileler çocuklarının nerede vakit geçirdiğini biliyor mu? Yerel yönetimler, ilgili kurumlar ve toplum olarak riskli alanları yeterince ciddiye alıyor muyuz? Bunların cevabını elbette soruşturmalar verecek.
Ancak soruşturmanın sonucunu beklemeden de söyleyebileceğimiz bir gerçek var: Hiçbir çocuk, serinlemek ya da top oynamak isterken hayatını kaybetmemeli. Çünkü çocuk aklı tehlikeyi yetişkinler gibi hesaplayamaz. Onların görevi oyun oynamaktır, eğlenmektir. Tehlikeyi öngörmek ise büyüklerin görevidir. Belki o gün birkaç uyarı levhası bir şeyi değiştirmeyecekti. Belki değiştirecekti. Belki daha sık yapılan denetimler, belki daha fazla bilinçlendirme, belki ailelerin daha fazla dikkati... Belki de riskli bölgelerin tamamen erişime kapatılması...
Hiçbiri Eda ile Şahin'i geri getirmeyecek.
Ama belki başka Eda'ları, başka Şahin'leri hayata bağlayacak.
İşte bu yüzden bugün suçlu aramaktan önce eksiklerimizi konuşmalıyız. Çünkü her facianın ardından aynı cümleyi kuruyoruz: "Keşke."
O zaman hâlâ öğrenemediğimiz bir ders var. Büyük Menderes'in suları akmaya devam edecek.
Ama biz, o suların iki çocuğun adını da taşıdığını hiçbir zaman unutmamalıyız. Bu olaylar ilk değil. Ne yazık ki gerekli önlemler alınmazsa son da olmayacak.
Eda'nın ve Şahin'in ardından yapılacak en anlamlı davranış, onların isimlerinin bir daha benzer acılarla anılmamasını sağlamak olacaktır.
Çocukluğunu yaşayamayan, genç yaşta hayata veda eden tüm çocuklara… Allah rahmet eylesin.