Aydın’da seçim denildiğinde gözümüzü genellikle siyasete çeviriyoruz. Oysa önümüzdeki haftalarda şehrin ekonomik hayatını yakından ilgilendiren başka bir seçim süreci yaşanacak. Ticaret ve sanayi odaları ile ticaret borsalarında sandıklar kurulacak. Seçim takvimi de oldukça hareketli. Nazilli Ticaret Odası 1 Ekim’de, Aydın Sanayi Odası 2 Ekim’de, Kuşadası Ticaret Odası 3 Ekim’de, Didim Ticaret Odası 4 Ekim’de, Aydın Ticaret Odası ise 7 Ekim’de sandığa gidecek.
Aydın Ticaret Odası’nda mevcut Başkan Hakan Ülken yeniden adaylığını sürdürüyor. Şu an için karşısında açıklanmış bir aday bulunmuyor. Bu durum, AYTO’daki yarışın diğer odalardan farklı bir atmosferde ilerlemesine neden oluyor. Ancak adaylık süreci tamamlanmadan seçim sonucuna dair kesin bir tablo çizmek de doğru olmaz.
Aydın Sanayi Odası’nda ise daha hareketli bir yarış var. Gökhan Maraş ile Mehmet Tuncer arasındaki seçim, Aydın sanayisinin önümüzdeki dönemde hangi anlayışla temsil edileceği açısından dikkat çekiyor.
Nazilli’de Nuri Arslan ile Özen Akgün arasındaki yarışta tarım ve tarıma dayalı sanayinin geleceği öne çıkıyor. Kuşadası ve Didim’de ise turizm ekonomisinin sürdürülebilirliği, sezonun uzatılması ve turizm gelirinin yerel işletmelere daha fazla yansıması önemli başlıklar olarak karşımıza çıkıyor.
Fakat bu seçimlere yalnızca “kim kazanacak?” diye bakmak bana göre eksik. Çünkü oda ve borsalar, üyelerinin günlük sorunlarını takip eden kurumlar olmanın ötesinde, Aydın’ın ekonomik taleplerini Ankara’ya taşıyan önemli temsil mekanizmaları. Seçilecek yönetimler; yatırım, üretim, ihracat, istihdam ve girişimcilik gibi alanlarda önümüzdeki dönemin aktörleri olacak.
Aydın’ın sahip olduğu potansiyel ortada. İncir, zeytin, kestane ve pamuk gibi tarımsal ürünlerimiz, güçlü sanayi kuruluşlarımız, Kuşadası ve Didim gibi turizm merkezlerimiz var. Fakat üretmek artık tek başına yeterli değil. Ürünü markalaştırmak, katma değerini artırmak ve dünya pazarlarında daha güçlü yer edinmek zorundayız. Burada oda ve borsaların nasıl bir rol üstleneceği önem kazanıyor.
Aydın ekonomisi tek merkezden oluşmuyor. Efeler’in ticareti, Nazilli’nin üretimi, Söke’nin tarımı, Çine’nin sanayisi, Kuşadası ve Didim’in turizmi aynı ekonomik bütünün parçaları. Buna rağmen ilçelerimizin ve sektörlerimizin çoğu zaman kendi gündemleri içerisinde hareket ettiğini görüyoruz. Aydın’ın önümüzdeki dönemde ihtiyacı, bu farklı ekonomik güçleri ortak bir hedef etrafında buluşturabilmek.
Ankara’da güçlü temsil elbette önemli. Ancak güçlü temsil yalnızca tanıdıkların çokluğu ile ölçülmez. Aydın’ın önceliklerini doğru belirlemek, bunları ortak bir talebe dönüştürmek ve sonuç alıncaya kadar takip etmek gerekir. Seçim döneminde listeler, kulisler ve destek açıklamaları elbette konuşulacak. Fakat üyelerin asıl bakması gereken yer başka olmalı.
Hangi aday daha çok oy alacak sorusundan önce, hangi yönetim Aydın’ın ekonomik potansiyelini daha iyi değerlendirecek?
Çünkü dört yıl sonra sandığa yeniden gidildiğinde geriye seçim kampanyalarının fotoğrafları değil; getirilen yatırımlar, açılan pazarlar, büyüyen işletmeler ve Aydın’da yaratılan ekonomik değer kalacak. O nedenle bu seçimleri yalnızca oda başkanlarının yarışı olarak görmemek gerekiyor. Bu, aynı zamanda Aydın’ın ekonomik geleceği için bir tercih.
Sandıklar kimin kazanacağını gösterecek;
Asıl mesele, kazananların Aydın’a ne kazandıracağı.