Aydın’da siyaset son yıllarda hiç olmadığı kadar hareketli. Yıllardır aynı partinin içinde siyaset yapan isimler bugün başka bir siyasi yapının çatısı altında yoluna devam ediyor. Dün birlikte yürüyenler bugün farklı saflarda yer alıyor. Dengeler yeniden kuruluyor, siyasi harita değişiyor. Bütün bunları izlerken insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Peki Aydın değişiyor mu?
Çünkü siyaset değişiyor ama Aydın’ın temel meseleleri aynı yerde duruyor. Vatandaşın derdi, hangi partinin tabelasının nerede olduğundan çok daha somut. Esnaf işinin devamını, çiftçi emeğinin karşılığını, gençler geleceğini düşünüyor. Ulaşım, trafik, su, tarım, işsizlik, turizm ve kentin planlı büyümesi hâlâ konuştuğumuz başlıklar. Aydın’ın sahip olduğu potansiyeli tam anlamıyla kullanamaması ise belki de hepsinin üzerinde duran asıl mesele.
Elbette her siyasetçinin kendi gerekçesi, kendi tercihi ve kendi siyasi yolu olabilir. Bir partiden ayrılmak, başka bir partiye geçmek ya da yeni bir yol çizmek siyasetin doğasında var. Buradaki asıl soru başka: Bu değişimlerin merkezinde Aydın var mı? Çünkü vatandaş artık kimin ne söylediğinden çok, ne yaptığına bakıyor.
Belki de Aydın siyasetinin artık başka bir yarışa ihtiyacı var. Kim daha çok konuşacak, kim daha sert açıklama yapacak yarışına değil; kim daha iyi yönetecek, kim daha fazla yatırım getirecek, kim şehrin sorunlarına gerçek çözümler üretecek yarışına. Siyasi rekabet elbette olsun. Ama bu rekabet birbirini tüketmek için değil, Aydın’ı büyütmek için yapılsın.
Çünkü bugün değişen siyasi tabelalar yarın unutulabilir. Geride yapılan işler kalır. Çözülen sorunlar, kazandırılan yatırımlar, açılan istihdam kapıları, gençlere verilen fırsatlar ve şehre bırakılan kalıcı eserler hatırlanır. Siyasetin gerçek ölçüsü de biraz burada başlar.
Aydın’ın siyasi kimliklerden daha büyük bir ortak kimliğe ihtiyacı var: Aydınlı olmanın kimliğine. İncirine, zeytinine, kestanesine, toprağına, denizine, turizmine ve en önemlisi insanına sahip çıkabilmeye. Farklı partilerden, farklı düşüncelerden olabiliriz. Ama sonunda aynı şehirde yaşıyor, aynı sokaklardan geçiyor ve çocuklarımızın geleceğini aynı şehre emanet ediyoruz.
Bu nedenle artık biraz daha birbirimize değil, Aydın’a bakmanın zamanı. Çünkü seçimler gelir geçer, siyasi dengeler değişir, makamlar el değiştirir. Ama bu şehir burada kalır. Aydın’ın derdi de sandıktaki renge göre değişmez.
Siyasetin en önemli sınavı, güç elinizdeyken değil, güç elinizden çıktığında başlar. Bir gün makamlar geride kalacak, siyasi dönemler sona erecek ve bugün siyaset yapanlar yine bu şehrin sokaklarında insanlarla karşılaşacak. O gün geldiğinde Aydın’da başı dik yürüyebilmek, sokağa çıktığında hemşehrisinin yüzüne rahatça bakabilmek, bugünün siyasetçileri için en önemli ölçü olmalı.
Çünkü siyaset geçicidir;
insanın bu şehirde bıraktığı iz kalıcıdır.