Fenerbahçe, tarihinin önemli dönemeçlerinden birinden geçiyor. Kulüp, ilk kez üç yıl üst üste seçim atmosferini yaşıyor. Bu durum yalnızca başkan adaylarının yarışından ibaret değil; aynı zamanda camianın geleceğe dair beklentilerinin, sabrının ve arayışlarının da bir yansıması. Oysa Fenerbahçe’nin yakın tarihi bize farklı bir tablo gösteriyor. 1994 yılından 2025 yılına geçen 31 yılda kulübün başında yalnızca üç başkan görev yaptı.

Hasan Özaydın’ın ardından kulübe el koymaya geliyorum diyen Ali Şen seçilerek 4 yıl, daha sonra Aziz Yıldırım yaklaşık 20 yıl, Ali Koç ise 7 yıl boyunca başkanlık görevini üstlendi. 2025 yılında göreve gelen Sadettin Saran’ın başkanlığı ise sadece 10 ay sürdü. Bu tablo, Fenerbahçe’nin aslında sık başkan değiştiren değil, uzun süreli yönetim gelenekleri olan bir kulüp olduğunu gösteriyor.

Sadettin Saran’ın 10 aylık görev süresi, onu Fenerbahçe tarihinin en kısa süre görev yapan başkanları arasına yerleştirdi.
Kulüp tarihinde daha kısa sürelerle görev yapan isimler ise şunlardır:

Medeni Berk – 3 ay (Mart 1960 - Haziran 1960)
Razi Trak – 5 ay (Kasım 1961 - Mart 1962)
Hasan Özaydın – 7 ay (Mayıs 1994 - Aralık 1994)
Sadettin Saran – 10 ay (Eylül 2025 - Haziran 2026)

Bu listeye dikkatle bakıldığında ilginç bir ortak nokta göze çarpıyor. Medeni Berk’in görev yaptığı dönem, 27 Mayıs 1960 askerî müdahalesinin hemen öncesi ve sonrasındaki çalkantılı günlere denk gelir. Ayrıca Medeni Berk, 27 Mayıs Askeri darbesinde hemşerimiz rahmetli Adnan Menderes’in Başbakan yardımcısıdır.

Razi Trak’ın kısa başkanlığı da Türkiye’nin siyasi istikrarsızlık yaşadığı 1960’lı yılların başında gerçekleşmiştir. Ayrıca Razi Trak’ın 2. Başkanlık dönemi de ne tesadüftür ki yine bir askeri ihtilal dönemine rastlamıştır (1980-1981)
Hasan Özaydın’ın dönemi ise Türkiye’nin ekonomik ve siyasi belirsizliklerle mücadele ettiği 1994 krizinin ortasına rastlar.

Bugün elbette şartlar farklıdır,
Ancak tarih bize şunu gösteriyor: Fenerbahçe’de başkanlık sürelerinin kısaldığı dönemler genellikle ülkenin olağan dışı süreçlerden geçtiği zamanlara denk gelmiştir. Tabi burada bir paradoks var? Acaba Fenerbahçe’de başarı gelince mi ülkede istikrar sağlanıyor, yoksa ülkede istikrar sağlanınca mı Fenerbahçe’de başarı geliyor.! Bunu yaşayarak göreceğiz.

Çünkü Fenerbahçe’nin tarihi, seçimlerden çok istikrar dönemlerinde yazılmıştır. Başkanlar gelir, başkanlar gider. Ancak Fenerbahçe’nin büyüklüğü; seçim sonuçlarından değil, seçim sonrasında aynı hedefe yürüyebilen insanların oluşturduğu birlikten doğar. Bugün kongre üyelerinin önündeki soru yalnızca “Kim kazansın?” sorusu değildir. Belki de daha önemlisi, “Fenerbahçe yeniden nasıl uzun soluklu bir istikrar dönemine kavuşsun?” sorusudur.

Dip Not:
Dar ağacında olsak bile,
Son sözümüz Fenerbahçe..