Aydın’ın incisi, incirin mevsimi geldi. Aydın’da bunu anlamak için takvime bakmaya gerek yok. Bahçelerde hareket başladı, incirler toplanıyor, pazar tezgahları kuruluyor ve incirler görücüye çıkıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Aydın’ın en önemli ürünlerinden biri yine sofralarımızda yer almak için hasat ediliyor.

Geçtiğimiz günlerde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da incir hasadı için Aydın’a geldi. Hasada katıldı, üreticilerle görüştü ve incirle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Açıklanan rakamlar aslında elimizde nasıl büyük bir değer olduğunu bir kez daha gösteriyor. Türkiye, dünya incir üretiminin yüzde 28’ini karşılıyor. Türkiye’de üretilen incirin yaklaşık yüzde 65’i Aydın’dan geliyor. Organik incirde Aydın’ın payı ise yüzde 84’lere kadar çıkıyor. Dünya kuru incir talebinin yaklaşık yüzde 60-65’ini de Türkiye karşılıyor. Şimdi bu rakamlarla bir düşünelim. Dünyada kuru incir denildiğinde Türkiye önemli bir merkez, Türkiye’de ise bunun en önemli adreslerinden biri Aydın.

Aydın’da yaşayan biri olarak incir artık hayatımızın o kadar normal bir parçası ki bazen değerini fark etmiyoruz. Yol kenarında incir bahçelerini görüyoruz, pazarda incir görüyoruz, evimizde incir oluyor. Çocukluğumuzdan beri yiyoruz. Bize sıradan geliyor. Oysa başka bir ülkede yaşayan insan için Aydın inciri sıradan bir ürün değil. Dünyanın dört bir yanına gönderilen, aranan ve para ödenen bir ürün.

Bence burada asıl konuşmamız gereken şey sadece ne kadar incir ürettiğimiz değil, bu üründen üreticinin ne kadar kazandığı. Çünkü üretim rakamları yüksek olabilir, ihracat yapılabilir, dünya pazarında önemli bir yere sahip olabiliriz. Ama bahçedeki üretici bütün bu tablonun sonunda emeğinin karşılığını yeterince alamıyorsa bir yerde sorun var demektir.

Gübre, mazot, işçilik, bahçenin bakımı, hasadı, taşıması… Üreticinin sırtındaki yük her yıl biraz daha artıyor. Bu yüzden Aydın incirde dünya lideri demek tabi gurur verici ama tek başına yeterli değil. Üreticinin de bu liderliğin karşılığını cebinde ve hayatında hissetmesi gerekiyor ki çektiği cefaya değmeli.

Zaten Aydın Valisi Osman Varol da Bakan Yumaklı’nın ziyareti öncesinde üreticinin daha fazla gelir elde etmesi ve incirde katma değerin artırılması gerektiğine dikkat çekmişti. Bence mesele tam olarak burada. Biz yıllardır incir üretiyoruz ama artık sadece üretmek yetmiyor. İnciri daha fazla işleyebiliyor muyuz? Daha yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebiliyor muyuz? Aydın incirini daha güçlü bir marka haline getirebiliyor muyuz? Üreticinin kazancını artırabiliyor muyuz? Bunlar her yıl sorulması gereken sorular.

Bir de son dönemde incirin kalitesiyle ilgili gündeme gelen konular var. Bazı ürünlerin gümrüklerden geri dönmesi, aflatoksin ve benzeri sorunlar konuşuluyor. Bunlar ciddiye alınmalı. Çünkü ihracatta yaşanacak bir kalite sorunu sadece bir üreticiyi değil, Aydın incirinin tamamını etkileyebilir.

Ancak burada bütün inciri kötü gösterecek bir yaklaşım da doğru değil. Bakan Yumaklı da Aydın ziyaretinde gümrükten geri dönen her ürünün “zehir” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Aflatoksin ve okratoksin gibi sorunların sadece hasatta değil, üretimden kurutmaya ve depolamaya kadar farklı aşamalarda ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.

Yani aslında yapılması gereken şey belli. Sorun varsa üzerine gidilmeli. Üretici bilgilendirilecek, kurutma ve depolama şartları iyileştirilecek, denetimler yapılacak. Kaliteden taviz verilmeyecek. Ama aynı zamanda Aydın incirinin yıllardır oluşturduğu değeri de koruyacağız, korumalıyız.

Çünkü incir sadece bir tarım ürünü değil. Aydın’da binlerce ailenin geçim kaynağı. Bahçede çalışan üreticinin, sezonluk işçinin, tüccarın, işletmenin ve ihracatçının ekmeği. Üstelik elimizde sadece incir bahçeleri de yok. Aydın’daki İncir Araştırma Enstitüsü’nde yüzlerce incir çeşidinin genetik kaynağı korunuyor. Yani bu ürünün hem geçmişi hem de geleceği için ciddi bir birikimimiz var.

O yüzden artık incire biraz daha farklı bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Sadece, “Bu yıl kaç ton incir çıktı?” diye sormak yerine “Bu incirden Aydın ne kadar kazandı?” diye de sormalıyız.

Çünkü dünyanın incirinin çoğunu üretmek büyük bir başarı. Ama asıl mesele, bu ürünü daha değerli hale getirip üreticisine daha fazla kazandırabilmek.

Şimdi üzerimize düşen ise, bu değerin kazancının da Aydın’da kalmasını sağlamak.