Aydın’ın o büyüleyici yeşilliğine baktığımızda insanın içini kaplayan o güzel huzur son zamanlarda yerini derin bir kaygıya öfkeye bıraktı.
Neden böyle dedim? Çünkü yaz geldi ve hepimiz aynı korkuyu yaşamaya başladık. Kırsalda yaşayan biri olarak, yangın çıkarsa diye korkuyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Çine’de yaşanan o felaket, göz göre göre gelen bir trajedinin ne kadar somut ve ne kadar yakınımızda olduğunu bir kez daha yüzümüze çarptı.
Bir karı kocanın piknik hevesiyle yaktığı o mangal ateşi, rüzgarın da yardımıyla bir ormanı, binlerce canlıyı ve hepimizin ortak geleceğini kül etti. Adam tutuklandı, haber bültenlerinde günün manşeti oldu, geçip gitti. Peki gerçekten geçip gitti mi?
Asıl sormamız gereken soru şu aslında, bu bir ihmal mi, yoksa yeterince korunamayan göz ardı edilen doğanın sessiz çığlığı mı?
Bu sadece kişiye özel bir ihmal değil, cehaletin, düşüncesizliğin duyarsızlığın en acı tablosu. Adamın tutuklanması, suçlunun hapse girmesi adaleti yerine getirdi belki ama o yanan çam ağaçlarını, küle dönen sincapları, kaplumbağaları, toprağın altındaki binlerce canlıyı geri getiremeyecek. Yıllarca süren o yeşilliğin yerini karartılmış bir toprak tabakası aldı.
Bir diğer yönüyle mesele, koruma ve denetim mekanizmalarımızın yetersizliği. Yaz dönemi geldiğinde ormanlık alanların girişleri neden daha sıkı denetlenmiyor? Neden her koruluk başına caydırıcı önlemler, sıkı devriyeler konmuyor? Tamam, insanımızın vicdanına ve bilincine sesleniyoruz ama bazı durumlarda sadece iyi niyetin yetmediği, yasakların ve denetimlerin demir gibi sert olması gerektiği bir gerçek. Yeterince korunamayan ormanlarımız, ne yazık ki birkaç dikkatsiz insanın kurbanı olmaya devam ediyor.
Çine’deki o yangın yerinde sadece odunlar yanmadı; bizim doğayla olan imtihanımız bir kez daha alev aldı ve kaldık. İçim acıyor, oradan geçen her yeşil alana baktığımda "acaba yarın burada ne kalacak?" diye korkuyorum. Bir mangal keyfi uğruna bir memleketin nefesini kesmeye kimin hakkı var?
Doğa bize hiçbir kötülük yapmıyor, biz doğaya acımıyoruz. Eğer bu mantıkla devam edersek, Aydın’ın o eşsiz yeşilliğinden geriye sadece siyah fotoğraflar ve hüzünlü hatıralar kalacak.
Lütfen ama lütfen, artık ateş yakmayın. Bir anlık heves, bir ömürlük vicdan azabına ve telafisi olmayan bir yıkıma değmez.