Herkes için sıradan ama Aydın için tarihi bir gündü 7 Eylül. Aydın’da yaşayan herkesin hafızasında ayrı bir yeri olan, üzerinden 104 yıl geçmesine rağmen anlamını kaybetmeyen bir tarih. Her yıl olduğu gibi bu yıl da 7 Eylül’ü geride bıraktık. Meydanlarda bayraklar dalgalandı, efeler yerini aldı, çocuklar ödüllendirildi, bando sesleri yükseldi, halk oyunları oynandı. Şehitlikler ziyaret edildi, karanfiller bırakıldı.

Gelin bir de bütün bunların arkasında, 104 yıl önce Aydın’da ne yaşandı ona bakalım.

Aydın, Millî Mücadele yıllarında işgalin acısını yaşayan yerlerden biriydi. Yunan kuvvetleri 27 Mayıs 1919’da Aydın’ı işgal etti. Aydın halkının ve Kuvayı Milliye güçlerinin mücadelesiyle şehir 30 Haziran 1919’da geri alındı ancak bu özgürlük uzun sürmedi ve 4 Temmuz 1919’da Aydın yeniden işgal edildi. Kentimizde yaklaşık üç yıl süren mücadele, Büyük Taarruz’un ardından Türk ordusunun Batı Anadolu’da ilerlemesiyle yeni bir döneme girdi. 7 Eylül 1922’de ise Yunan kuvvetleri Aydın’dan çekildi ve Aydın yeniden özgürlüğüne kavuştu. Aydın Valiliği’nin resmi tarihçesinde de 7 Eylül 1922, Aydın’ın işgalden kurtulduğu tarih olarak yer alıyor.

Bugünden 104 yıl öncesine baktığımızda, 7 Eylül’ün yalnızca bir askerî başarının tarihi olmadığını daha iyi anlıyoruz. O gün, uzun süre işgal altında kalan bir şehrin yeniden kendi kaderine sahip çıkmasının tarihiydi. Evlerinden ayrılmak zorunda kalanların, yakınlarını kaybedenlerin, yokluk içinde mücadele edenlerin ve vatanını savunmak için canını ortaya koyanların ardından gelen bir gündü. Bu nedenle 7 Eylül’ü sadece “Aydın’ın kurtuluş günü” olarak birkaç kelimeyle geçiştirmek, bu tarihin taşıdığı anlamı eksik bırakır.
(Kaynak: T.C. Aydın Valiliği, Aydın’ın tarihçesi ve 7 Eylül Aydın’ın Kurtuluşu)

Kurtuluşun ardından tam 104 yıl geçti. Bu yıl 7 Eylül sabahında Aydın yine aynı tarih için meydanlardaydı. Sabah saatlerinde Valilik önündeki Atatürk Anıtı’na çelenkler sunuldu. İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi. Ardından kutlamaların ikinci adresi Atatürk Kent Meydanı oldu. Programda saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu ve günün anlamına ilişkin konuşmalar yapıldı.
Meydanda bu kez savaşın sesi yerini bandoya, mücadele yıllarının görüntülerinin yerini çocukların şiirleri ve halk oyunları almıştı. Temsili olarak bayrak çeken efelere hediyeleri verildi. Resim, şiir ve kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrenciler ödüllerini aldı. Büyükşehir Belediyesi Bando Ekibi’nin performansı ve halk oyunları gösterileriyle meydandaki program devam etti. Bir tarafta geçmişi temsil eden efeler, diğer tarafta geleceği temsil eden çocuklar vardı. Belki de 7 Eylül’ün en anlamlı görüntülerinden biri bu görüntüler oldu. Çünkü bir şehrin kurtuluşunu anmanın en güzel yollarından biri, o hikâyeyi çocuklara aktarabilmektir.

Günün ilerleyen saatlerinde ise şehitliklere gidildi. Yedi Eylül Şehitler Abidesi ile Çanakkale Şehitleri Anıtı ziyaret edildi, şehitlerin anısına karanfiller bırakıldı. Gün boyu süren törenlerin ardından Atatürk Kent Meydanı bu kez konser için doldu. 7 Eylül etkinlikleri kapsamında Poizi’nin sahne aldığı konserle Aydınlılar geceyi birlikte geçirdi. Günün sabahında resmi törenlerle başlayan 104. yıl programı, akşam saatlerinde müzik ve kalabalıkla devam etti.

Aydınlılar olarak biz 7 Eylül’ü neden kutluyoruz? Sadece bir zaferin yıl dönümü olduğu için mi? Tabi ki hayır. 7 Eylül, Aydın’ın kendi toprağına ve geleceğine sahip çıkmasının simgesidir. Bugün meydanlarda özgürce bayrak sallayabiliyorsak, çocuklarımız aynı meydanlarda şiir okuyabiliyor, halk oyunları oynayabiliyor ve akşam olduğunda konser izleyebiliyorsa bunun geçmişte ödenmiş büyük bir bedeli var.

Bazen yıllar geçtikçe bazı günlerin anlamının sıradanlaşmasından çekiniyorum. Her yıl aynı marşların okunması, aynı törenlerin yapılması, aynı bayrakların göndere çekilmesi bir süre sonra alışkanlığa dönüşebilir. Oysa 7 Eylül’ü sıradanlaştırmamak gerekiyor. Çünkü o gün yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay değil, bugün sahip olduğumuz bağımsızlığın hangi şartlarda kazanıldığını hatırlatan bir gün.
104 yıl önce Aydın’da savaşın ve işgalin izleri vardı. Bugün aynı meydanlarda çocukların sesleri yükseliyor. 104 yıl önce insanlar özgür bir Aydın için mücadele ediyordu, bugün bizler o özgürlüğün yıldönümünü kutluyoruz. Aradan geçen zaman çok uzun olabilir ama değişmeyen şeyler var. Aydın bunları unutmadı..

Bence 7 Eylül’ün bize bıraktığı en önemli görev de bu hafızayı yaşatmak. Çocuklarımıza yalnızca “7 Eylül Aydın’ın kurtuluşudur” demek yetmez. Onlara bu tarihin neden önemli olduğunu, bu topraklarda neler yaşandığını ve bugün sahip olduğumuz değerlerin hangi mücadelelerin ardından geldiğini anlatmak gerekir.

Çünkü bazı tarihler takvimden ibarettir. Bazı tarihler ise bir şehrin kimliğidir. 7 Eylül, Aydın için işte böyle bir tarih.

Önemli bir nokta daha var. Bize bırakılan bu mirası biz gelecek kuşaklara nasıl bırakacağız?

7 Eylül yalnızca geçmişi hatırlamak değil, geleceğe karşı sorumluluğumuzu da hatırlamaktır.