Dün öğleden sonra dağ kesimlerine doğru gök öyle bir gürledi ki, yer gök inledi desem yeridir. Peşinden de bir 10 dakika kadar şakır şakır yağmur bıraktı.

Uzunca bir aradan sonra yağmurun kokusunu özlemiştik. Tabii yağmur denince üreticiler de akla geliyor ister istemez. Tam incir mevsimi üstüyken incirler zarar gördü mü görmedi mi diye düşünmedim değil.

Çünkü tam da incirin sergiye çıktığı, dalında balını bulup kurumaya bırakıldığı o en hassas dönemdeyiz. Dışarıdan bakan birine 10 dakikalık yağmur şaka gibi gelebilir ama üreticiler veya bu memlekette yaşayanlar çok iyi bilirler ki o 10 dakikalık kısacık yağmur bile emeklerin heba olması için yeter de artar bile.

Hava 2 3 gündür zaten kapalı seyrediyordu. Yağmur aniden bastırınca seri davranıp sergideki incirin üzerini örtebilen olduysa şanslıdır.

Ama örtülemeyen ya da dalında tam olgunlaşmış olan o güzelim incirler ne olacak? Yağmuru yediği an suyu içine çeker ve hemen çatlamaya başlar. Bir de üstüne havalar sıcak gidiyor. O yağmurda ıslanan incir sergide kalırsa ekşir, kararır, küflenir. Emek emek topladığın ürün bir anda hurdaya çıkar, tüccarın elinde fiyattan düşer.

Neyse ki yağmurun tek tesellisi sadece 10 dakika sürüp kesilmesi oldu. Eğer arkasından bir poyraz eser de ortalıktaki nemi çabucak dağıtırsa zararı en azından ucundan kıyısından kurtarırız. Ağaçların, yaprakların tozu kalktı deyip geçeriz. Ama hava nemli kalır da arkasından güneş yakmaya devam ederse işte o zaman sergilerin başından ayrılmamak, nemlenen incirleri tek tek havalandırmak gerekecek üreticiler için.

Neyse ki yağmurdan sonra da hava kapalıydı. Arada bir güneş açsa da çoğunlukla bulutlar engel oldu.

Aydın’da yaşayıp da gözün gökyüzünde olmaması imkansız. Dün o kısa yağmura yakalanan, ürünü sergide kalan herkese şimdiden büyük geçmiş olsun. İnşallah rüzgar bizden yana eser de üreticinin de yüzü güler.