Aydın İlinin Türkleşmeye başlaması M.Ö. 6 yüzyıla kadar dayanır.Bu yüzyılda Türkmen boyları Ege sahillerine ulaşmış konargöçer gruplar halindeydi.
Çağlar geçtikçe Aydın’a ve Büyük Menderes Havzasına Konargöçer Türkmen topluluklarının göçleri önceki çağlara göre daha fazla oldu.
Başta “uç” lara yerleşme politikası daha sonra da Büyük Menderes Havzasındaki zeytin ve incir varlığı ,bu göçün önemli nedenlerindendi.
Sebze, meyve çeşitlerinin yanı sıra üzüm, zeytin, incir alanlarının çok geniş olması, bu ürünlerin ekonomik değerleri, konar-göçerlerin yerleşiğe geçmelerindeki en önemli nedenlerden birisi olmuştur.
XI. ve XII. yüzyılda Yörük-Türkmen boylarının büyük topluluklar halinde önce Denizli civarına daha sonra Büyük Menderes vadisine yerleşmelerinin başlıca nedenleri arasında yaylak-kışlak coğrafi yapılarının bulunması ise de bu her iki kesimin de konar-göçerlerin bitkisel besin ihtiyacını karşılamada yeterli ve uygun hem toprak hem de iklim yapısına sahip bulunuşu bulunması idi. İnsan vücudunun enerji ihtiyacını karşılayacak olan şeker ve yağ gereksinimi için, zeytin-zeytinyağı ve incir vadi boyunca ihtiyaçtan çok daha fazla yetişmekteydi.
Aydın oğulları döneminde ise hem Aydın oğulları hem de Menteşe Beyliğinin Cenevizlerle ve Venediklilerle ticareti oldukça yoğun ve yazılı ticari esaslara bağlı olarak yürütülmekteydi.
Hububat ticareti ile ilgili kayıtlar mevcut olmasına rağmen incir ticareti ile ilgili kayıtlara rastlanmamaktadır. Ancak o dönemin Batı Anadolu’da en önemli meyvesinin incir olduğunu unutmamak gerekir.
11.yy.dan beri Anadolu’da yaşayan Müslüman Türk ahali tarafından incirin dini bir motif olduğunu görüyoruz. Özellikle 14.yy.da Anadolu’da başlayan dinsel grupların kurumsallaşması ve Fütüvvet inancının etkisiyle incirin dini bir motif olmuştur.
Rönesans sonrası Yunan ilkçağına karşı ilgi duyan batılı bilim adamlarının yanı sıra seyyahları da hem gezgin merakından hem de Batı Anadolu’da Yunan izlerini, araştırmak amacıyla İzmir, Aydın ve çevresine yoğun geziler düzenlemişler ve bu gezilerini kitaplaştırarak günümüze ulaştırmışlardır.
Bu geziler sırasında incirle de tanışmaları mukadderdi. Notlarına inciri de eklemişlerdir.
Zaten Batı’ya ulaşmış olan incir seyyahlar sayesinde bir daha hatırlandı.
Ve bugünkü incir ihracatının temelleri oluşturuldu.