XIX. Yüzyıl Nüfus Hareketleri: Bu dönemde Ege kıyıları ve çevresinde ticaretin gelişmesi ve tarımsal üretimin artmasıyla Yunanistan anakarasından ve adalardan Batı Anadolu'ya doğru yoğun bir Rum göçü yaşanmıştır.

Bu göçlerden ilkinin nedeni 1826 yılında kurulan Yunan Krallığı ,Yunan Milli Hedefi olarak, Batı Anadolu ve İstanbul’un fethini planlamıştır.

İkinci olarak XIX. Yüzyıl ortalarında Osmanlı toprağı olan Ege adalarında, o dönemde Anadolu’ya göre daha şiddetli yaşanan kuraklık olayı dolayısıyla Batı Anadolu’ya yapılan kitlesel göçler.

Son olarak da 1706 yılında başlayan 1835’e kadar süren özellikle Selanik çevresinde süren veba salgını da İzmir ve çevresine yoğun Rum göçüne sahne olmuştur.

1882 yılında demiryolunun Sarayköy’e ulaşması, Amerikan İç Savaşı'nın İngiliz pamuklu tekstil endüstrisini hammadde krizine soktuğu 1860-1870 yılları arasında başta İngiliz tüccar ve sanayicileri Anadolu’ya akın edip kısa zamanda demiryolu çevresine yerleşince ikinci bir akım olarak Yunan Krallığının teşviki ile binlerce Yunan tüccar ve aracı sınıfı da İzmir-Sarayköy arasındaki demiryolunun tren istasyonları civarına yerleştiler.

1919 yılında Yunan askerlerinin İzmir çıkarması ile başlayan işgalle beraber bu bölgeye yerleşen Yunanlı aile sayısı 320 bine ulaştı. İstasyonlar çevresinde depo edinen bu yeni zümre tüccar,nakliyeci,komisyoncu olarak yeni bir aracı sınıf oluşturarak zeytin,zeytinyağı,pamuk,üzüm meyan kökü,palamut ve incir ticareti ve aracılığı yapmaya başladılar.

Bu ürünlerin hepsi de birer ihraç metaı olup ihraç limanı da İzmir’dir.

Yeni aracıların devreye girmesi ile incir ihracat ve ticaretinde üretime paralel bir artış görülmeye başlandı.

O yıllarda incir ticareti içinde paketleme biçim ve tekniği hem önemli bir yer tutmakta hem de tartışmalara neden olmaktaydı.1853’ta İzmir’e bir gezi düzenleyen Mr. Abbout incir paketleme konusunda Türk-Yunan rekabetini şu şekilde anlatmaktadır:

“Birisi Yunanlıların, Türklerin sanayinin her dalında saf dışı ettiklerini belirten bir şey gösterdi. Küçük bir kutu. Ancak bu rekabetten başka bir şey değildi bence. Bu yörenin en önemli ticareti incirdir. İncir kutulara konulup sevk edilir. Önceleri Türkler incirleri yuvarlak kutulara paketleyip büyük kâr sağlamışlardır. Daha sonra birisi, inciri kare kutular içinde paketlemenin yer açısından tasarruf sağladığını fark etmiş. Yunanlılar bunun üzerine hemen kare kutu imalatına başlamışlar. Türkler ise hala incirleri yuvarlak kutulara paketlemeye devam ediyorlar. Birisi onlara niçin böyle yaptıklarını sorduğunda, o ana kadar hep yuvarlak kutularda paketlediklerini ve bundan sonra da böyle devam etmeleri gerektiğini söylemiştir. Bu durumda Yunanlılar bütün işleri kapmışlar. İşte bu iki ırk arasındaki ilişkilerin özetidir (147).

Bunun yanında İzmir-Aydın demiryolunun ekonomiye getirdiği ek fırsatlardan yararlanan yine bu kesim olmaktaydı. Balatçık (Ortaklar)dan başlayarak Ortakçı’(Burhaniye)ya kadar demiryolu boyunca yeni tüccarlar ve komisyoncular türemişti. Yunanistan Krallığı’nın 1826’dan itibaren nihai milli hedef olarak geliştirdiği “Anadolu’nun işgali” planı gereği pek çok varlıklı ve tüccar sınıfından Yunanlı Ege Adalarından ve kıta Yunanistan’ından Batı Anadolu’ya zikredilen demiryolu hattı boyuna yerleşmişti.

Demiryolu hattı boyunca bölgenin yerli ürünü olan, pamuk, meyan kökü, kuru üzüm, susam, palamut ve incir alımı için iskelelerin(istasyon binalarının)etrafına mağazalar kurulmaya başlandı.

Demiryolunun inşasından sonra, demiryolu ile beraber İzmir-Aydın Sarayköy hattı çevresinde pek çok İngiliz, Alman, Fransız mühendis, arkeolog ve diğer gruplar görünmeye başladı. Bunlar kendi mesleki uğraşıları dışında –başta Söke olmak üzere-arazi sahibi olmaya başladılar. Yabancı, Rum ve Ermeni komisyoncuların yardımlarıyla zor durumda olan incir üreticilerinin bahçelerini de ele geçirmeye başladılar. Özellikle Germencik, İncirliova ve Köşk’te bir kısım incir bahçesi bunların ellerine geçti.

1915 yılında İzmir’de kuru incir ve üzüm kutusu imal eden şirketler,

Despiri Biraderler, İlya Gavanahira, Yani Kapudanaki, Vasiliyo Kandomimiko Koloğlu, Dimitri Kipruyaki, Dimitri Alikivuyadi, Vastaridos, Yorgiyadi İrakliyu idi. Adlarından görüleceği gibi kutu imalatçılarının tamamı Rum idi. Cumhuriyetin ilanından sonra kutu imalatı, Rum imalatçılar,9 Eylül 1922 ve 1924’te mübadeleyle İzmir’i terk ettikleri için Türklere geçmiştir.

Not.Bu yazı dizimizde alıntı kaynakları belirtilmemiş olup işbu dipnotlara “Aydın’ın Balı İncir” adlı kitapta ulaşılabilir.