Ege Bölgesi’nin bereketli topraklarında yaşarken aklımıza takılan bazı sorular var. Bu kadar verimli bir coğrafyada yaşayan insanlar neden geçim sıkıntısı çekiyor?
Bir zamanlar bereketin simgesi olarak dillendirilen bu topraklarda çiftçilerimiz artık mutlu değil. Karşımıza çok çıkıyordur, bugün bir çiftçiye sorun. Size ilk anlatacağı şey üretim sıkıntıları ve gelir azlığıdır. Mazot fiyatlarından başlar, gübre maliyetleri, sulama giderleri diye devam eder.
Çiftçi artık ürününü toprağa koymadan borçları yazmaya başlıyor. Hasat zamanı geldiğinde ise başka bir sorun ortaya çıkıyor. Ürün var ama gelir yok…
Neden böyle olduğunu düşünüyorum. Çünkü sistemde kazananlar çoğu zaman üreten, emeğini çeken insanlar değil, aradaki zincir halkaları oluyor. Tarlada ter döken çiftçi, ürününü maliyetine bile zor satarken, aynı ürünü şehire getirip birkaç kat fazlasına tüketiciye satıyorlar. Bu herkesin bildiği ama tam anlamıyla çözemediği bir gerçektir.
Başka bir diğer sorunsa gençlerin toprağa küsmüş olması. Eskiden babadan oğula geçen tarım veya hayvancılık geleneği bugün yerini ‘başka bir iş bulayım’ arayışına bırakmış. Çünkü gençler görüyor, emek çok ama kazanç az. Bu yüzden köyler yalnız kalmaya başlıyor.
Tarım ülkemiz için gerçekten değerli mi? Yoksa sadece söylemlerde mi böyle geçiyor?
Eğer gerçekten değerliyse, neden çiftçiler ayakta kalmak için sürekli mücadele etmek zorunda kalıyor? Neden üretici desteklenmek yerine kaderine terkedilmiş hissediyor?
Belki de sorun sadece ekonomik değil, bakış açısındadır. Üretime değer veren bir toplumdan, tüketimi ortaya çıkaran bir yapıya dönüşmüş durumdayız. Toprağa değer verenlerden değil kısa yoldan kazanç elde etmenin derdindeyiz. Toprak olmadan hiçbir şeyin aslında olmayacağının farkında değiliz.
Market raflarında gördüğümüz her ürünün arkasında görünmeyen bir emek var aslında. Marketler bize kolaylık gibi görünse de sonuç olarak oradaki ürünleri birileri üretiyor ve bize sunuyor. Önümüze gelen nimetlerin değerini anlamak için umarım geç kalmayız.
Sonuçlar açık, toprağımız hala altın değerinde ama o altına dokunan eller her geçen gün biraz daha yoksullaşıyor…