Aphrodisias’ta binlerce yıllık sütunların gölgesinde yürürken insan yalnızca tarihin içinde dolaşmıyor, aynı zamanda bu toprakların hafızasına da dokunuyor.
Çünkü bir kenti kent yapan sadece taş yapılar değil o taşların arasında yaşayan kültür, gelenek ve sofradır.
İşte bu yüzden Türk Mutfağı Haftası kapsamında Aphrodisias Antik Kenti’nde düzenlenen program, sıradan bir gastronomi etkinliğinden çok daha fazlasını anlattı bize.
Bir yanda asırlardır düğünlerin, hayırların ve imecenin simgesi olan keşkek. Diğer yanda Karacasu’nun ustalarının omzunda taşınarak antik kente getirilen 14 metrelik tahinli pide.
Bununla da sınırlı değildi. Helvası, enginar’ı, kurabiyesi, kuru dolması, zeytini, zeytinyağı ve sahada fazla lezzet.
Sadece lezzetlerde değil el emekleri ile hayat bulan testiler, deriler, ahşaplar hepsi birer miras aslında.
Aphrodisias’ta yalnızca yemek tanıtılmadı. Aydın’ın kültürü, emeği ve ortak hafızası sergilendi.
Keşkek kazanının başında yaşanan görüntü ise belki de günün en anlamlı karelerinden biriydi. Ören yerini gezmeye gelen Avustralyalı bir çift, kazan başındaki hareketliliği merak ederek yaklaştı. Ellerine keşkek tokmağını alıp dövmeyi denediklerinde yüzlerindeki şaşkınlık dikkat çekiciydi. “Çok zor ve zahmetli” dediler.
Evet, çünkü Anadolu mutfağı Aydın mutfağı, sadece tariften ibaret değildir. Emek ister, sabır ister, dayanışma ister.
Bugün dünyanın birçok ülkesinde yemekler hızla hazırlanıp hızla tüketiliyor. Ama bizim coğrafyamızda bazı yemekler bir araya gelmenin, paylaşmanın ve birlikte üretmenin sembolü olmaya devam ediyor. Keşkek tam da bunun adı.
Keşkek demişken, gözlerim orada Aydın keşkeğini neredeyse Dünyaya tanıtan keşkekci Hülya ablamızı aradı. Derken çıkageldi sarıldık hasret giderdik. Sensiz olmazdı burası dedim kendisine, gülüştük.
Keşkek ve pide en dikkat çeken tatlardandı etkinlikte. Ustaların omzunda antik kente taşınan 14 metrelik pide, adeta geçmişten bugüne uzanan bir kültür yürüyüşüne dönüştü. Tarihin ortasında yükselen o görüntü, Aydın mutfağının sadece lezzet değil aynı zamanda görsel bir kültür taşıdığını da gösterdi.
Aydın çoğu zaman inciriyle, zeytiniyle, turizmiyle konuşuluyor. Ancak bu şehir aynı zamanda çok güçlü bir mutfak mirasına sahip. Her ilçenin ayrı bir tadı, ayrı bir hikayesi var. Karacasu’nun pidesi de, kazanlarda dövülen keşkek de bu mirasın yaşayan parçaları.
Belki de en kıymetlisi şuydu bana göre,
Binlerce yıllık Aphrodisias’ın taşları arasında yükselen yemek kokuları, bu toprakların hala yaşamaya devam ettiğini gösteriyordu.
Çünkü kültür sadece müzelerde korunmaz.
Kültür bazen bir keşkek tokmağında, bazen ustaların omzunda taşınan bir pidede yaşar.