Son yıllarda kentlerde bayramlar yerini tatil programlarına bırakırken, kırsalda dip bucak kasabalarda bayramları yaşamak bambaşka. Yaşlıların dualarını almak, gönüllerini fethetmek, daha doğrusu atalarımızdan gelen geleneklerimize sımsıkı tutunan insanları görmek bayramların tadını bir başka yapıyor.
Ramazan geliyor gelecek derken bayramı da bitirdik. Küçük beldelerde gerçekten hala geleneklerine sımsıkı tutunan insanlar var.
Bayramda köyümüzü bir başka deyimle kırsalda yaşayan büyüklerimizi ziyarete gittim.
Müstakil yapı olan bu evlerin, kiler olarak kullanılan bodrumdaki odayı gördüğümde çocukluğumu hatırladım. Mis gibi kireç kokan, kapıları boyasız, bardak – çanak rafları bir o kadar sağlam, dolapları kapının açılacağı yere kadar düşünülmüş inanılmaz güzellikleri ve doğallığı yeniden yaşadım.
Geçen yılların ardından, belli bir yaşa geldikten sonra o günleri daha güzel anlamamız için bu gelenekleri sürdürmeyi oldukça seviyorum. Biz bolluk bereket içinde yaşarken, ‘bir elimiz yağda bir elimiz balda’ misali, o evlerde televizyonun bile olmaması aslında sade bir yaşamın da ne kadar anlamlı güzel olduğunu hissettirmeye yetiyor.
Yaşamaya çalıştığımız, heveslerimizin isteklerimizin sınırının olmadığı bir dünya da yaşarken, o köyde 1 göz odada yaşamını sürdürmeye uğraşıyorlar. Ziyarete gelenleri olunca mutlulukları gözlerinden okunan yaşlılarımızın yanı sıra yürüyemeyen ayaklarıyla, görmeyen gözleriyle ya da farklı engelleriyle misafirleri memnun etmek için çabalamalarında duygulanmamak elde değil.
O insanlara baktığımda şunu görüyorum. Gerçekten aza kanaat etmenin, eşe, büyüğüne küçüğüne daha doğrusu her yaşa saygının, hayatla mücadelenin günümüzde giderek kaybolan örneklerini taşıyorlar o yörenin insanları.
Hayattaki telaşımız bir şeyleri yetiştirmeye çalışmalarımız, o insanların da zamanında öyle oldukları ama yaşlarının geçtikçe durağan ve sade bir hayat yaşadıklarını gördüm.
Aslında baktığımda hayatlarımızın ne kadar da kısa olduğu, koşturmaca içinde geçen ömrümüzde bir yaşlının ziyareti sırasında o sakinlik ve dinginlik bize bir şeyler anlatıyor. Geçip giden yaşlarımız tükeniyor. Hayat bizim için sunulmuş mükemmel bir fırsat. Bol bilgi, bol mutluluk ve bol bol huzurla ömrümüzü sürdürebilmek için çabalıyoruz.
İleri yaşlarda biz de bir kenara çekildiğimizde o eski bayramları yaşayabilecek miyiz…