Banka hesaplarında MASAK denetimi sıkılaşıyor: Belge sunamayanın hesabı kapatılacak
Banka hesaplarında MASAK denetimi sıkılaşıyor: Belge sunamayanın hesabı kapatılacak
İçeriği Görüntüle

Küresel ekonomide uzun süredir devam eden yüksek faiz baskısı, geçmiş yıllarda atılan finansal adımların faturasını ağırlaştırmaya başladı. Özellikle salgın öncesinde ve sonrasındaki düşük faiz ortamında dağıtılan uzun vadeli krediler, günümüzün yüksek faizli ekonomik koşullarında bankalar ve dev yatırım şirketleri için büyük bir risk unsuruna dönüştü. Dünyayı sarsan 2008 finansal krizini öngören isimlerden biri olan ünlü ekonomist Peter Schiff, yatırımcıları uykusuz bırakacak yeni bir senaryoyu gündeme taşıdı. Schiff, konut finansmanı sektöründe sessizce büyüyen risklerin, geçmişteki kriz dönemlerini bile gölgede bırakabilecek tarihi kayıplara zemin hazırladığını belirterek finans dünyasına hayati uyarılarda bulundu.

3 TRİLYON DOLARLIK KORKUTAN SENARYO

Geçtiğimiz günlerde sosyal medya platformları üzerinden değerlendirmelerini paylaşan Peter Schiff, Amerika Birleşik Devletleri mortgage piyasasındaki mevcut durumu mercek altına aldı. Ünlü ekonomist, ortalama yüzde 4,6 faiz oranıyla verilmiş ve ödenmesi için 25 yıl kalmış yaklaşık 8,3 trilyon dolarlık sabit faizli konut kredisinin bulunduğunu hatırlatarak tehlikenin boyutlarına işaret etti. Güncel faiz oranlarının yüzde 7,5 seviyelerinde seyrettiği düşünüldüğünde, bu devasa kredi havuzunun piyasa değerinde 2 trilyon dolarlık bir erime yaşandığı hesaplanıyor. Faiz oranlarının yüzde 8,5 bandına tırmanması halinde ise bu kaybın 3 trilyon dolar gibi inanılması güç bir rakama ulaşacağı tahmin ediliyor.

2008 KRİZİNDEN ÇOK DAHA BÜYÜK BİR YIKIM OLABİLİR

Rakamları ABD piyasasının mevcut dinamikleri üzerinden okuyan Schiff, 2007 ile 2010 yılları arasında yaşanan mortgage krizinde ödenmeyen kredilerin yarattığı toplam zararın 450 milyar dolar civarında olduğunu anımsattı. Ortaya çıkan yeni tablo ise borçlular henüz ödeme zorluğu çekmeden bile piyasa değerindeki düşüşün bu rakamı katbekat aştığını gösteriyor. Geçmişte uygulanan cazip faiz politikalarının ve uzun vadeli sabit ödeme planlarının, bugünkü devasa değerleme kaybını yarattığı vurgulanıyor. Önceki krizde temel sorun kredilerin geri ödenmemesi iken, günümüzde düzenli ödenen kredilerin bile piyasa değerini yitirmesi finans kuruluşlarını köşeye sıkıştırıyor.

SABİT GETİRİLİ VARLIKLAR CAZİBESİNİ YİTİRİYOR

Faiz oranlarındaki yukarı yönlü ivme, sadece yeni kredi çekecek vatandaşları ve şirketleri zorlamakla kalmıyor. Aynı zamanda geçmiş dönemde düşük faizle piyasaya sürülmüş finansal varlıkların değerini de hızla aşağı çekiyor. Yeni verilen kredilerin çok daha yüksek getiri sağladığı mevcut düzende, eski ve düşük faizli krediler yatırımcıların ilgisini kaybediyor. Bu durum, söz konusu kredileri portföyünde tutan yatırımcılar için ciddi bir değerleme zararı yaratıyor. Söz konusu faiz duyarlılığı tahviller ve benzeri sabit getirili araçlar için de geçerliliğini koruyor.

KAĞIT ÜZERİNDEKİ ZARAR İFLAS GETİRİR Mİ?

ABD konut piyasasında yaşanabilecek bu devasa erimenin, söz konusu kredilere dayalı menkul kıymetlere yatırım yapan uluslararası kuruluşları da etkileme potansiyeli bulunuyor. Uzmanlar, hesaplanan bu değer kayıplarının doğrudan bir iflas sarmalı veya anlık bir küresel çöküş anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Sabit faizli borcu olan vatandaşların ödeme planları piyasa faizlerinden etkilenmiyor. Ancak bilançosunda bu kredileri bulunduran dev kurumlar, acil nakit ihtiyacı doğduğunda ve bu varlıkları zararına satmak zorunda kaldığında asıl risk ortaya çıkıyor. Bu sebeple küresel piyasalarda sadece kredi ödemeleri değil, faizlerin banka bilançolarında yaratacağı tahribat da yakından takip ediliyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ