Para politikasının yönüne ilişkin beklentiler, ABD'de açıklanan enflasyon verileriyle birlikte değişebiliyor. Eylül ayında fiyat artışlarının hızlanması, faizlerin yeniden yükseltilmesi ihtimalini gündeme getirirken, bazı FED yetkililerinin ekonomik gelişmeleri izleme yaklaşımı ekim toplantısında bekle-gör seçeneğinin de değerlendirildiğini gösteriyor.
Ekim ayında faizlerin sabit tutulması mümkün mü?
FED, eylül ayındaki toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 aralığına yükseltti. Bu kararın ardından merkez bankasının yeni bir faiz artışına ne zaman gideceği, yatırımcıların temel gündem maddelerinden biri hâline geldi.
Ekim toplantısında faizlerin değiştirilmemesi, bankanın önceki kararın ekonomik etkilerini değerlendirmesine olanak sağlayabilir. Ancak bu ihtimalin gerçekleşmesi, toplantıya kadar açıklanacak veriler ve yetkililerin enflasyon görünümüne ilişkin değerlendirmeleriyle bağlantılı olacak.
ABD'de enflasyonun hedef seviyenin üzerinde kalması, para politikasının sıkı tutulması yönündeki görüşleri destekleyebiliyor. Buna karşılık ekonomik faaliyetlerde yavaşlama veya istihdam piyasasında belirgin bir zayıflama görülmesi, daha temkinli hareket edilmesi gerektiği yönündeki değerlendirmeleri güçlendirebilir.
FED'in faiz kararı açıklanmadan önce piyasadaki beklentiler değişebileceği için mevcut tahminleri kesin sonuç olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bankanın ekim toplantısında alacağı karar, toplantının ardından yayımlanacak metinle netleşecek.
Aralık ayında yeni bir faiz artışı gündeme gelir mi?
Eylül toplantısına ilişkin tutanaklarda, yılın kalan bölümünde yeni bir faiz artışının uygun olabileceğini düşünen yetkililerin bulunduğu görüldü. Bu değerlendirme, aralık ayında yapılacak toplantının da piyasalar açısından önemini artırdı.
FED'in 2026 yılı takviminde aralık toplantısı 8-9 Aralık tarihlerinde yer alıyor. Ekim ayında faizlerin sabit tutulması durumunda bile aralık ayında yeni bir artış yapılması ihtimali ortadan kalkmayacak. Bununla birlikte, aralık kararının ne olacağı ekim toplantısında verilecek mesajlar ve sonraki ekonomik verilerle şekillenecek.
Enflasyonun kalıcı biçimde gerilememesi, faiz artışı beklentilerini destekleyen unsurlardan biri olabilir. Öte yandan ekonomik görünümün değişmesi veya fiyat baskılarının hafiflemesi, FED'in daha farklı bir yol izlemesine neden olabilir. Bu nedenle yıl sonuna ilişkin beklentiler, sabit bir takvimden çok ekonomik verilerin gelişimine bağlı bulunuyor.
FED'in faiz politikası küresel piyasaları nasıl etkiler?
ABD Merkez Bankasının faiz kararları, uluslararası yatırımcıların dolar cinsinden varlıklara yönelme tercihlerini etkileyebiliyor. Faiz oranlarının yükselmesi tahvil getirilerini destekleyebilirken, doların diğer para birimleri karşısındaki hareketi de bu süreçte önem kazanıyor.
Altın, faiz getirisi sağlamayan bir varlık olduğu için yüksek faiz beklentilerinden etkilenebiliyor. Bununla birlikte jeopolitik gelişmeler ve güvenli liman talebi, faizlerin etkisini değiştirebiliyor. Hisse senetleri ve gelişmekte olan ülke piyasaları da ABD'deki para politikasına ilişkin beklentilere tepki verebiliyor.
Ekim toplantısı sonrasında yalnızca faiz oranının ne kadar değiştiğine değil, FED'in aralık ayına ilişkin verdiği mesajlara da bakılacak. Böylece yatırımcılar, yılın son bölümünde para politikasının hangi yönde ilerleyebileceğine ilişkin yeni değerlendirmeler yapabilecek.




