Kuşadası merkezli Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği, doğa yürüyüşlerine devam ediyor. Kış aylarında da devam eden doğa yürüyüşünün bu haftaki rotası Batı Karya’nın kutsal alanı Labranda oldu. Doğal ve kültürel kaynak değerleri açısından bölgenin taşıdığı zenginliğe dikkat çekilen etkinlikte, aynı zamanda çevredeki madencilik faaliyetlerinin yarattığı tahribat da yerinde gözlemlendi. Katılımcılar, hem tarihle iç içe bir yolculuk yaptı hem de Milas’ın korunması gereken değerleri üzerine değerlendirmelerde bulundu.
BATI KARYA’NIN KUTSAL ALANI LABRANDA’YA GİTTİK
Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği Başkanı Bahattin Sürücü yürüyüş ile ilgili olarak şu paylaşımı yaptı:
”Bu haftaki etkinliğimiz için, doğal ve kültürel kaynak değerleri açısından bölgemizin en zengin kentlerinden biri olan Milas’a gittik. Batı Karya’nın kutsal alanlarından biri olan Labranda ve Horasan erenlerinin kurduğu İkiz (Eski) Türbe bölgesinde bir etkinlik gerçekleştirdik.
Böylesine önemli kültür varlıklarının olduğu, eşsiz güzellikteki doğal peyzajın bulunduğu bölgenin çevresinin tamamen maden ocakları tarafından delik deşik edildiğini gördük.
Orman içinde yaptığımız yürüyüşün sonunda Labranda’ya gelerek, Profesyonel turist rehberi Hakan Bahçecioğlu’nun eşliğinde kutsal alanla ilgili bilgi aldık.
Karya kavimlerinin yılın belirli günlerinde toplanarak, çeşitli ayinler ve kurban törenleri yaptıkları ve aynı zamanda ülkeleri için önemli kararlar aldıkları kutsal alanın yapılarını sisler içinde gezdik.
Karya kentlerinden gelen pek çok insanın beraberlerinde getirdikleri adak hayvanları ve adak eşyaları, meyve ve sebzelerle uzun kuyruklar oluşturduklarını, Kutsal alanda rahip ve rahibelerin ilahilerine iştirak eden halkın bir curcuna içerisinde tanrıya adaklarını sunarlarken, soyluların Andron’lar da ülkenin geleceğini konuştuklarını öğrendik.
Kutsal sayılmasına neden olan yarık kayaya çıkarak, buradaki anıt mezarı da ziyaret ettik.

Rotamızın üzerindeki, Horasan erenleri tarafından kurulan Eski (İkiz) Türbe köyüne gittik.
16 yıl önce geldiğimizde İkiz türbelerden birinin tamamen yıkılmış, diğer türbenin duvarının bir bölümünün bir menengiç ağacının devrilmesiyle birlikte yıkıldığını görmüştük.
Kitabesine göre 1025 yılında yapıldığı bilinen Türbelerin restore edilmiş hallerini, değişen camisini, yağlık ve medresenin bulunduğu tarihi yapıları gezdik.
Etkinliğin sonunda Milas’a gelip, bir soygun sonucunda açığa çıkarılarak arkeoloji dünyasının gündemini oturan Hekatomnos’un mezarının bulunduğu Uzunyuva Anıt Mezar ve Müze Kompleksini gezdik.
Arkeopark alanındaki kültür varlıklarını inceledik, Milas’ın ünlü halı ve kilimlerini gördük ve nasıl yapıldıklarıyla ilgili bilgiler aldık.
Kentin içinde yer alan, Fransız asıllı eşi Suzan Menteşe için yaptırılan farklı mimarisi olan Murat Salih Menteşe Evi ve 1930’lu yıllarda Rodos’tan gelen Macar usta ve sanatkarca inşa edilen, Orta Avrupa ve Akdeniz mimari özelliklerini taşıyan evleri dolaştık.

Gerek kent içinde gerekse çevresinde ekoturizm faaliyetleri için büyük zenginlikleri bulunan Milas’ın bu değerlerine sahip çıkması, doğalarını koruması çok önemlidir. Bu zenginliklerin korunarak kullanılıp geleceğe taşınması ve tanıtılması halinde bundan en çok Milaslılar kazançlı çıkacaktır.” ifadelerini kullandı.”




